Yerli malı arama motoru

Umut Gökbayrak
Dec 28, 2016 · 3 min read

Bilmeyenler için hatırlatayım. 26 Aralık 2016 günü ulaştırma bakanı Sayın Arslan, Manisa Medya TV’de canlı yayınlanan bir programda bir yerli arama motorunun yapılmakta olduğunun müjdesini verdi. Bu konuyu zaten sektörden duyuyorduk ama şimdi resmi ağızdan da bir açıklama geldiğine göre üzerine tartışabiliriz.

Sayın Bakanın vizyoner bakışı, Türkiye’de veri saklama, veri merkezlerine yönelik teşviklerden bahsetmesi çok önemli ve değerli. Lakin arama motoru projesine geldiğimizde benim kafam karışıyor.

İster kamu, ister özel sektör insiyatifi ile yapılsın, fark etmez. Eğer bir ürünün, son kullanıcının hayatına dokunan ve fark yaratan bir özelliği yoksa, hiç kimse kullanmaz. 1 + 1 eşittir 2. Bu kadar basit. Hangi işi yapıyorsanız yapın.

Yerli tank, uçak, kruvazör, tüfek bambaşka konular. Bu ürünlerin tek kullanıcısı var, o da silahlı kuvvetler. Ana değer teklifiniz dışa bağımlılığı yok etmek olur ve konu kapanır. Bence çok da doğru bir yaklaşımdır. Peki, bildiğimiz kadarıyla, yerli üretim arama motorunun değer teklifi nedir? “Yerli” olması dışında?… Bir kişi bir arama motorunu sırf yerli malı olduğu için değil, aradığını en hızlı şekilde bulduğu için kullanır. Veri merkezinin hangi kıtada olduğu ile de ilgilenmez, zaten bu teknik detayların farkında bile değil ki büyük çoğunluk.

Şimdi diyebilirsiniz ki, iyi ama Google Türkiye’den her sene yüzmilyonlarca TL para kazanıyor, vergi kaybımız büyük, yerli arama motoru olsaydı, reklam giderleri Türkiye’de kalırdı. Evet, katılıyorum, ne kadar da güzel olurdu. Ama farkındaysanız, bu cümlede yine de son kullanıcıya dokunan net bir faydadan bahsetmiyoruz. Arama sonucunu en doğru ve hızlı bir şekilde döndüremezseniz, takla da atsanız kimseye kullandırtamazsınız. Trafiği olmazsa da oraya kimse reklam vermez. Tavuk, yumurta ikilemi söz konusu.

Üstelik bu Türkiye’de yapılmış ilk yerli arama motoru projesi de değil. Bu sektörde eski olanlar, şu videodaki bazı isimleri hatırlayacaklardır.

Peki diyeceksiniz ki, “Ne yani böyle şeyleri yapmayalım da hiç gelişmesin mi ülkemiz, hep geride mi kalalım?” Yoo hayır. Bence eğer bu işte cidden iddialıysak mutlaka yapalım. Hatta geç bile kaldık. Ama gerçekten de ciddiysek…

Peki ciddi olduğumuzu nasıl anlarız? Öncelikle şu soruyu sorarak başlayayım.

Neden bu arama motorunda hedef kitlemizi Türk kullanıcılar ile kısıtlıyoruz?

Eğer vizyonumuz gerçekten de teknoloji sektörünü desteklemek, Türkiye’de büyük veri alanında uzman mühendisler yetiştirmek ise hedefimizi birinci günden global koyalım. Belki de vizyon zaten öyle, ama ben “yerli arama motoru” denildiğinde global bir vizyon alamıyorum maalesef.

Nutella, fındığı Türkiye’den alıyor. Çünkü fındığımız gerçekten de dünyanın en iyisi. Sırf yerli malı olduğu için değil, fındığın en iyisi olduğu için alıyor. Eğer arama motorumuzla da benzer muameleyi görmek istiyorsak, aynı hedefle ortaya çıkmamız gerekiyor. Google’ın bugün yapamadığı neyi yapacak arama motorumuz? Son kullanıcının hangi gerçek problemini çözecek? Nasıl bir teknoloji kullanacağız? Bunları tartışarak başlayalım.

DuckDuckGo’yu bilir misiniz? Küçücük bir ekiple mesela bu sektöre inovasyon getirmeyi başardı. Değer teklifi, “biz sizi izlemiyoruz” oldu. Fark yarattı ve gitgide büyüyor. Büyük iş başardılar. Örneğin 6 aydır benim varsayılan arama motorum DuckDuckGo oldu ve çok memnunum.

Hepsinden öte, bu işi yapacak olan bilim insanlarını şahsen tanımayı çok isterdim. Eminim sektörden pek çok kişi de benim gibi düşünüyordur. Ben bu insanları Nasa’nın Ay’a insan göndermeden önce astronotları medyaya tanıttığı toplantıdaki gibi basın toplantısı yaparken TV’den izlemek isterdim. Duygulanıp, gözümden bir damla yaş süzüleceğine de eminim.

Zira, bugünün ekonomisinde bir mühendis için Türkiye’den Google ile rekabet edebilecek kapasitede bir arama motoru yapmaya kalkışmak, bırakın Ay’ı, Mars’a gitmek kadar cesaret ister. Ve tabii ki en az o kadar da kompleks teknik sorunları aşmayı gerektirir.

Apollo 11 ekibi, basın konferansı

Tüm kalbimle temenni ediyorum… Umarım bu iş gerçek bir iş planı ile, ürün-pazar uyumu da gözetilerek, üzerine kafa patlatılmış bir pazara giriş stratejisi ile yapılır. Eğer varsa öyle insanlar, uygun ekip kurulur ve sektörde yaratacağı yan sanayiler de düşünülerek gerçek bir girişim gibi ilerler. O zaman bundan tüm ülke faydalanır. Değilse, sonuç malum…

Umarım öyledir…

Umut Gökbayrak

Written by

I turn ideas into software products . http://umutgokbayrak.com

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade