Bilenler bilir ( Buğra :) ) çok uzun yazamıyorum. Sizlere bu yazımda neredeyse 5 aydır devam etmekte olan Berlin maceramızı özetlemeye çalışacağım. Kısa başlıklar, nedenler, mevcut sonuçlar şeklinde ilerlemeye çalışacağım.

Neden taşındık?

Her şey eşimin çocukların okulunu ne yapacağız? diye sormasıyla başladı.
İlkokul bulma serüvenimizde “adres değişikliği” yaparak geçiçi bir çözüm ürettik ama ileride başlayacak olan ortaokul serüveni gözümüzü iyice korkuttu. Üzerinde PISA (Uluslararası Eğitim Değerlendirme Testi) sonuçları yıllardır iç açıcı gözükmüyordu. Aileye elbette çok iş düşüyor ama buna rağmen ticarethaneye dönüşen özel okullarda devam etmeye ne maddi ne manevi cesaret edemedik.
+ Çocukların sorgulayan, sorguladıkları için yargılanmayan bir ortamda büyümelerini istiyorduk.

Türkiye de durumlar nasıldı?

Açıkcası bizim için işler güzeldi. Ne kadar ekonomik sorun olsa da mesleğimizden dolayı en az etkilenen kesimlerden biri “geliştiriciler” diye düşünüyorum. Aile ortamı, iyi bir iş, iyi bir çevre, iyi arkadaşlar, dostlar... Bu kadar güzel şeyi geride bırakıp gitmek aslında çok da mantıklı değil. Ama… Büyük bir amamız var işte yukarıda yazıyor.

Başvuru ve ilk adımlar

Aklımızda gitmeyi netleştirtikten sonra iş arama ve araştırma süreci başladı. Okuduğum ve istifade ettiğim üç önemli kaynak vardı. Hunili meslektaşımız , yazıların kalitesine hayran kaldığım Hayat ve Seyahat ve videolarını beğendiğim Şafak Salda

İlk iş görüşmeleri çok paldır küldür oldu. Yerlerde sürünen İngilizcem ile geçemedim. Bu arada aktif olarak İngilizce konuşabileceğim platformlarda pratik yapmaya çalıştım. Arkadaşlarımı ofiste sıkıştırıp İngilizce interview yaptırıyordum o mübarek insanlara teşekkürler :)

Almanya da okul açılma dönemi yaklaştığı için artık yeni başvuru yapma sürecini ertelemeye karar verdim.

Çocukların yeni okul yılında direkt başlamalarını istiyordum. Mevcut okullarından ayrılmak “ayrılık” içinde yeni bir okula başlamanın onlara pek iyi gelmeyeceğini öngörmüştüm.

Özellikle gelen test case leri yapıp gönderip sonra çok güzel olmuş ama “seni İngilizcenden elemek zorunda kaldık” lafları canımı sıkmıştı. Yeni başvuru yapmayıp İngilizceye odaklanmaya karar vermiştim. Ama görüştüğüm yerlerden biri olumlu dönüş yaptı ve süreç başladı…

Vizemiz biraz geçte olsa çıktı. Pasaportlara Blue Card vizesi vuruldu. En büyük problem olan ev bulma sürecini eşyalı yüksek maliyetli bir ev tutarak aştık. Ancak ev Ağustos da müsait oluyordu. Şirket ise vize çıktıktan sonra en hızlı şekilde gelmemi istyordu. Bu nedenle airbnb den öğrenci evinde bir oda ayarlayıp 15 gün burada zorlu şartlar altında yaşadım :)

İlk gün

Uçaktan inip bütün bölgelerde geçerli olan en pahalı bileti alıp toplu taşımaya bindim. Son durakta kontrole denk geldim. Gururla biletimi gösterdim. “Aşağı inelim” dediler. İndik. Bileti makineye onaylatmadığım için oracıkta 60 eurocuğumu aldılar.

İlk iş günü

İlk gün talihsizlikler peşimi bırakmadı ve bilgisayara login dahi olamadım :)
Sonradan klavyenin İngilizce gözükmesine rağmen Almanca’ya döndüştüğünü farkettim. Restart edince yeniden Almanca oluyordu… Heyecan şu bu derken ilk günü, ilk haftayı ve ilk ayı atlattık :)
İngilizcem yerlerde sürünüyor ama derdimi anlatabiliyordum. Sonra yavaş yavaş gelişmeye devam etti.

İlk parti

İşe başladıktan bir süre sonra yaz partisine katıldık. Burada eğlenmeği biliyorlar… Ama yediğim ekmekten domuz eti çıkması beni çok şaşırtmıştı.
Sen de mi ekmek? Deyip bu konuyu kapatıyorum.

TR-DE iş tatmini

Türkiye de çok yorulup kaliteli ve güzel işler yapıyorduk. Gene çalışılan firmaya göre değişir ama burada yeni teknolojiler deneyecek ortamlar henüz göremedim.

