Sistem Karşıtlığı ve Futbol Sevdası

Önce şu soruyu soralım: Bir futbol taraftarı, endüstriyel futbolun bir müşterisi olmadan, sistemin devamlılığına en ufak bir katkı sunmadan futbol taraftarı olmayı sürdürebilir mi?

Mücadele ihtiyacı teorisinde açıklandığı üzere; futbol, toplumsal bir mücadele alanıdır ve taraftarlara, kendilerini mücadelenin bir tarafı olarak hissettikleri oranda mücadele hazzı sağlar. Taraftarlar da bu hazzın karşılığı olarak mücadeleye belli bir katkıda bulunurlar. Yapılan bu katkı maddi bir katkı olmak zorunda değildir. Mücadelenin popülaritesine hizmet eden her türlü viral katkı da -sosyal paylaşımlar, tartışmalar, yorumlar, vs- mücadele için önemlidir ve hatta maddi katkıdan çok daha önemli olduğu bile ileri sürülebilir. Dolayısıyla endüstriyel futbola bir katkı sunmadan, futbol taraftarı olabilmek mümkün değildir.

Diğer taraftan; herhangi bir maddi veya viral katkı sunmadan, sadece izleyici olarak kişinin kendisini mücadeleye dahil hissetmesi de mümkündür. Futbol taraftarı olmakla futbol izleyicisi olmak arasındaki temel fark budur. Şüphesiz ki sistem, sadece izleyici pozisyonunda kalınmasından pek hazzetmez ve bunu engellemek için çeşitli yöntemlere başvurur. Çünkü izleyici olmak herhangi bir karşılık sunmadan mücadele hazzı sağlamak demektir ve sistem, hiçbir şeyi karşılıksız sunmak istemez.

Peki, azılı birer sistem karşıtı olan -veya en azından olması gereken- sosyalistlerin, futbol taraftarı olması bir çelişki midir? Sisteme herhangi bir katkı sunmadan, sadece izleyici pozisyonunda kalarak mücadeleye dahil olunabildiği sürece -ki bu mümkün- evet! Zira sadece alternatifsiz olmaları halinde, sisteme sunacakları katkı için sosyalistlerin geçerli bir gerekçeleri var demektir. Geçerli bir gerekçeleri yoksa, çelişkili davranıyordurlar ve özellikle bilimin ve felsefenin ışığında ilerlemeyi savunan sosyalistlerin çelişkili davranışlar sergilemeye pek hakkı yoktur.

Futbol çok güzel ve tabi ki futbol izleyebiliriz. Fakat taraftar olarak sistemin çıkarlarına hizmet etmek zorunda değiliz!