1…2…3…

Yılmaz Bek
Feb 25, 2017 · 1 min read

Ağlamıştım

Ağlayabiliyordum hala

Fonda Şebnem Ferah’tan CAN KIRIKLARI çalıyordu

Yorgundum bitmiştim

Ve tam bu sırada televizyondaki reklamlar

İnsanlara lekelerle nasıl mücadele edeceklerini anlatıyordu

İnatçı çamur, hain ketçap ve şırfıntı reçel

Kuyruk sokumumdan enseme kadar

Omurgamı belliyordu küçük tarım işçileri

Ayaklarımın altı yanıyordu

Hava soğuktu oysa

Ve savaş devam ediyordu

İnsanoğlu tanrı adına cinayetler işliyordu

Öldürdüklerininse şeytan olduğunu söylüyordu

2+2’nin 4 ettiğini herkes biliyordu

Ama bu onları durdurmuyordu

Tüm bunlar yaşanırken uzaklarda

Fazla uzakta değildi aslında

Yakınlardaysa

Saat 10’dan sonra içki satın almak yasaktı

Cinayet işlemekse serbest

Tecavüz etmek serbest

Ayrımcılık serbest

Ve bu saatlerde televizyonlar bireysel emeklilikten bahsediyordu

Ve ülkemin erkeklerinin büyük bir çoğunluğu dövdüğü kadınlarla sevişiyordu

Sorsan sado-mazoşizm kötü derler

Ve bu saatlerde televizyonlar bebek bakım ürünlerinden bahsediyordu

Ama hamilelerin sokakta gezmesi ayıptı

Ne de olsa seks vardı işin içinde

Televizyonlar çocuklar için oyuncak reklamları üretiyordu

Ve bir adam bu reklamları izliyordu

9 yaşındaki kızının düğünü için giyinirken

Keyfi yerindeydi

Belli iyi bir başlık parası almıştı

Ve ben küçükken televizyonlar kapalı olurdu bu saatlerde…

Yılmaz Bek

    Yılmaz Bek

    Written by

    Writer. Poet. Punk Hard. Bad. Immoral.

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight.
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox.
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month.