Size kalan zaman ve ulaşım

Toplu taşıma çok iyi olduğu için rahat ve yorulmadan eve ulaşabiliyorsunuz. Hatta bisiklet kiralama firmaları üzerinden çeşitli denemeler yaptım ve işe uzun süre bisikletle gittim. Patates! gibi eve gitmediğimiz için aileyle geçirilen zamanda kalite ve zaman artışı meydana geldi.

Çalışma arkadaşları kültür farkı

Aynı kültürden olduğumuz için Türkiye’de daha iyi anlaştığımızı farkettim. Şimdi burada garip örnekler vermek istemiyorum. Ama bazı konuşma biçimleri veya hareketler size garip ve yabacı gelebiliyor. Herkesin ana dili İngilizce olmadığı için cümlelerde yanlış anlamaya sebep olacak şeyler oluyor. Günün sonunda sakin olup pozitif düşünmekte fayda var :)
Bizim takımda Arnavutlar var. Kültürler kesiştiği için çok ortak yön bulabiliyoruz. Buda güzel muhabbetlere vesile oluyor.

Adaptasyon

Çocuklar için öğretmenlerle üç kere toplantı talep ettik. Her defasında ciddi ilerlemeler kaydettik. Öğretmenlerin özverisi sayesinde çocuklar bu süreci daha iyi geçiriyorlar.
Eşim Almanca kursuna gidiyor. Tr de çalışmaya başlamıştı. Burada da ilerletiyor.
Ben, işime ve İngilizeme odaklandım. Almanca çok gerilerde benim için. Kuralları ve düzeni öğrenip ilerliyorum.

Giderler

Gelmeden önce çok fazla alışveriş videosu izlemiştim. Şimdi haftalık olarak dergiler eve geliyor. Sadece bunların fotoğrafını koysalar yetermiş :)

Türk veya Alman bakkalardan 1 kg kıymayı 4–5 euroya alabilirsiniz.
Tereyağı 250 gram 1.5 euro
Çekirdek 750 gram 2.5 euro :)
4 kişilik bir ailenın mutfak masrafları 600–700 euro arası

Ev kirası ise en büyük kalem. Uzun süredir aynı evde yaşayanlar için büyük sorun olmazken bizim gibi yeni gelenler genelde ilk etapta eşyalı eve geçmek zorunda kalıyor. Türkiye’de alıştığınız ev konforuna burada yaklaşmanız sanırım mümkün değil. http://immobilienscout24.de üzerinden kiralara bakabilirsiniz. Ama ilk geldiğinizde 1200 euro kirası (50–55 m2) olan bir eve geçerseniz 3 kirada depozito vereceğinizden en az 4800 euro cebinizde olması gereken minimum tutar. Fikir vermesi için bu örneği veriyorum.

Sağlık harcamaları

Kızımıza diş teli takılması gerekiyordu. (Ortodondik tedavi) Türkiye’de bu işlemler biraz pahalıya malolacaktı. Burada yaklaşık 1200 euro değerindeki işlemlerin önce %80'i karşılanıyor işlem bitince ödediğiniz %20'yi de size iade ediyorlar.
Eşim bir kere doktora gitmişti ve eczaneye verdiğimiz paranın neredeyse tamamını iade aldık.

Döner

Celal Usta, Bayramoğlu, Ali Usta dan döner yiyenlerin burada döner beğenmesi sanırım imkansız. Türkiye’de tercih etmediğim tavuk döneri burada yiyorum çünkü etten daha lezzetli.

Almanya’da Türkler

Burada eskiden beri yaşayanlar ve yeni gelenler (yeni dalga) olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bizim iki kesimden de tanıdıklarımız oldu. Uzun zamandır yaşayanlar çok sıkıntılar çektiği için sizin ayağınıza taş değsin istemiyor. Elinden gelen bütün desteği veriyorlar.
Buraya yeni gelen Türk aileler, Türkiye’nin eğitimli kesimi. Ciddi anlamda beyin göçü deyip geçiyorum.

Irkçılık veya uygunsuz tavırlar

Burada yaşlılar biraz huysuz olabiliyor. Toplu taşımada boş yer olmasına rağmen arkadaşımın çocuğunun başında bekleyip onu kucağına almasını bekleyen birine denk geldik. Sonra biri seslenince “burada yer var” diye kadın gitti ama dönerken bakıp söylenmişti. Almanca bilmediğimiz için ters bir şey söyleniyorsa bile anlamıyoruz doğrusu :)

Temizlik

Toplu tasima maalesef temiz degil, duraklarda sigara iciliyor, bazen arac icinde bile sigara icen gorebilirsiniz. Evsizler cok fazla. Bunlarin gidecek yeri olmasina ragmen boyle bir yasami tercih ediyorlar. Tavsiyeler basliginda madde 5'i de unutmayin.

