YAPAY ZEKA, ROBOTLAR VE HUKUK

Yasar K. Canpolat
Jan 13, 2018 · 5 min read

Sevgili Medium,

İstanbul Barosu Bilişim Komisyonu’nun hafta içerisinde düzenlediği “Yapay Zeka, Robotlar ve Hukuk” konferansına katılma fırsatı buldum.

Bir ekosistemin farklı disiplinler tarafından tartışılmasının önemli olduğuna inanıyorum.Tek bir disiplinin bakış açısıyla büyüyen bir ekosistemin sac ayaklarından birisi kısa kalmaya mahkum olacağından, bu er veya geç o ekosistemin sınırlarını genişletebilmesine de engel olacaktır. Dolayısıyla disiplenlerarası diyalog ve bu süreçte tüm paydaşların o ekosisteme katkıda bulunmaları kanımca önemli.

“Yapay Zeka, Robot ve Hukuk” konferansı farklı alanlardan konuşmacılarıyla disiplinlerarası diyalogun güzel örneklerinden biri oldu (Hukuk konferanslarında pek alışık olmadığımız şekilde). Hem Baro binasının siftahı yapıldı (Hem iç hem dış cephesiyle eski binaya göre epey güzel olmuş, gidiniz görünüz), hem de salt hukukçular değil aynı zamanda bu alandaki akademisyenler ve yazarlar tarafından konu enine boyuna tartışıldı.Bilişim Komisyonu’nu bu anlamda tebrik etmek gerekiyor. Bundan sonraki aktivitelerini buradan takip edebilirsiniz.

Konuşmacıların değindiği dikkat çekici noktalara aşağıda kısa kısa değinmeye çalışacağım ancak öncesinde şunun altını çizmek gerekir; Bilişim Komisyonu başkanı Sertel Şıracı’nın da dile getirdiği üzere bu konferans yapay zekanın hukuki anlamda yarattığı sorunları sonuca bağlamak amacıyla değil, bu sorunlara işaret etmeyi amaçlıyordu ki bunu da başarıyla yerine getirdi kanaatimce. Dikkat çekici noktalara değinecek olursak;


Yapay Zekalı Hukukçu Robotlar

Yapay zekanın dedesi ve babası olarak nitelendirilebilecek Leibniz ve Alan Turing’i anarak sunumuna başlayan Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Cem Say konuya kuş bakışı bakarak yapay zekanın dünü, bugünü ve yarınını anlattı. Cem Say, bugününün yapay zekasında -beklenenin aksine- Kural tabanlı sistemler yerine büyük veri öğrenmesi sistemlerinin ön plana çıktığının altını çizdi.

Cem Say sonrasında ise -hepsi bugün kullanılabilir teknolojiler olan- “metin madenciliği, sınıflandırma, konu çıkarımı veya anlam ağları çıktıları” gibi yapay zeka uygulamalarının tüm hukukçuların iş yapışlarına faydası olabileceğini dile getirdi. Gelecekte ise otonom (uzaktan kumandalı olmayan!:), yasalara uyumlu ve sorumluluğu olan hakimler, Kanun metinlerin üzerinde mantıksal denetimler yapan uygulamaların yakın olduğu belirtti.

Simülasyon, MatriX, Baudrillard, Frankfurt Okulu

Belgesel Yapımcısı, Yönetmen ve Yazar Ayşe Acar sunumu ise gerçekten ilham vericiydi ve zihinde çok iyi sorular bıraktı. Ayşe Acar ilk olarak insanın “düşünme”, “konuşma” ve “duygulanım” özelliklerinden yola çıkarak “Yapay zekaya insan diyebilir miyiz?” sorusunu cevaplamaya çalıştı. Sonrasında ise Simülasyon kavramını Matrix’in Morhpeus’u, Jean Baudrillard’ın simulakrını ve Frankfurt Okulu’nun düşünceleri bağlamında değerlendirdi.

Kendisinin gelecek hakkındaki öngörülerinden birisi gerçekten dikkat çekiciydi; gelecekte hapis cezaları yerine simülasyon cezalarının verilebilmesi olasılığı. Bir suçluyu 3 yıl hapiste tutmak yerine 3 saat boyunca 2. Dünya Savaşı simülasyonuna sokmak daha etkili bir yaptırım olabilir gerçekten de.

Yapay zeka insan gibi mi düşünmeli?

Teknoloji Editörü ve Öğreyim Üyesi Kozan Demircan sunumunda “Neden Yapay zekayı hep insan gibi düşünmesi gereken bir varlık gibi algılıyoruz”un cevabını vermeye çalıştı ve beynin “desen tanıma” fonksiyonunu yerine getirebildiği sürece yapay zekanın insan gibi düşünebilmesinin mümkün olduğunu ifade etti.

Demircan’ın sorusunun yapay zeka ve hukuk ilişkisi için çok kritik olduğunu düşünüyorum. Bu soru “Yapay zeka hukuktaki adalet kavramını kendince yerine getirebilir ama bu insanları tatmin eder mi?” düşüncesini aklıma getirdi. Yapay zeka sahip bugün hiçbir insanın sahip olmadığı bir mantık yürütme kapasitesi ile belki de bugüne kadar düşünülememiş en “adaletli” sonuca varabilir ama bu bizi memnun eder mi? Bir diğer soru ise, bu insanlığın adalet kavramını yeniden sorgulamasına yol açar mı?Bugün herkes yapay zekayı bir insan tarafından yapılan işi yapabilmesi, hatta daha hızlı yapabilmesi yönüyle ele alıyor.

Ancak yapay zekayı bu “ikame” ve “nicelik” artısı yerine yaratacağı “nitelik” artısı yönüyle ele almanın vakti gelmedi mi?

