Yaşasın Ingress kardeşliği

Okumakta olduğum üniversitenin 3.yilinda ve teknolojik bir çok yenilikten uzak olduğum bir anda tanıştım “Ingress” oyunuyla. “Pub 204” kodlu sosyal medya dersi kapsamındaydı. Tüm öğrenciler nasıl oynanacağını öğrenmek, bilmek ve puanlar alarak level atlamak zorundaydılar. Etrafimdaki herkes oyunu telefonlarına yükleyerek incelemeye başladılar ve oyuna bayıldılar. Bense, oyunu yükledikten hemen sonra benim için ne kadar zor olacağını anlayarak ilk hayal kırıklığını yaşadım. Çünkü, oynamak için yürümek zorundaydınız. Evet, evet yanlış duymadınız. Bu oyun öyle masa başında oturup oynayabileceğiniz türden bir oyun değildi. Hayatımın zorlu bir dönemindeydim ve okul -hastane dışında yürümeye pek de vaktim yoktu. Bir kez,Istiklal caddesi, Beyoğlu’nda şansımı denedim ve o kalabalığın içinde,telefona bakıp yürümekten, defalarca küçük kazalar atlattım. Ama oyun açısından mükemmel bir lokasyon olduğunu söyleyebilirim.

Peki nedir bu Ingress? Size biraz oyundan bahsedeyim. Google’un android marketten sunduğu yeni bir oyunu bu. Gerçek dünyadaki önemli yerlerde bulunan portallara sızıp bunları ele geçirmeye çalışmaya dayanıyor. Turkiye’den örnek verecek olursak, Sultanahmet Camii, Güvenpark, Konak meydanı gibi dünyadaki tarihi binaları, heykelleri veya eşsiz mimarisi olan binaların bulundukları bölgeye gidildiğinde o yapıya ve alana ait özel portal ingress uygulamasında beliriyor ve bunlara saldırarak oyun objelerini veya portalı ele geçirmeye çalışılıyor. Gerçek dünya ile sanal dünyayı birleştiren bu oyunda, oyuncular ajan olarak adlandırılıyor. Oyunda aydınlanmış olanlar ve direnişciler olarak iki ayrı grup bulunuyor. Ele geçirilen portalları birbirine bağlayarak bağlı olunan gruba puan kazandırılıyor.

Okulda, yaşadığım semtte ve yakın çevremde bir süre, bu bana tamamen uzak oyun dünyasıyla yakınlaşmaya çalişarak ingress oynamaya başladım. O kadar bilgisizdim ki, kendimi gerçekten başka bir dünyaya düşmüş bir ajan gibi hissetmeye başladım. Sadece hack nedir biliyordum ve gördüğum her binayı da hackliyordum. Derslerde insanlar portal üzerine link yerlestirmekten, resonatörlerden, takım portallarına resonatör yerleştirmekten falan bahsediyorlardı. Tanrim, ilk defa uzaylı görmüş bir dünya vatandaşı gibiydim sanki. Hiçbir şey yapamıyor ve anlamıyordum. Zaten yürüyemiyordum da aynı zamanda. Ve ingress benim için, level bile atlayamadığım, 3–5 bina hackleyerek büyük işler başardığımı sanarak mutlu olduğum basit bir eğlenceden öteye gidemeyen bir anı olarak kaldı. Bir daha ders dışında merak sarıp oynar mıyım, sanmıyorum. Ama yürümekten hoşlanıyor ve takım olarak yarışmayı seviyorsanız size denemenizi tavsiye ederim. Takım arkadaşlarınızla şehir dışına seyahatler yapabilir, yeni bölgeleri ele geçirip mutlu mesut evinize dönebilirsiniz. Ne diyelim, Yaşasın Ingress kardeşliği…

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.