Garip olaylar

Arkadaşımla Metro (U-bahn) dan inmeye çalışan tekerlikli sandalyeli ve çocuklu bir kadına, kondüktör kapıyı kapatırken kapıyı tuttuk. Kadın indi sonra biz geri bindik ve bize hopörlerden Almanca “lütfen kapıyı tutmayın” diyerek defalarca fırça kaydılar :)

Burada iklim protestosuna katıldığımda insanların ailesiyle bebek, çocuk demeden gelmesi, okulların iş yerlerinin bugüne özel izin vermesi. Binlerce insanın sorunsuz protesto yapıp sorunsuz dağılması beni çok şaşırtmıştı.

Sabah işe giderken U-bahn da üçlü koltukta uyuyan (muhtemelen evsiz hayatı yaşayan) biri için araç durdu. İki görevli gelip genç çocuğa “günaydın” deyip kibarca kaldırdılar. Hatta uyku sersemi olduğundan düşmemesi için destek dahi oldular.

100 – 200 kişi bir araya gelince telefonlar çalışmıyor.

Sonuç

8 ve 9 yaşında iki çocuğu olan bir aile olarak buraya gelmek gerçekten zor ve büyük bir iş. Asıl amacımız olan eğitime ulaştık mı? Ben maddelerimi yazayım siz karar verin. Çünkü parametreler herkes için farklı olabilir.

  1. Sabah 8 akşam 4 arası okul
  2. Yüzme ve fitness dersleri asla atlanmıyor
  3. Çocuklar ekstra Almanca dersi alıyor.
  4. Kocaman bahçesi olan içinde kümes hayvanı beslenen bahçeli bir okul
  5. Okulun bahçesinde, Türkiye’de büyük parklarda sayılı miktarda gördüğümüz eğlence alanları var.
  6. Teneffüslerde çocuklar dışarı çıkmak zorunda
  7. Düzenli olarak müze gezmeleri yapıyorlar.
  8. Okulun “aktif” bir kütüphanesi var.
  9. Öğretmenler çok ilgili ve her sınıfta bir ana bir yardımcı öğretmen var.
  10. Matematik, iki spor öğretmeni, iki sınıf öğretmeni (biri yardımcı), Türkçe öğretmeni, Almanca dersi için öğretmen, ek Almanca dersleri için öğretmen.
  11. Üçüncü sınıf öğrencisi okulda oyuncak arabalarla oynayabiliyor.
  12. Okulda iki çeşit yemek seçme hakkınız var. Vejeteryan veya normal beslenme.
  13. Çocukların kendını özel hissettirecek şeyler var. Mesela ismi yazan havluluk, dolap gibi alanlar mevcut.
  14. Çocuklara göre bütün dersler eğlenceli.
  15. Toplu taşıma çocuklar için 16 yaşına kadar ücretsiz.

Bütün bu hizmetlerin tamamı ücretsiz.

Ek olarak çocuklar devlet kütüphanesine gidip istediği kadar kitap alıp okuyabiliyor. Bunların tamamı ücretsiz. Kütüphaneye gidelim dediğimizde burun kıvırma olmuyor çünkü eğlenceli ortamları var :)

Son olarak;
Gerçekten çok kararlı ve sabırlı olmanız gerekiyor. Genel olarak çocuklar da biz de ailemizi eşimizi dostumuzu özlüyoruz. Ara ara gel gitler yaşayıp “geri mi dönsek” diye çok düşünüyoruz. Ama ilk maddeye dönüp kalmaya devam ediyoruz. Tabii bunda çocukların adaptasyonu çok etkili oldu. Onlar yapamazsa sanırım biz şimdiye dönmüştük. Onların bu yükü kaldırabilmesi için doğal olarak çözümler üretip çalışmamız gerekti. Burada Türk arkadaşlar edinmeleri de bu süreci kolaylaştırdı.
Bütün bu zorluklara rağmen biz şimdilik burada kalma yönünde ilerliyoruz ama zaman ne gösterir bilemeyiz.

Tavsiyeler

  1. Mutlaka iyi bir relocation paketi almaya çalışın. İlk masraflar can yakıyor.
  2. Sevgili Mustafa İleri’ni konuyla ilgili yazisini okumanizi tavsiye ederim.
  3. Ne yapacaksanız öncesinde yasal mı değil mi? Cezasi nedir arastirin. Mesela Torrent ile film indirmenin paylaşmanın ciddi cezası var. Yapılmayacaklar listenize ekleyin.
  4. Belirli bir yastan sonra ailenizden arkadaslarinizdan uzakta yasamak gercekten cok zor. Butun birikiminizi birakip yeniden hayata başlamaya benziyor. Hayatinizda boyle bir zorluk isteyip istemediginizden emin olmalisiniz.
  5. U-bahn istasyonunda sigara içenleri bolca görürsünüz nadir de olsa eroin kullanan da görmek mümkündür. Bu nedenle karar verirken dikkatli olun.
  6. Yıllarca ev bulamayabilirsiniz. Çok büyük bir bütçeniz yoksa Türkiye’de ki gibi bir ev ise asla bulamayabilirsiniz. Bunu göz önünde bulundurun.
  7. Aklıma geldikçe ekleyeceğim…

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store