Başarı

“Sizin başarınız bir başkasının başarısızlığı demek.”

Hayatta her şey gibi başarı da göreceli bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Bu görecelilik ise mutluluktan biraz farklı. Mutluluğun dezavantajı olarak şunu söylemek mümkün. Sürekliliği olmayan bir durumdur mutluluk. Bir çocuğa çikolata verirseniz mutlu edersiniz fakat bu mutluluğu sürekli kılamazsınız. Başarının dezavantajı ise çok daha farklı. Sizin başarınız bir başkasının başarısızlığı demek.

Göreceli kavramların diğer bir sıkıntısı ise tam olarak tanımlanamamaları. Mutluluk nedir? Başarı nedir? Bu kavramların herkese göre farklı tanımları var ve verilen tanımların, örneklemin tamamını yansıtması imkansız. En çok hoşumuza gidenler de o anki ruh halimize en çok uyan tanımlamalar oluyor genelde.

Şirketteysek başarı tanımı CEO oluyor, halı sahadaysak herkesi ipe dizen genç. Hem genç olup hem CEO olmak ise kapitalizmin içten içe işlediği ülkemizde zor. Gençken neden böyle bir şey ister ki insan, böyle bir şey başarmak. Başarmak?

Yine aynı kısır döngüye mi giriyoruz? Bu sefer başka yerden. Birçok insan için başarmak, diğerlerinin yapamadığını yapmak oluyor. En kötüsüyse bu cümledeki “diğeri” en yakın arkadaşı olanlar. Bir insanın hayattaki en büyük gayesi her şeyini bildiği en yakın arkadaşından daha iyi olmak olabilir mi? Böyle bir şeyi başarmak insana ne katar? insalığa ne katar?

Sosyal statü kaygısı insanı başarılı olmaya iter. Temel mantık yine aynı yere gidiyor. Topluluklarındaki ikame ürünlerinden (*subtitutes) yani kişilerden daha iyi olmak. Bu topluluk yine sosyal statüyü gösteren başka bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Kimine göre golf kulübü, kimine göre ilkokul arkadaşları.

Bir kitapta Avustralya’da Aborjinlerin hayatını okurken dikkatimi çeken bir detay. Bir yabancı Aborjinlerle koşu yarışı yapmak ister. Fakat Aborjinler karşı çıkarlar. Neden diye sorar yabancı. Cevap basit, “koşu yarışının bir kazanı ve birçok kaybedeni vardır.” Aborjinler için herkes eşittir ve toplumda eşit hakları vardır. Başarılı olmaya gerek olmayan bir toplum yapısı vardır. Yani vardı, ta ki hırslı Avrupalılar tarafından istila edilmeden önce.

Bize küçüklüğümüzden beri başarılı olmak empoze edilir. Her zaman komşunun çocuğundan daha başarılı olmamız gerekmektedir, diğer bir tabirle komşunun çocuğunu hep alt etmemiz beklenir. Kimse sizden mutlu olmanızı beklemeyecektir bu hayatta ve başarı mutluluk olmayacak.

“Çünkü sizin başarınız diğerlerinin başarısızlığı demek ve mutlu etmeden mutlu olamazsınız. “