Geleneksel Popülerlik

Okulumu uzatmış olmamla birlikte herkes tarafından eleştiri yağmuruna maruz kalmış sırılsıklam olmuştum. İyi ki şeker değilim erimedim, direndim... ' Yapmalısın, yapmamalısın' tutumuna karşı ayakta dimdik duruyorum. 24 yaşında hayalleri olan bir genç olarak geleneksel baskılarla uğraşıyorum. “Kpss’ye gir memur ol!” , “Boşver okuma sana bi dükkan açalım”, “Senin okulda bitecek inşallah!”… Herkes sözde iyiliğimi düşünüyor. Ama kimse fikrimi sormuyor. Çünkü düşüncelerim onların sabah 9 akşam 6 esaretine zıt düşüyor.

Hayatımın bir döneminde dansla uğraştım. Kendimi en iyi ifade edebildiğim, özgür ve rahat hissettiğim sanat etkinliğinin okyonusuna öyle derin dalmıştım ki, okul hayatımı kumsalda bırakmıştım. Kaç kere 20 li yaşlarımda olacağım? Ben bu yaşlarımda memur olma derdine düşüpte kendi benliğimi unutup toplumun geleneksel popüler şartlarına uymak istemedim. Kendi özgür irademle, kendi seçimlerimi yaptım. Bunun neresi yanlış?

Şimdi kumsaldayım, sudan çıkmış balık gibiyim… Neyse ki felsefe var. (Felsefe okumak hakkında ayrı bir yazı yazacağım.)Sanat ve felsefe benim ruhuma iyi gelen iki uğraşım. Ama ikisi de para getirmiyor, karın doyurmuyor. Şunu bilmiyorlar ki bunlar benim ruhumu doyuruyor. Her zaman sanata ve felsefeye aç olacağım. Her zaman onlar beni doyurmaya devam edecek. Artık kulak asmıyorum yapamazsın diyenlere. Evet ben sizin gibi yapamam! Ben sizden başkayım. Siz küçücük evlerinizde ufak ufak yaşarken, ben zihnimde kocaman bir dünya da büyük büyük yaşıyorum. Sizin en büyük mirasınız bir evin tapusu iken ben düşüncelerimi miras bırakıyorum. Değerlerimiz bu kadar farklı iken sizinle aynı tecrübeye sahip olamam, olmak istemem.

Herkesin deneyimi, herkesin gerçeği farklıdır. Farklılık iyidir. ☺