Trump ve Putin’in ortak hayali: Bu düzen değişecek

ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politikada gerçekleştirmeyi öngördüğü en önemli değişikliklerden biri, Rusya ile ilişkileri düzeltmek üzerineydi. Ancak Trump’ın bu planı, ABD Kongresi ve istihbarat kurumlarında büyük dirençle karşılaştı. Rusya’nın, geçen yılki ABD başkanlık seçimlerine Trump lehine müdahalesi ve Trump ile ekibinin Moskova bağlantılarına ilişkin iddialar hakkında yürütülen soruşturmalar, Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in istifasına neden oldu. Halen devam eden soruşturmaların hedefinde, Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner’ın da aralarında bulunduğu isimler yer alıyor. Bu gelişmelerin ardından, Trump yönetiminin Rusya ile ilişkileri geliştirme planında geri adım attığı görüldü. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, geçen hafta Rusya Kırım’ı Ukrayna’ya iade etmediği sürece bu ülkeye yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılmayacağını açıkladı. Bu açıklamanın, Trump’ın daha önce ‘modası geçmiş’ dediği NATO’nun dışişleri bakanları toplantısında gelmesi de dikkat çekti.

Ancak son günlerde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Donald Trump’tan ‘dünya düzeninin değişmesi’ konusunda art arda benzer demeçler geldi. Lavrov, ABD’de ‘neocon’ kesime yakınlığıyla bilinen National Interest dergisine verdiği mülakatta dünyanın ‘Batı sonrası’ bir düzene geçmekte olduğunu savundu. Soğuk Savaş dönemindeki çatışmaların, iki blokun ‘periferi’ bölgelerinde yaşandığını ifade eden Lavrov, bugünse terörün tarafları ayırmayan küresel bir tehdit haline geldiğini vurguladı. Lavrov, yine Soğuk Savaş’ın aksine taraflar arasında ideolojik farklılıkların olmadığını, her iki tarafın da demokrasiyi ve serbest piyasa ekonmisini benimsediğini ifade etti. Lavrov’a göre Batı sonrası dünya düzeni, bu çerçevede ‘Amerikan müstesnacılığının’ terk edilmesini ve küresel düzeyde bir işbirliği yapılmasını savunuyor. Moskova, önceki Başkan Barack Obama yönetiminin aksine Trump’ın bu anlayışa yakın olabileceğini düşünüyor.

Donald Trump ise İngiliz Financial Times gazetesinin dünkü sayısında yayımlanan mülakatında ‘İkinci Dünya Savaşı sonrası liberal dünya düzenini’ değiştirmeye niyetli olduğunu ima eden sözler sarfetti.

Trump, Financial Times muhabirinin “Sizden önceki başkanların çoğundan daha yıkıcı bir dil kullanıyorsunuz. Dünyanın anlamakta zorlandığı ise bu şekilde dünya düzenini yavaşça tahrip etmeye yönelik bir egzersiz mi yaptığınız, yoksa savaş sonrası liberal düzeni temelden değiştirmek mi istediğiniz” şeklindeki sorusunda verdiği yanıtta dünyanın halihazırda birçok sorunu olduğunu belirterek “Bu bir egzersiz değil. Bu sadece laftan ibaret değil. Konuşmak Birleşik Devletler’i bir yere getirmiyor” yanıtını verdi.

Trump bu sözleriyle ‘küreselci’ düzeni değiştirme niyetini ima ederken, bunun nasıl olacağı konusunda ise bir ipucu vermiyor. Örneğin Amerikan şirketlerinin Çin gibi işgücünün ucuz ülkelerde üretim yapmasını eleştiren ve fabrikalarını yurt içine taşımalarını isteyen Trump’ın, dünya düzeninde değişiklik hedefini siyasi alana taşıyıp taşımayacağı bilinmiyor. Amerikan medyasında Trump’ın göreve gelmesinin ardından yapılan yorumlarda, sık sık liberal değerlerin terk edileceği endişesinden bahsediliyor.

Rusya ve ABD’nin öngördüğü değişikliklerin ne derece paralel olduğu belirsizliğini koruyor. Ancak her iki devletin de bir biçimde değişiklikten yana olması, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, dünyanın ABD ve Sovyetler Birliği ortaklığında etki alanlarına bölünerek yönetileceği yönündeki tezleri hatırlatıyor.

Like what you read? Give Volga Kuşçuoğlu a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.