API ve API Ekonomisine Bakış

Dijitalleşen ve globalleşen dünyamızda birbirimize uygulamalar sayesinde hiç olmadığı kadar bağlıyız. Artık her şey için bir uygulama var. Bu konuda Harvard Inovasyon Labı tarafından hazırlanmış 1980’lerden bugüne masalarımızın değişimi hakkındaki kısa vine videosu gerçekten de uygulamaların hayatımızın her alanına nasıl girdiğini özetliyor.

Her gün bilgisayarlarımız ve telefonlarımız sayesinde arkadaşlarımızla, ailemizle haberleşiyoruz. Peki uygulamalarımız, cihazlarımız birbiriyle nasıl haberleşiyor? API kısaltması ile uygulama programlama arayüzleri cihazların ve uygulamaların birbirleri ile haberleşmesini sağlıyor. API’lar fiş ve priz gibi yazılım ile birbirlerine veri ve özellik paylaşan yapılardır. API’ı en basit şekliyle günlük hayattan bir örnekle açıklayabiliriz. Bir restorana gittiniz ve menüden bir yemek seçtiniz. Mutfak sizin yemeğinizin hazırlandığı yer ancak menüden hangi yemeği seçtiğinizin ve hazırlanmasını gerektiğini mutfağa iletmeniz gerek. Burada kritik bir link olan garson, sizin menüden seçtiğiniz yemek bilgisini alıp mutfağa ileten kişi ve sonrasında yemeğinizi size getiren kişi. Buradaki garsonu API olarak düşünebiliriz. API’ları isteklerinizi iletip sonucunda dönecek bilgiyi size veren bir sorgu/yanıt platformu olarak tanımlayabiliriz. Her şey için bir uygulama olduğu gibi her başarılı uygulamanın da bir API’ı var. API’lar aslında geçmişte de olan bir yapı. Geçmişte built & deploy yapabildiğimiz yazılımların bir parçasıydı. Şimdilerde ise, arka tarafta çalışan yazılımdan bağımsız içerisinde bir çok özellik barındıran bir paket gibi.

API’ların Gelişimi

Günümüzde neredeyse bütün uygulamalarda hesap açarken Facebook ile bağlan butonunu görüyoruz. Facebook API’ı sayesinde bütün uygulama geliştiriciler uygulamalarına bu özelliği entegre edebiliyorlar. Böylece, hem son kullanıcı tek bir tuşla uygulamaya bağlanıyor hem de geliştirici her yeni uygulamasına satırlarca kod yazmak yerine Facebook API’ından birkaç satır sorgu ile verileri çağırabiliyor. Peki şirketler neden kendi API’larını geliştiricilere açıyorlar? Facebook örneğinden devam edecek olursak Facebook eğer API’ını açmamış olsaydı, Facebook ile bağlan butonu için ortaklık yapmak isteyen geliştiriciler ile yapacağı görüşmeler ve harcayacağı para yaklaşık olarak şöyle hesaplanabilir. (FaberNovel 2012)

· Yıllık 50.000$ kazanan bir satış personeli

· Günlük 10 telefon görüşmesi

· Bir yılda 200 gün

Bir yılda bir satış personeli yıllık 2000 telefon görüşmesi yapar. Facebook ile bağlan butonu şuanda 7 milyon web sitesi ve uygulamada kullanılmakta. Bu sayıya 3 yılda ulaşabilmek için yaklaşık 1100 satış personeli çalıştırması ve yıllık 55 milyon dolar ödemesi gerekmekte. Bu örnekten de anlaşılabileceği gibi aslında API’lar içerisinde büyük bir ekonomi de barındırıyor.

Yıllar içinde API’ların bir teknoloji çözümü değil iş stratejisi olduğunu anlayan şirketler ve bu doğrultuda artan API’lar günümüzde de ivmelenerek artıyor.

API Büyüme Hızı

API için bir iş stratejisi demiştik. API milyarderlerini paylaşmak herhalde bu konudaki heyecanı biraz daha artıracaktır.

API Milyarderleri

Gelin bir de Netflix örneğine bakalım. Netflix film ve tv şovları yayını yapan bir platform. Netflix 2008’de API’ını geliştiricilere açıyor ve yıllık geliri ciddi bir artış gösteriyor.

Netflix’in yıllara göre geliri

Şuanda Netflix içeriği üzerinden yayın yapan 800’den fazla cihaz ve 20000’in üzerinde Netflix API’ı kullanan yazılımcı var. Facebook ve satış temsilcisi için yapılan analizin aynısını Netflix ve yazılımcı arasında yaparsak 20.000 yazılımcı yıllık 50.000 dolar gelirle, Netflix’e yıllık 1 milyar dolara mal olacaktı. API’ları olan şirketler para tasarrufu yapıyor, para kazanıyor, kendi markalarını oluşturuyor, bulut bilişime geçip her an her yerden erişilebilir oluyor, her cihazı da destekler hale geliyorlar.

