GEREKSİZ SİYASET

GEREKSİZ SİYASET

Satranç;

Bir savaş modellemesi oyunudur.

Bir satranç tahtası düşünün.

Dünya üzerine kurulmuş olsun.

Şah : Liderdir. Kaybederse oyun biter, bütün oyun onun üzerine kurulmuştur. Hayatta kalması oyunun kazanılması için zorunludur.

Piyon : İlk yenilenlerdendir. Şah’ın önünde durur korumak için. İlk hamleyi onlar yaparlar.

Dünya düzeni : Şahların her zaman arkada olduğu, önünde onları korumaları için her zaman piyon tuttukları, hamleleriyle oyunun devamını sağlayan, yönlendiren bir düzen. Şah kaybetse bile en son yenendir, olan ilk önce her zaman piyonlara olur. Hamleleri siyasettir, onların hamlelerine göre döner dünya doğru ya da yanlış.

Siyaset (TDK) : Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış.

Sondaki kelimeye dikkat çekmenin çok yararlı olacağını düşünüyorum; anlayış. Tam olarak her ülkede bulunması gereken, olmadığı takdirde insanların birbirlerine saygılarının artık kalmayacağı, yaşanmaz, çekilmez olacağı bir durum.

Son dönemde ülkede olan olaylar nedeniyle herkesin dilinden düşmeyen ve yapılan yorumlarda olay kavgaya dönüşmeye başladığı zaman sıkça kaçılma ihtiyacı duyulduğunda en çok kullanılan kelimelerimizin arasına ‘’hassas’’ kelimesini de eklemiş olduk. ‘’Hassas’’ bir dönemden geçiyoruz, ‘’hassas’’ız bazı konularda, ‘’hassas’’ olduğumuz için ‘’anlayış’’ımızı lugatımızdan çıkarmış bulunuyoruz.

Az önce oturduğum sitede küçük bir tartışmaya şahit oldum. Oturduğum odanın penceresi sitenin futbol sahasına çok yakın, orada herhangi bir futbol, basketbol gibi aktivitelerde bütün sesi odamdan net bir şekilde duyabiliyorum. Müziğimi açmış kitap okurken algıda seçicilikten olsa gerek ‘’hakimiyet milletindir’’ diye bağıran bir çocuk duydum, siz diyin 11 ben diyim 13 yaşında. Yani henüz fikirleri gelişmemiş, ailesinden aldığını görebilen, okullar tatil hava sıcak olduğu için de bunu arkadaşlarıyla futbol oynayarak değerlendiren bir çocuktan bahsediyorum. Derken bir anda sesler karıştı, camdan bakıyım derken 2 tane küçük çocuğunu pusette gezdiren bir adamın bu çocukla tartıştığını gördüm. Kocaman adam o küçücük çocuğa bir şeyler dedi tam duymadım ama en sonunda ‘’bu ülke sizin yüzünüzden bu hale geldi’’ dedi. Çocuk saygısızsınız dedi ve ağlamaya başladı. Hayatımda ilk defa böyle bir şeye şahit oldum ve siyasetin bu getirdiği noktanın ne kadar iğrenç olduğunu gözlerimle gördüm. O çocuk haklıydı saygsızdı o adam. Hem de o kadar çok saygısız olduğu noktalar vardı ki.. Fikirleri oluşmamış bir çocuğun üzerine gidip kendi fikirlerini üstün gördüğü için saygısızdı, çocuğun hayatını, yaşadıklarını bilmeyip suçladığı için saygısızdı, ona bu şekilde davranıp fikirlerini daha sabit kıldığı ilerde bu olayı hep hatırlayıp ağladığı için unutamayacağı için saygısızdı. En kötüsü de ‘’gereksiz bir siyaset’’ yüzünden ‘’anlayışı’’nı yitirip çocuğun ‘’hassas’’ olduğu dönemde onu ağlattığı için saygısızdı. Bir çocuğu siyaset yüzünden ağlattığı için saygısızdı.

Dünyanın ne kadar acımasız bir yer olduğunu anlatmama gerek yok. Bir yerde çocuklar varlık içinde mutlulukla büyürken, bir yerde bomba sesleri altında yaşamaya çalışanlar var. Fikirlere saygısızlık, susmak, anlayışsızlık hep bu iğrenç siyaset kavramının eseri. Birbirine düşecek, bir çocuğun fikirlerini önemseyip ağlatacak kadar bu siyasetin içine düştük biz. Aynı dünyada yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz, fikirlerimiz ne kadar farklı olursa olsun insanız hepimiz mutlu bir yaşamı hak ediyoruz. Ama bir satranç tahtası üzerinde olduğumuzu unutup hamlelere aldanıyoruz. Hem de öyle aldanıyoruz ki gözümüz dönüyor. İnançlarımızı üstün görmemiz etrafımızdakilere zarardan başka bir şey vermiyoruz ama yine aldanıyoruz, üzüyoruz, anlayışımızı yitiriyoruz.