Neyse O!

Kimseyi yalanlar ile hakkı olan doğrulardan mahrum bırakamayız. Yalan çok bencilce yapılan ve bazen de sık sık tekrarlanan bir günah.

Yanımıza kar kalması gerçekten büyük bir zihinsel tahribat yapıyor. Yalanın pek de karlı olduğu söylenemez.

Gurura yenilirken onurdan kaybetmenin neresi doğru olabilir, yalanlar da böyledir işte.

Yalan en nihayetinde kişinin kendi eksiklerini örtbas etmek veya birisi manipüle etmek için kullanılır.

Bir birey kendi gerçeği ile yüzleşmediği zaman yalan söyleme alışkanlığı da kalıcı olur.

Neden yalan söylüyoruz? Yalanın mevcut olmadığı bir ortam nasıl mümkündür ve böyle bir ortamın kendine özgü nitelikleri nasıl olur?


Samimiyetin saf olduğu yerde sevgi çok güçlü bir varlığa sahip olur. Sevdiklerimizle yalanın hüküm sürdüğü bir atmosferde ilişki kuruyorsak, ancak gaz odasına tıkılmış oluruz. Yalanlar zehirli ve bulaşıcıdır. Yalanlar kendini yaşatmak için daha fazla yalana ihtiyaç duyarlar. Yalanı alışkanlık haline getirmek bu yönüyle dipsiz bir kuruya düşmek gibidir.

Bu ne yani;
Her yönden yaman bir çelişki,

Bir tanesi yetmiyormuş gibi 
Foya ortaya çıkmasın diye
Binlercesi sırayla gelip
Gerçeklikten uzakta
Kendi başına buyruk

Hayatı ve nefesi kirleten.

Doğrusu gelmeden nasıl bağışlanabilir.

Like what you read? Give Ömer Melih Aksoy a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.