Milena’ya Mektuplar- Franz Kafka
Yalnız şundan söz etmek istiyorum bugün: Mektuplarınızı iyice okumadım daha, çevresinde dolandım, ışığın çevresinde dolanan pervane gibi… Ben de birkaç kez yandım.
Böyle bahsediyor Kafka Milena’nın mektuplarından. Ahh.
Her sayfayı okurken biraz suçluluk duyuyorum niyeyse. Özel mektuplarını okuyor olmak biraz rahatsız ediyor. Kimsenin görmediği bir yerde esnerken ağzını kapatmak gibi.
Sevdiğim yerlerini paylaşmak ve sizi de huzursuz etmek istedim.
Franz Kafka’nın Milena Jesensk’e yazdığı mektuplardan;
Oturmama izin verdin, karşımda oturdun, yanımdaydın. Bundan büyük sevgi, saygı olabilir miydi hiç?) Şimdi de ben seni oturtuyorum koltuğa, mutluluğumu anlatabilir miyim sözcüklerle? Ellerime, gözlerime, zavallı yüreğime nasıl anlatayım burada olmanın mutluluğunu? Benim olmanın? Oysa tutkunluğum sana değil, senin sağladığın yaşamımı seviyorum.

Yorgunum. Tek istediğim, yüzümü kucağına koymak. Başımın üzerinde dolaşan elini hissetmek ve sonsuza dek öyle kalmak.

Sakın üzülme benim için, bir bu eksikti Milena, benim için üzülmen. Bu sabah da sana yakındığım gibi, birkaç gündür soluğumu kesen şu “korku” olmasa sapasağlam biri olacağım. Sahi, o gün ormanda: “Bilmiştim böyle olacağını” demiştin, neden? Buluşmamızın ikinci günüydü, yukarda ormanda. Buluştuğumuz günleri bak nasıl adlandırıyorum: İlk gün en güvensiz gündü; ikinci gün çokça güvenliydi; üçüncü günde pişmanlık vardı; en iyi gün dördüncü gündü.
Bu kitabı okuduktan sonra biriyle mektuplaşmayı istemeyen olmamıştır sanırım. Üniversiteyi kazandığım sene bir kaç arkadaşımla iki yıl gibi bir süre mektuplaşmıştım. Onu farklı bir yazıda anlatırım.
Denizin dibindeki avuç içi kadar yer suyun baskısına nasıl dayanıyorsa, sen de öyle dayanıyorsun Milena. Yaşam rezillik aslında, midemi bulandırır hep; yaşamla başa çıkacağımı, insanlara dayanabileceğimi ummazdım bugüne değin, utanç duyardım bundan ötürü, ama sen, bir şey öğrettin bana şimdi, dayanılmayacak gibi olan yaşam değilmiş meğer.
Senin
Milena, sen kulak asma bana, gene her gün yaz bana, kısacık da olsa yaz, bugünkü mektubundan daha da kısa olsa, iki satır ya da bir satır, bir sözcük olsun yaz Milena…
Korkunç acılara boyun eğmek zorunda kalırım tek sözcüğünden yoksun olursam.
F.
Fazla romantik bir yazı olmaya başladı. Milena ve Kafka’nın aşkını ve bu aşkın süreçlerini okuduğunuzda duygusallık hüzne dönüşüyor.
Arada rastgele bir sayfasını açıp okursunuz ya bazı kitapların. İşte o “bazı kitaplar” listesinde olan bir kitap. Belki “bir böcek olarak” uyandığınız sabahlarda bir kaç satır okumak iyi gelir.
r.k
