ALO

Bir Perşembe günü telefonun çalar aniden

Eskise de eskimeyen bir dosttur arayan

Bekletmek olmaz, ayıptır.

Açarsın.

İlk duyduğun kelime ‘ALO’dur.

Ah..

Ne çok şey saklıdır bu Alo’da.

Ve bu Alo’yu dillendiren ses;

Değişmiştir ama hala son duyduğun gibidir.

Hala ‘Kardeşim’ diyen bir sestir.

Bir de bu sesin hatırlattığı anılar vardır.

Çocukluklar , yapılan şakalar…

Yüzündeki tebessümün sebebidir onlar.

Ne çok yaşanmışlık dersin kendi kendine

Ne ara yaşadık ?

Ne vakit koptuk da birbirimizden de aramaya dahi zaman bulamadık.

Heyhat..!

Ve bu sorular tebessümüne bir gölge gibi çöker.

Ama unutmuşsundur ki hattın diğer ucunda aziz dostun vardır.

Onun sana anlatmak istedikleri ,

Paylaşıp seni de mutlu etmek istediği mutlulukları vardır.

Dinlersin.

Onun sevincine ondan daha çok sevinirsin.

Telefonu kapattığında , tebessümün üzerine düşen gölgeyi yenmiştir.

Çünkü araya giren zaman bile olsa, ruhlar da kalpler de aynı kaldıkça dostluklar, sonsuzluğa yelken açan birer gemidir bu yolda..