ABD’nin planı savaşı uzatmak ve Suriye’yi bölmek (Elijah J. Magnier röportajı)

30 yıldan uzun süredir Ortadoğu ülkelerinde çalışan, şu anda Kuveyt merkezli medya kuruluşu el-Rai’de şef dış politika muhabiri olan gazeteci Elijah J. Magnier, savaşın daha uzun yıllar devam edeceği ve Suriye’nin bölünmesiyle sonuçlanacağı kanısında. Magnier’ye göre Şam rejimi ve Rusya’nın planı ise, Suriye’nin önemli kentlerinde kontrolü alarak ellerini güçlendirmek. Bu bölgeleri ‘kullanışlı Suriye’ olarak adlandıran Magnier, ABD’nin çıkarının savaşın uzamasında olduğunu savunuyor. Rusya, İran ve Hizbullah’ın, kaynaklarını Suriye’de harcamasının ABD’nin avantajına olduğunu belirten Magnier, kasımdaki seçimlerin ardından göreve başlayacak yeni başkanın da Suriye politikasında radikal bir değişiklik yapmayacağını savunuyor.

Rusya ve Suriye rejimi, sizin ‘kullanışlı Suriye’ olarak adlandırdığınız toprakların bir parçası olan Halep’te, muhaliflerin direnişini kırmaya yönelik çabalarını artırdı. Önümüzdeki aylarda doğu Halep’in rejimin eline geçeceğini düşünüyor musunuz? Öte yandan ABD’nin, Rusya ve rejimin ilerleyişini durdurmak için muhaliflere omuzdan atılan uçaksavar füzesi (MANPAD) vereceğine dair söylentiler de var. Şu halde Halep’te son dönemde yaşanan gelişmeler, sizce Suriye’deki savaşın genel gidişatını nasıl etkiler?

Halep’in er ya da geç Suriye ordusu ve müttefiklerinin kontrolüne geçmesi bekleniyor. Suriye’nin sanayi başkenti Halep’i tutmak, rejimin temel stratejik planının bir parçası. Bu plan, Başkan Esad’ın Suriye’nin önemli şehirlerinde kontrolü ele geçirmesi ve kendisini bir müzakereci, aktör ve çözümün bir parçası olarak benimsetmesi de bu planın parçası. Halep, gelecekte doğu ve kuzeye yapılacak saldırılar için de bir platform. Buna karşın, Halep’in doğusunu şehir savaşıyla ele geçirmek kolay olmayacaktır.

Muhaliflere bölge ülkeleri tarafından bir yıldan uzun bir süre önce MANPAD verildi. Çeşitli MANPAD’lerin Suriye savaşında kullanıldığını gördük. Ancak bunlar sınırlı sayıdaydı, isyancı ve radikal grupların elinde büyük miktarda uçaksavar silahı olmadı. Ancak Suriye savaşının yakın gelecekte sona ermesi beklenmediğinden, isyancıların elinde MANPAD’leri görmemiz kuvvetle muhtemel. Ancak böyle bir hamleye Rusya, Yemen’deki savaşa müdahil olarak karşılık verebilir. Dahası, ABD ile Rusya’nın anlaşması, savaşa ciddi biçimde müdahil olan Körfez ülkelerinin beklentilerini karşılamadı. Bu nedenle bu ülkeler, muhaliflerin Şam ve müttefikleriyle mücadeleye devam edebilmesi için, MANPAD sevkıyatı da dahil her şeyi yapabilirler. Muhaliflere MANPAD temin etmenin çeşitli yolları var: Ürdün ya da Türkiye üzerinden. Türkiye’nin, Rusya ile ilişkilerini yeniden bozacak bir faaliyette yer alması muhtemel değil. Bu nedenle sevkıyat için kuzeydeki Kürt bölgeleri kullanılabilir.

ABD’nin Suriye politikasında iki kilit unsurun olduğunu düşünüyorsunuz: Savaşın mümkün olduğunca uzaması ve sonunda Suriye’nin bölünmesi. Ancak rejim ‘kullanışlı Suriye’yi ele geçirse bile, geriye üzerinde çekişme olan büyük toprak parçaları kalacak. Şu halde savaşın, bölgesel ve küresel güçler Suriye’nin nasıl bölündüğünden tatmin olana dek, yıllar boyunca süreceğini söyleyebilir miyiz?