Kozan Demircan ayrıca yapay zekadaki bugünkü gelişmelerin temelinde şirketlerin ticari gayelerinin yer aldığını finansal skorlama, haritalama, yüz tanıma vb. örneklere atıf yaparak ifade etti.

Beşinci Muharebe Alanı; Siber Alan, İnternetin Özgürlüğü ve DDOS

Siber güvenlik uzmanı Minhaç Çelik ise sunumunda uluslararası hukuk düzenlemelerinin -özellikle BM sözleşmesi- halen “Siber Alan” kavramını kapsamada yetersiz olduğunun ve analog dünyaya ait ululararası hukuk kavramlarının dijital dünya ile beraber tekrardan yorumlanması gerektiğini altını çizdi.

Miraç aynı zamanda yapay zeka ve IOT ile beraber çevrimiçi cihaz sayısının artacağını ve gelecekte DDOS saldırılarının her zamankinden daha geniş katılımlı olabileceğini dile getirdi. Kendisinin geleceğe dair öngörülerinden en kritik olanı ise kanımca internet trollerinin otomatize olması halinde internetteki ifade özgürlüğünü bitirebileceği idi. Ağ bağımsızlığı kavramının tartışıldığı bugünlerde, interneti bekleyen bu nitelikte başka bir tehlikenin olması gerçekten endişe verici.

Android Yanılgısı

Robotlar, Yapay Zeka ve Hukuk kitabının yazarı Av. Çağlar Ersoy’un işaret ettiği “Android Yanılgısı” kavramı gerçeken dikkat çekiciydi. Kendisi, Android Yanılgısı’nın temel olarak “insana benziyor diye bir makinaya hukuki olarak hak tanıma” olarak tanımlanabileceğini ve robot hukuku kavramını tartışırken bu tür tuzaklara düşülmemesi gerektiğini belirtti. Bir türk kahvesi makinesinin sağına soluna hoparlör koyup onu konuşturduğumuzda onu robot olarak değerlendirmeli miyiz sorusu bu tuzağı özetler nitelikte aslında.

Robot Hakları, Hayvan Hakları, Roma’daki Köleler

Av. Ünsal Özmestik gelecekte “Chatbotlar tarafından hatalı bilgi verilmesi halinde ne olur?”, “Chatbota hakarette nasıl bir sorumluluk rejimi öngörülebilir?”, “Çalışan konumundaki yapay zekalı robotların sorumluluğunun ne şekilde olmalı?” gibi sorunları tartışacağımızı dile getirdi. Konuşmasının en dikkat çekici yanı ise, robotların hukuki statüsüne ilişkin yapılan tartışmalarda “Robotlara, Roma döneminde kölelere tanınan statüye yakın bir hukuki statü tanınması” fikrinin de tartışıldığıydı.

Robotlar ve Kişilik Statüleri

Robotic.legal kurucusu Av. Selin Çetin konuşmasında Asimov kuralı, Hubbard & kişilik hakları bağlamında yapay zekalı robotların fiil ehliyetini ve kişilik statüsünü sorguladı ve robotlar için şu an iki görüş olduğunu ifade etti; birincisi, robotları insan ve eşya arasındaki yeni bir hukuk öznesi olarak konumlandıran görüş, ikincisi ise robotlara ayrı bir kişilik statüsü tanıyan ve sicile kayıt zorunluluğu getiren görüş. Bu görüşler hakkında daha fazla tartışmayı şu raporda bulmak mümkün. Robotların sorumluluğunda tartışılması gereken bir diğer konu da tabi ki robotlara uygulanacak yaptırımlar. Selin Çetin’in konuşmasında ifade ettiği üzere “Robotların insanlarla yaşama arzusu” olmadığından robotları insanlardan uzak tutacak hürriyeti bağlayıcı bir cezanın da robotlar açısından uygulanması anlamsız olacak.

Otonom Araçlar, Artılar, Eksiler, Sorunlar

Av. Oğuz Aksoy ise otonom araçlara ilişkin kapsamlı sunumunda otonom araçların her ne kadar kaza ihtimalini azaltması, güvenlik ve enerji tasarrufu vb. artıları olsa da teknolojisi gelişmiş ülkelerin tekelleşmesi, siber saldırılar, otonom aracın terör amacıyla kullanılması gibi sorunları doğuracağını da ifade etti. Otonom araçlara ilişkin en önemli sorunlardan birisi de kaza halinde sorumluluk hiç şüphesiz. Oğuz Aksoy bu konuda “Otonom bir araç kaza yaptığında sorumluluk kimde olacak; arabanın içindekine mi, aracı üreten firmaya mı, onu kodlayan yazılımcılara mı?” sorularının halihazırda tartışıldığını hatırlattı.

Robot Hukukçular iş başında

Son konuşmacı olarak Gökhan Ahi “Robot Hukukçular iş başında” başlıklı konuşmasını yaptı ve günümüzde halihazırda yapay zekanın hem hukukun işleyişinde hem de iş dünyasında başarılı bir şekilde kullanıldığı alanlara örnekler verdi.


“Yapay Zeka, Robotlar ve Hukuk”u son dönemde katıldığım en zihin açıcı konferanslardan birisiydi. Bunun sebebi ise yazının başında belirttiğim üzere konunun salt hukukçular tarafından değil diğer disiplinlerden katılımcılarla beraber ele alınmasıydı.

Konferansta dile getirilen konuların ve soruların kalitesi neden bilmem günün sonunda aklıma William Gibson’ın şu sözünü getirdi;

“Future is already here, but not evenly distributed”

Yasar K. Canpolat

Written by

Lawyer/ CANPOLATLEGAL www.canpolatlegal.com www.twitter.com/yasarkolor

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade