“Programlamaya nereden başlanır?”dan bi tık öncesi

Bilgisayar mühendisliğinde öğrencisiniz, matematik, endüstri mühendisliği, matematik-bilgisayar vb. bölümlerinde eğitim gördünüz/görüyorsunuz vesaire. Okulda şu veya bu şekilde yazılıma bulaştınız muhakkak. Etraftan da duyuyorsunuz tabi “aabi yazılımcılar fennaa para kazanıyorlar”. E ülkenin de inşaat, beton yığınına döndüğü dönemlerden geçiyoruz. Matematikmiş, fizikmiş hak getire. Şirketler için 2.000–3.000TL bandında mühendis bulmak, mübalağasız gevrek bi simit bulmaktan kolay..Tabi mühendis arkadaşların da “ben 6 sene (4 yılda bitirenleri de hayırla yâd ediyorum) okumuşum, bu psikopat hocaların kahrını çekmişim, yaz okuludur-büttür gecem gündüzüme girmiş, ben ne çalışıcam lan 2.000 liraya!” dediklerine çoğumuz şahidiz. Gelinen noktada, okulun, emeğin, çalışma saatlerinin(!) hakkını veren meslek/sektör IT ve IT özelinde de yazılım geliştirme kısmı oluyor. Hâl böyle olunca, okulda da biraz pascal, ucundan C, 3. sınıfta görülen select, insert, update, delete(ki DBA olmayacaksanız Grant’lar revoke’lar filan hikâye, boşa kasmayın öğrenmeye. DML yeterli oluyor..) seviyesindeki sql bilgisi ve şansı olanların OOP ile alakalı slaytlardan anlatılan java/c# dersleri üzerine aklına şu sorular geliyor:

· Hangi programlama dilini öğreneyim?

· Hangi yöntemle öğreneyim?

· Kredi kullanıp kursa mı gideyim, öğrenim kredisini Udemy’e mi gömeyim?

· Sefer Algan’ın yastık kalınlığındaki kitabını alsam mı? :)

Bi dakka, az bi dur.
 İşsiz kalmayacaksın, sektör de çok iyi olmadığın müddetçe zaten senin çalışacağın bandı belirlemiş durumda ve o 2.000–3.000 TL bandından başlamak zorundasın, pek de kaçışın yok dostum. Ama bence bi yeri atladın. Hem de öyle bir yeri atladın ki, hayatının geri kalan kısmını mutsuz geçirmek üzere alacağın bir kararın eşiğinde olabilirsin. Şöyle ki, yazılım geliştirici -ya tekstilde pastalcı farketmez- olmak ne anlama geliyor ve mizacın buna uygun mu önce buna bakmalısın. Öncelikle kendini tanımaya ne dersin? Hadi biraz samimi olalım ve şu sorulara ve konulara yaklaşımına bakalım:

Nasıl birisin? -tamam kabul, çok genel oldu:)-

Stres altında çalışabiliyor musun?

Seni tanımlayan kelime “obsesif”mi, “saldım çayıra, Mevlâm kayıra” deyimi mi?

Gününün kaç saatini bilgisayar başında geçirmeye hazırsın?

Fiziksel olarak sürekli oturmaya ya da monitöre bakmaya engel bir durumun var mı?

İnsanlarla iletişim kurarak, dinleyerek, anlatarak, müzakere/ikna ederek mi, yoksa “aman abi kimse bana bulaşmasın, develop edip pushlayayım” diyerek mi para kazanmak istersin?

1 saat öğle arasına çıkıp, Starcbucks’dan kahve alıp, göğüs hizasında taşıyıp kendini lord zanneden plaza çalışanları hakkında ne düşünüyosun? -tamam tamam bu benim takıntım-

Egosu tavan yazılımcı ekipleri/müşteriler ile muhatap olmaya hazır mısın?