Doğru. Kullanışlı Suriye’nin ardından ülkenin büyük bölümü diğer tarafların elinde kalacak. Suriye’nin bölünmesi için, ABD’nin temsilcisi konumundaki güçlerin, Suriye’nin doğusu ve kuzeyini kontrol altına alması gerekiyor, bugün Kürtlerin yavaşça gerçekleştirdiği gibi. Türk birliklerinin Suriye’nin kuzeyindeki varlığı, ABD’nin planını bozacak bir durum. Ancak henüz hiçbir şey bitmiş değil. Rakka meselesi, muhtemelen önümüzdeki yıl veya bir sonraki yıl halledilecek. Türkiye Rakka’ya ilerlerse, ABD’nin Suriye’yi, Irak’ta olduğu gibi Kürtlere bir devlet verilecek biçimde bölme planı bozulur.

Evet, savaşın uzun yıllar devam edeceğini söyleyebiliriz. ABD ulusal güvenlik birimleri, savaşın uzun bir süre daha devam etmesini öngörüyor. İran’ın kaynaklarını kurutmak, Hizbullah’ı Suriye’yle meşgul etmek ve Rusya’nın Ortadoğu’daki bir çatışmayı sonlandırmakta başarısız olduğunu göstermek, ABD ve İsrail’in avantajına.

Bugün gelinen noktada, Beşar Esad’ın gitmesi ile kalması arasında büyük bir fark var mı?

Esad’lı Suriye, Esad’sız Suriye’den farklı, ama çok da değil. Esad giderse, İran’ın ‘direniş ekseni’ sarsılır ama büyük zarar görmez. Çünkü Suriye’deki kamplar, açıkça belli olmuş durumda. Başta İran olmak üzere Esad’ın müttefikleri, son yıllarda lojistik ve yerel desteğin sürekli biçimde sağlanması için sağlam bir temel yarattı. Savaşın radikaller tarafından empoze edilen mezhepsel boyutu nedeniyle azınlıklar, Sünni işadamları ve savaşmayan insanlar Esad’ın kampında yer aldı.

ABD’nin yeni başkanı önümüzdeki ay belli olacak. Yeni dönemde ABD’nin Suriye politikasının büyük bir değişime uğrayacağını düşünüyor musunuz?

Yeni başkan, ülkesinin çıkarlarını gözetmek ve ulusal güvenlik ekibi tarafından kendisine sunulan seçeneklerden birini tercih etmek zorunda olacak. Yeni başkanın politikası, ancak önümüzdeki yıl Şubat, Mart aylarında uygulanmaya başlayabilecek. İşler taktik düzeyde değişebilir, ancak stratejik düzeyde değil. Radikal grupların Suriye’de savaşı ne kadar uzun sürerse, dikkatlerini Avrupa, ABD ve bunların müttefiklerine o kadar az çevirebilirler. Cihatçılar, üzerinde savaşacakları sağlam bir temel istiyor ve Suriye (ve Yemen) onlara bunu veriyor: Şu anda Bilad el-Şam için savaşıyorlar.

Türkiye’nin Suriye’deki savaşın başından bu yana izlediği politika hakkındaki düşünceleriniz neler?

Türkiye, savaşın başlamasından bu yana kendi çıkarlarına odaklandı, Suriye’de güçlü bir şekilde tutunmanın en uygun yolunu aradı. Halep çevresine odaklanarak burada kendi politikasını destekleyecek güçlü gruplar inşa etmeye çalıştı.

Türkiye Halep’in muhalifler tarafından geri alınmasını başaramadı ama Ahrar Şam, Nureddin Zengi, Sultan Murad gibi güçlü vekillere sahip olarak bölgede nüfuz elde etti. Ne var ki, bu adımın bir bedeli oldu. Radikal militanlar Türkiye topraklarına girdi. IŞİD’i yıllardır takip eden biri olarak, özellikle de sosyal medyada daha açık oldukları 2014 yılında, IŞİD komutanlarının, Suriye’ye ulaşmak isteyen yabancı savaşçılara Türkiye’de kalma talimatı verdiklerini fark etmiştim. IŞİD, insan gücü eksikliği çekmediği için o dönemde Irak ve Suriye’ye komşu ülkelerde bir toplum yaratmak istedi. Militanlardan bu ülkelerde evlenmelerini ve iş bulmalarını istiyorlardı. Türk yetkililerin, bu uzun vadeli stratejik tehdidi kayıp vermeden atlatabileceklerini düşündüklerine inanıyorum.

Başarısız darbe, Türk yetkililerin kimin dost, kimin düşman olduğu konusunda daha fazla düşünmelerine yardımcı oldu. Türkiye, ABD yönetiminin bölgede dostları değil, çıkarları olduğunu fark etti. Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’ye karşı daha dengeli bir politika izlemeye başladı. Ne var ki, önümüzde uzun bir savaş var ve oyuncular arasındaki politikalar sürekli değişiyor. Daima ortaya çıkan sürpriz unsurlarla müttefiklerle düşmanlar arasındaki dinamikler değişiyor.

Like what you read? Give Volga Kuşçuoğlu a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.