Yazılımcılar artık Amerika’yı yeniden keşfetmek, tekerleği yeniden bulmak istemiyorlar. Onun yerine zaten geliştirilmiş uygulamalardan inovatif yeni ürünlere nasıl dönüştürülebileceğine odaklanıyorlar. Bunun için de hali hazırda yapılmış uygulamaların sağladıkları verilere kolayca ulaşmak ve kendi uygulamalarında kullanılabilir hale getirmek istiyorlar. Yüz binlerce satır başkalarının geliştirdiği koda bakıp oraya bir kod parçası eklemek yerine geliştirilen özelliği satandartlaşmış bir yapı halinde birkaç satır sorgu ile çağırıp gelen veriyi kendi içerisinde geliştirdiği uygulamaya ve koda odaklanarak geliştirmeyi tercih ediyor. Böylece hem çok hızlı yeni uygulamalar pazara çıkıyor hem de zaten olan özelliklerin biraraya getirilerek yepyeni uygulamalar ortaya çıkması sağlanıyor Örneğin, Google’ın harita uygulaması (Google Maps) API’ından alınan lokasyon bilgisi ve The Weather Channel’ın sağladığı API’dan alınan yerel ve ulusal hava durumu verileri kullanılarak lokasyona göre haritadan hava durumu gösterilen Woozor adında yeni bir uygulama çıkarılıyor. Böylece şirket içerisinde onlarca yazılımcı çalıştırılıp zaman harcanarak ortaya çıkacak olan harita ve hava durumu uygulamasına zaman ve onlarca yazılımcı çalıştırmadan sadece hali hazırda kullanıma açık olan özellikler yeni inovatif bir uygulamaya dönüşüyor.

Günümüzde veriler pazarlanabilir bir ürün olarak yer alıyor. API’ların da sağladığı verilerden bir API ekonomisi oluşuyor. 2005’te API’ların iş modelleri 4 temel yapıdan oluşuyordu. 2013’e gelindiğinde API iş modelleri 20’den fazla alt kategoriden oluştu. Eğer bir şirket kendi API’ını oluşturmak isterse öncelikle bu iş modellerinden hangisinin API’nın gelir modeline uygun olacağını belirlemesi gerekiyor.

2005 yılı API iş modelleri

Ücretsiz (Free) API sunulmasında amaçlanan temel özellikler;

· Şirketin sunduğu API’ın kullanımın benimsenmesi,

· Düşük değerli verilerin sunulması,

· Markaya olan bağlılığın artırılması,

· Yeni iş kanallarının oluşturulması.

Facebook API’nda Facebook ile bağlan özelliği bu modele örnektir ve bütün Web ve mobil uygulamalarda kullanılabilmektedir.

Yazılımcının ücret ödediği modelde ise API ile sunulan hizmetin değerinin yüksek olmasından kaynaklıdır. Buna pazarlama analizleri, sanal sunucu hizmetleri gibi hizmetler örnek verilebilir. Kullandığın kadar öde modeli veya artı özellikler için ücret ödeme gibi iş modelleri de bu modelin alt dallarına örnek olarak gösterilebilir.

Yazılımcıya para ödenen model yazılımcıyı Web API’larını geliştirici yönde isteklendirmeyi ve reklam yerleştirmeyi sağlamak için kullanılmaktadır. Bu yapının en bilinen örneği Google adsense reklam yerleştirme API’ı kullanılarak yerleştirilen reklamlara tıklanılan oranda hem Google’ın para kazanması hem de kazandığı bu paranın bir kısmını yazılımcıyla paylaşması (revenue share — gelir paylaşımı) sağlanmaktadır.

Dolaylı yollarla kazanılan iş modelinde yazılımcıların API’ları kullanarak yeni iş kanallarına erişim sağlanabilir. API’lar inovasyonu destekleyici bir ortam sağladığı için yeni iş kanalları oluşturması da API sağlayıcılar tarafından çok önemli bir hal almaktadır. Bu modele en güzel örnek de yazılımcıların Netflix API’larını kullanarak Netflix’in 800’den fazla cihazda kullanılabilir olmasını sağlamasıdır.

Temel iş modellerinin alt dallarında yer alan modelleri, bu modelleri kullanan şirketlerin gelir modellerini araştırarak inceleyebilirsiniz.

2013 yılı API iş modelleri

API’ların sağladığı faydalara kısaca değinecek olursak;

· Hızlı ve verimli yazılım geliştirilmesini sağlayarak inovasyonun gelişimine ortam oluşturur.

· Daha fazla kullanıcıya ulaşılmasını sağlar ve kullanıcı bağlılığı oluşturur.

· Markalaşmayı hızlandırır ve güçlendirir.

· Gelir elde etmeyi sağlar.

Günümüzde dünya nüfusundan daha fazla internete bağlı cihazın olduğu ve 2020 yılında bu rakamın 50 milyardan fazla olacağı beklenmektedir. Araştırmaların gösterdiği üzere internete bağlı cihaz sayısı arttıkça, veriler daha da büyük önem kazanıyor. Nesnelerin İnterneti (Internet of Things) ya da her şeyin interneti dediğimiz internete bağlı cihazların gelişimi ile API’ların bu cihazlarla entegresi de popüler bir hal alacak.

İnternete bağlı cihaz ve dünya popülasyonu arasındaki ilişki
Nesnelerin İnterneti Büyüme Oranı

Nesnelerin İnterneti ve API’larla bağlantısını inceleyeceğim bir sonraki yazıma kadar mutlu ve API’larla kalınız.

Yağmur Kırkağaç