1960 model Proje yöneticisi -Sinan Ata’nın bir konuşmasında belirttiği gibi- yanına gelip, masana dizini dayayıp “naptık, ilerleyebiliyor muyuz?” diye sorduğunda sakin kalabilecek misin?

Durum toplantılarında analist, proje yöneticisi, testçi ile plaza modeli kapışmaya hazır mısın?

“Cache’de kalmıştır o, CTRL+F5 ya da F12 yapıp network’den disable cache’i işaretle, incognito dener misin, localde çalışıyo, pushladım, conflict yedim!, prod’a çıkış alalım, cuma günü canlı var -hep de cuma olur. Eve de mi gitmeyelim ulan!-” cümlelerini söylemeye/duymaya ve gününün büyük kısmını bunlarla geçirmeye hazır mısın? -duymadığın sıralarda da kafanı dağıtacak müzikler için, kulaklığın kulağında olacak-

Sürekli “hede framework çok iyiymiş, hödö firması bödö bödö diye bi ürün çıkarmış effsaane!” cümleleri etrafında dönen business muhabbetleri yemek ve çay-sigara aralarında çekmeye hazır mısın?

Self motivated ya da self learner bi karaktere sahip misin?-hakikaten önemli-

Teknoloji’yi sadece yeni olduğu için kullanma hevesinde olan, “go’yu da kullandık, scrum yapıyoz, microservice mimarisinde geliştireceğiz” diye ortalıkta gezen ya da ayağının altındaki sağlam zemin kayacak diye kendi bildiğinden başkasına asla yanaşmayan fonksiyonel yöneticiler ile çalışmaya hazır mısın?

Scrum demişken, scrum ya da kanban’ı bi board ve ve bikaç post-it’ten ibaren sanan tüm yöneticilere de selam olsun. Siz de okuyorsunuz diye umuyorum. Bu ayrı bir post konusu..

İngilizcen nasıl? -yeni teknolojiyi takip edip, hayatta kalabilmek için hakikaten önemli-

Çalışma saatlerinin esnekliğini sadece ilanlarında belirten firmalar hakkında ne düşünüyorsun? -15 dakika geç kaldığım için genel müdür cc’li mail aldım, şaka gibi!-

Liste uzar…

Her kafam attığımda aradığım bikaç dostum var, selâm olsun onlara da. Birbirimizi sürekli telkin ediyoruz iş, işyeri, iş arkadaşları konusunda. Telkin için de birkaç soru vereyim, evde günlük birkaç dakikanızı ayırarak çalıştığınız iş yerinde sebât edebilirsiniz :) :

· İş değiştirince sorunlar bitecek mi?

· Yeni iş yerinde bu sorunları yaşamayacağından emin misin?

· Bu sorunlar olmasa da başka sorunlarla da mı karşılaşmayacağını düşünüyorsun? -eğer öyleyse gerçek dünyaya dön!-

· İş değiştirdiğinde yeni bir ortama alışmak, çevre kazanmak, kendini ispatlamak mı, mevcut işyerindeki sıkıntılara katlanmak mı?

Her yerde muhakkak benzer sıkıntılar var. Ancak yazılım geliştirme ya da sürekli gelişim içerisinde olan bir sektörde çalışıyor olmanın zorluğu çok daha farklı. Düşünsenize, işten çıkıp eve gelmişsiniz ve kendinizi geliştirmek adına react.js, angular,go, python öğrenmek için vakit ayırmak zorundasınız-en önemlisi bunu sürekli yapmak zorunda olmanız- Karakter olarak buna hazırsanız ne âlâ.

