LABİRENT

Labirent deyince aklımıza nedense dönüp dolaşıp aynı yere çıkmak geliyor. Kaybolmak, başaramamak geliyor. Peki labirentin amacı kaybolman değil de kendini bulmansa? Ya labirenti asıl amacından saptırıyorsak? Peki ne mi bu amaç?! Dönüp dolaşıp labirentin ortasına gelebilmek… Başlangıcına, varoluş noktasına. Küçük düşünmeyi bırakıp büyük resme bakmayı denesek ya beraber.. Böylelikle, yaşam da labirentin ortasını bulunca özgürlüğe kavuşacaksa?

Özgürlük denince akla gelen resim ya gökyüzündeki kuşlar oluyor ya da bi duvar üstündeki tel örgüler. Unutma sevgili okur, büyük resme bakıyoruz. Özgürlük deyince aklına aşk gelsin. Doğmak gelsin, doğurmak gelsin, ölüm gelsin.. Doğmak, bi embriyonun labirenti, başardığı zaman varoluşu tadacağı... Doğurmak, annenin labirenti, 9 ayın sonunda şefkati tadacağı, ölüm de yaşamın labirenti, birbirlerine kol kanat gerdikleri.. Ve aşk kalbin labirenti, ortasını bulduğu zaman salisede yaptığı her atışın bir anlam kazanacağı.. 
Kendi labirentinin ortasını bulman dileğiyle sevgili okur :)