düşünce fanatikliği

Günümüzde oldukça aşina olduğumuz bir kavram olan fanatiklik sadece ideolojide, lidere bağlılıkta, takım tutmada yok. Hayatımızda, sandığımızdan daha fazla şeyin fanatiğiyiz ve fanatizmin kendisinden haberdar olmamamız, onu yaşıyor olduğumuzu fark etmemizi örten bir etmen.

Fanatiklik bir konuda rasyonelliğin azalma noktasına geldiği ve duygusal tepkinin en üst seviyeye çıktığı durum denebilir. Kavram fan’lıktan geliyor, fan da futboldan örnek verirsem, bizim tabirimizle gönül vermiş taraftar demek. Gönül veren kişinin prototipi her yerde aynı özelliklere sahip. Bir dava, bir takım, bir olay, bir lider uğruna kendini feda etmeye, bütün varlığını ve zamanını o uğurda harcamaya hazır olmak, kendi kişiliğini, geçmişinde edindiği (yeri geldiğinde acı) tecrübeleri bu sahiplenme yoluyla tamamlamak en görünen özellikler. Bu gönül verme durumu bir dereceye kadar rasyonel halini koruyabilse de, belli bir eşikten sonra sahiplendiği şeye dair duygusal reaksiyonlar zirveye çıktığında da fanatizm başlıyor. İşte o noktadan evvel makul ölçüde tartışmaya, karşı görüşe açık biri küfür de eden, kavgaya da karışan, yeri geldiğinde ailesinin geleceği olan parayı dahi o uğurda harcayan birine dönüşüyor. Doğru yanlış ya da süperego’daki ahlaki, kurallara, topluma uygun, ihtiyaçlara göre öncelikli vb ayrımı neredeyse yok gibi bir şey oluyor.

İlk başta dediğim gibi, karakterimizi besleyen konularda sandığımızdan daha fazla fanatik olma potansiyelini barındırıyoruz. Neye karşı? Savunduğumuz değerlere, çok çok fazla sevdiğimiz, ulvi bir anlam yüklediğimiz film, spor, felsefe, inanç, gelenek gibi şeylere karşı. Özellikle bizdeki gibi, halihazırda hassas olan değerler gergin dönemlerde doğal bir tepki sonucu daha da kırmızı çizgilerle çevriliyor. Sosyal ilişkilerimizde de öyle. Herhangi bir konuda sizinle benzer şeyleri düşünenlerle anlaşmak doğal olarak daha kolaydır. Ve sizin gibi düşünmeyenlerle konuşabilmeniz, fikir alışverişinde bulunmanız genel geçer bir beklentidir. Peki, sizin söylediğinizin tam tersini savunan, düşünen, o şekilde yaşayan bir insanla konuşmaya, tartışmaya, onu küçümsemeden, inkar etmeden kabullenmeye tahammülünüz yok mu? O zaman o konuda fanatiksiniz deme haddim olmasa da ona meyilli olduğunuzu söyleyebilirim. Çünkü rasyonel olarak o kişinin varlığını dahi uygun görmüyorsunuz ki onu inkar ediyorsunuz. Yani duygusal olarak fazla anlam yüklediğiniz şeylere karşı olan durumlarda aynı şekilde fazla duygusal davranıyor, en uç tepkiyi (inkar) veriyorsunuz.

Kıssadan hisse bir şeyi sevmek, ona emek ve zaman ayırmak ayrı bir şey. O şeye hayatınızda yer etmesi gerektiğinden fazla bir şekilde değer biçmek, o minvalde savunmak, aksi değerlerle yaşayanları ‘anlamamak’ apayrı bir şey (spor yapmayanları/pop dinleyenleri anlamıyorum, çok acaip). Bunlarla vakit harcamayın. Sevin ama kararınca sevin. Bir şeye dair sevginiz başkalarını suçlamak, küçük görmek, inkar etmek, anlamamak için bir araç olmasın. Sevgi, nefrete bile cevap olacak, onun ötesine geçecek ve anlamsız kılacak bir şey olmalı. Çünkü o zaman sevgiye de olması gerekenden fazla değer yükleyecek, sevgi fanatiği olacaksınız.