Starbucks, Bardağı ve Zamazingolar

10 Ağustos 2015'de sosyalbilimler.org’u kurduk. Nasıl bir logo olmalı sorusu ile bir süre cebelleştikten sonra Ahmet’in çizimi ile bu resim ortaya çıktı. Şimdi bakıyorum da henüz iki sene olmamışken bu çizim tam olarak doksanları andırıyor. Disket geliyor aklıma, Hakan Peker, Serdar Ortaç, göbek, zeytin, Power Rangers falan…

sosyalbilimler.org’un ilk logosu / Tasarım: Ahmet Burak Bal

Mevzunun alt tarafı anlaşılabilir de üst tarafı anlamayanlar için belirtelim, kahve bardağı. Bu formata en yakın kahve bardağı Starbucks bardakları. Hani şu üzerine isminizi yazdırdığınız, adınız ile size seslendiğinizde mutlu olduğunuz, onun yanına bir kitap koyup Instagram’a çaktığınız bardak.

Peki bu bardak ne anlatıyor? Çok zor değil aslında mevzu, alttaki bizim klasik manada bildiğimiz çay bardağı altlığı. Her kim bu tasarımı yapmış ise kanunmuşçasına yayılmış memleketin dört bir yanına. 2015'de yapılan bir araştırma verilerine göre Türkiye’de 700 binden fazla kıraathane varmış. O tarihlerde kütüphane sayısı 1118'miş. Ama konu bu değil. Zaten konu hiçbir zaman bu olmadığı için sayı öyle! Şuraya geleceğim… 700 binden fazla kıraathenin ezici çoğunluğu bu çay altlığını kullanıyor, bunlar kıraathaneye giden adamların evinde de oluyor çoğu kez, yeni nesil “koçişko muhabbeti” yapan yeni gelinleri saymazsak… Eee yurtdışından gelen bir turist İstanbul’a geliyorsa bu bardak altlığını da alıyor, hediye falan götürüyor. Buraya kadar mevzu anlaşıldı umarım, alttaki çay bardağı altlığı “Doğu”.

Üstteki Starbucks bardağı da otomatikman kurulduğu yerden temsil ettiği değerlere kadar Batı. Burada hemfikiriz sanırım. “Bizde de Türk kahvesi var.” deme orası ayrı mevzu.

Starbucks, Süvari Caddesi, İzmir / Fotoğraf: Talha Dereci

Starbucks “yerli ve milli” olabilmek, kalabilmek, kabul edilmek ve anılmak için Türk kahvesi satmaya ihtiyaç duyuyor, tıpkı koca Mc Donalds’ın menüsünde sabah kahvaltısına ve Türk çayına yer vermesi gibi.

“Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır.” diyerek de kutsal metne dalma, adamın asabını bozma!

Şimdi bu logoyu dışarıdan bu minvalde okuyan biri sanırım şunu rahatlıkla anlayabilir, hem Doğu’yu hem Batı’yı idrak etmiş, ikisini de es geçmemiş, ikisinden de faydalanmayı ilke edinmiş bir sosyal bilim anlayışı ve bu bağlamda yayınlar yapan bir web site. Hatta bunu “taraflı” okumaya çalışan biri Doğu medeniyeti üstüne inşa edilmiş bir Batı medeniyeti görebilir. “Medeniyet tasavvuru” böyle bir şey olabilir. Böyle okuyan tabi ki meseleyi yanlış anlamıştır.

Özeleştiri: İdeal olan bu olsa da, yani hem Batı’yı hem Doğu’yu es geçmemek, Türkiye gibi bir ülke ve şartlarında ister istemez savunduğunuz birtakım değerler ve bunun pratiklerinin varolduğu coğrafyaları düşündüğünüzde yayınınız daha çok Starbucks bardağı üzerine yoğunlaşmış oluyor, yani Batı merkezli / temalı mevzular. Hoş, tartıştığımız bir çok mevzu, bilim dalı da Batı çıkışlı…


sosyalbilimler.org’un mevcut logosu / Tasarım: Ahmet Burak Bal

30 Nisan 2017'de yenilenen tasarımla yine Ahmet’in çizimiyle logomuz bu halini aldı. Daha moderen… İki yılda eskittik! Rahmetli Bauman’ın akışkan dediği şey biraz da buydu şüphesiz. Kalıcı olamamak, çabuk yıpranmak, çabuk sıkılmak, arayışlar, bitmek tükenmek bilmeyen arayışlar ve bitip tükenen bedenler…

Starbucks bardağının, klasik Türk çay bardağı altlığını biçimlendirmesi ve hatta kendine dönüştürmeye başlaması, içine alması. Kendinden bir parçaymışçasına gözükmesi. Ahmet nasıl yorumlayıp bu noktaya getirdi bilemiyorum ama böyle bir okuma tarzı çok da garipsenmez sanırım. Hani derler ya; ben böyle gördüm!

Günümüz dünyasında Batı, Doğu’yu da -evet her şeye rağmen- biçimlendirmeli. Benzetebilse kendisine ne alâ!

Evet Batıcıyım, batının keşke ahlakını da alabilseydik be dostum! Ve modernistim. Hadi bana inanmıyorsun, kocaaa profesör diyor onun da mı hükmü yok?

Prof. Dr. Nevzat Kaya, Dokuz Eylül Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü / 21 Haziran 2017 tarihli Facebook görüşmesi.

Benim modernist olduğumu muhtar dese inanırdınız, tabi.


Pride 2017 için İstiklal Caddesi’ne gittim. Starbucks’tan bir kahve alıp soluklanayım derken içeride Japon turist kafilesi ile karşılaştım.

Japon turistlerden biri, Amerika (Batı) merkezli bir kahve zincirinden, üzerinde Türkiye‘yi (Doğu) anımsatan sembollerin olduğu bir kahve bardağını alarak hediye paketi yaptırdı. Ülkesine döndüğünde Türkiye’ye dair, ona özgü “geleneksel bir hediye” getirdiği için eşini, dostunu sevindirecekti. Sen de tam o sırada, sınır, vatan, millet muhabbeti yapmaya devam et.


Starbucks’ta otururken Nuri Pakdil okuyan ve İslam davasının nidalarını çapraz masadakini keserken göklere yükselten dindar kardeşim, sen de iyi ki varsın. Yoksa yaşanmazdı bu ülkede.


Bir de kaliteli masalarını ve bedava internetini esirgemeyip Müslümanca bir tavır sergileyerek büyük sevap işleyen Starbucks’a da çok teşekkürler. Tebliğ ve irşad yapınız lütfen ve fethediniz bu coğrafyayı! Size çok şey borçluyum.

Starbucks, Süvari Caddesi, İzmir / Fotoğraf: Talha Dereci

Haa unutmadan! Bardağa isim yazdırma mevzusu…

Kadın ismimi sordu, cevabı alınca “Sizin isminiz mi?” dedi, “Evet” dedim. Yazmaya çalışırken ikinci a harfini beceremedi, “Aaa yazamadım, artık ne kadar uzaksa bana!” dedi.

“Merak etmeyiniz, yalnız değilsiniz, ülke de kendisinden bi’haber” dedim.

Öyle işte…


Yazma eylemi boyunca dinlenilen müzik:

Grup Gündoğarken, Ankara’dan Abim Geldi, Ankara’dan Abim Geldi (1992)

Apple Music | Spotify | YouTube

Talha Dereci
uzak@talhadereci.org
Facebook / Instagram