Hepimiz seni sevmesin diye uğraşıyoruz!

Hayatta iki adım ileri gitmek için bir adım geri ve üç adım ileri gitmek gerekiyor.

Yapamadığımız şeyler üzerinden yaşıyoruz. Yapamıyorum yazamıyorum. Okumuyorum artık. Belki de çok meşgul ediliyorum okumayayım diye. Yapmamak üzerine kurduğum küçük hayatımı kaybetmekten ölesiye korkuyorum. Geçen hafta aldığım mektup da cabası;

“Hepimiz seni sevmesin diye uğraşıyoruz!

Seni severse, aşık olursa daha az zaman geçirecek bizimle. Sokakta olmak isteyecek, başka insanların ne yaptığıyla ilgilenmeyecek, bizimle oyun oynamayacak artık, saatlerce tanımadığı insanlarla yazışmayacak, porno sitelerde her gece yeni bir kadınla sevişmeyecek, hayatını bir kişiyle paylaşacak.

E nasıl öğreneceğiz ne satacağımızı ona o zaman? Ya bizim istediğimiz gibi yaşamamayı seçerse, ya parasını bizim almasını istemediğimiz şeyleri almak için harcarsa. Nasıl geçiniriz biz?

Bir gün özgür olduğunu ve doğanın onu -gerçekten kendi varlığıyla onu- kucaklayacağını anlarsa kim izler doğaya çıkmanıza gerek bırakmayan hayatta kalma belgesellerimizi? Ya larva ya da sümüklü böcek yemek yerine, binlerce ot ve meyve olduğunu görürse ormanda yenebilecek,hayatta kalmak için?

Telefonundan ayrılmak isterse ne olacak. Uzaklaşamasın diye şarjını bile tam gün kullanamayacağı şekilde ayarladık. Bütün banka hesaplarını, arkadaşlarını, ailesini görebilmek için bizi kullanmazsa ya gerçekten bir gün bankadan paralarını yanına alıp, gerçek arkadaşlarıyla uzun bir seyahate çıkarsa?

Nasıl geçiniriz biz? Söylesene bana! Yolda interneti yoksa? Ya gps’ini kullanmazsa bir daha. Nasıl buluruz onu? Ya kaybolmayı başarırsa?

Yıllardır çalışıp denize gidememesi onun yararına. Hepimiz tatil için çalışıyoruz deyip ödeyemeyeceği borçlara girmek istemezse, ya tatil için neden çalışayım? derse. Ya günde 5 saatini geçireceği boş bir odaya her ay bir sürü para ödemek istemezse? Geceyi cırcır böceklerini dinleyip, sahilde martı seslerine uyanmak için dışarıda geçirirse? Ya bir sırt çantası ve bir çadırla yola çıkarsa? Lüks arabasından vazgeçer bir motor alırsa? Ya da motor bile değil bisiklet alırsa ne yaparız? Bir düşünsene!

Kendine gelip bir sabah yıllardır çalmak istediği enstrumanı neden çalamadığını anlarsa? Ya onu kolay zaferlerle oyaladığımızı öğrenirse? Bunun için kendine kızıp alışverişe çıkmazsa ne yaparız!

Kendi içine dönmek için seminerlerimize katılmak yerine, bedavaya gerçekten kendi içine dönmeyi bir akıl ederse ne olur biliyor musun!

Durup bir gün ya başka insanlarla konuşmaya başlarsa. Sokakta kulaklıklarını çıkartıp, metroda bir fıkra anlatırsa yanına oturan çocuğa? Ya çocuk buna gülerken karşısında oturan seninle göz göze gelip senin gülümsemenden etkilenirse. Bakışlarınız birbirinizi aşağılamadan buluşup, ne marka ayakkabı giydiğini göremezsen ve sen de ona katılırsan bu gülüşmede.

Ne yaparız biz söyle bana!

Seni severse ve herkes buna uyarsa, ne yaparız?

Söyle hadi! Söyle bana!”

Like what you read? Give Yigit Gunel a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.