Yakın zamanda iş değiştirdim, uzun zamandır böyle bir değişiklik planlıyordum ancak uygun zemin oluşmamıştı açıkçası. Gerçi iş değiştirdiğim dönemde içinde olduğum yoğunluk ve yorgunluğu düşününce, en yanlış zamanmış ama bazen radikal kararlar almak da gerekiyor. Nasıl biriyim ve kariyerime farklı bir yön verme noktasında hangi düşüncelerin etkili olduğunu da şuraya sıralayayım. Bunlar mesleğe yeni başlayacak olan, ya da yolun başında olan arkadaşlara da belki baz alınabilecek birkaç kriter oluşturur:

· Karakter olarak, aile ve sosyal çevresi ile vakit geçirmekten mutlu olan bi insanım. Öyle cafeye gidip oturmak, face-instagram yapmak -kendimi tanıdığımdan beri- bana göre değil. Çevreme ne kadar fazla vakit ayırabiliyorsam, kendimi o kadar mutlu ve kârlı hissediyorum. Bireysel aktiviteler beni pek sarmadı bu yaşıma dek..

· İşe gidip gelirken yolda mümkün olduğunca az vakit geçirmek (İstanbul’da ne mümkün..)

· İş dışında bilgisayar başında fazlaca vakit geçirmek bana göre değil.-bunu çok geç anladım-

· İnsanlarla sürekli iletişim halinde olmak, konuşmak, anlatmak, dinlemek bana sürekli bilgisayar başında oturarak çalışmaktan daha sevimli geliyor.

· Parayı kazanmak için harcadığım zamandan çok, parayı harcamak için kazanabileceğim zamanın peşindeyim.

· Yoğun stres altında çalışabiliyorum, ama bu şekilde çalışmayı reddediyorum! -Bunu panik atak olduktan sonra daha iyi anladım :) -

· Evde kendimi geliştirmektense, mobil cihazlar ile kendimi geliştirebileceğim bir mesleki anlayış bana daha cazip geliyor. Bunu biraz açayım. Mesela, evde bilgisayar başında yeni bir javascript kütüphanesi ile ufak bir uygulama geliştirmektense, yolda Proje Zaman Yönetimi ile ilgili bir paylaşım ya da Agile Manifesto’yu metrobüste okumak (Bunu yazılım geliştiriciler de haftada bir kez yolda okusunlar) ve kariyerime direkt bir kazanım sağlamak daha mantıklı geliyor.

· Çok yüksek paralar kazanmak gibi bir hırsım yok. CTO olup 20 – 40.000 civarında maaş da alsam, bi tabak pilav yiyeceğim kafasındayım. “İhtiyaçlar sınırsızdır” ya da “İhtiyaç dairesi, nazar dairesi kadar büyüktür, geniştir. Hattâ hayal nereye gitse, ihtiyaç dairesi dahi oraya gider. Orada da hâcet vardır. Belki her ne ki elde yok, ihtiyaçta vardır. Elde olmayan, ihtiyaçta vardır. Elde bulunmayan ise hadsiz.” artık hangisi size uygunsa onu alın :) İhtiyaç değil de arzular sınırsız sanırım. Öyle okumuştum bi yerde. Neticede ne kazanırsanız o gidiyo. :)

Evet yazılım geliştirme para kazandırıyor ama Türkiye’de birkaç şirket dışında size mesleki tatmin yaşatması gerçekten güç. Belki de o şirketlerde çalışamadığım için bu kadar soğudum 12–13 yaşlarından beri yapmak istediğim meslekten..

Sonuç olarak hangi mesleği seçerseniz seçin, öncelikle o meslek mensubu birileri ile oturun konuşun ve yalnızca para kazanmak için bir kariyer adımı atmayın. “tabi senin kredi borcun yok 10–12 bin, böyle konuşuyosun” diyenleri duyar gibiyim :) Kariyerinizin ilerleyen safhalarında, attığınız yanlış adımdan dönmek, ilk baştaki adımı atmaktan daha zor ve. Bunu işinden memnun olmayan herhangi birine sorabilirsiniz. Kişiliğinizin ve yapmak istediklerinizin, size para kazandıracağını “umduğunuz” meslek ile ne denli örtüşüp örtüşmediğini analiz etmeye çalışın.

Yine de yazılım geliştirme tercihinde bulunursanız tavsiyem Javascript :)

Selametle..