1…2…3…
Ağlamıştım
Ağlayabiliyordum hala
Fonda Şebnem Ferah’tan CAN KIRIKLARI çalıyordu
Yorgundum bitmiştim
Ve tam bu sırada televizyondaki reklamlar
İnsanlara lekelerle nasıl mücadele edeceklerini anlatıyordu
İnatçı çamur, hain ketçap ve şırfıntı reçel
Kuyruk sokumumdan enseme kadar
Omurgamı belliyordu küçük tarım işçileri
Ayaklarımın altı yanıyordu
Hava soğuktu oysa
Ve savaş devam ediyordu
İnsanoğlu tanrı adına cinayetler işliyordu
Öldürdüklerininse şeytan olduğunu söylüyordu
2+2’nin 4 ettiğini herkes biliyordu
Ama bu onları durdurmuyordu
Tüm bunlar yaşanırken uzaklarda
Fazla uzakta değildi aslında
Yakınlardaysa
Saat 10’dan sonra içki satın almak yasaktı
Cinayet işlemekse serbest
Tecavüz etmek serbest
Ayrımcılık serbest
Ve bu saatlerde televizyonlar bireysel emeklilikten bahsediyordu
Ve ülkemin erkeklerinin büyük bir çoğunluğu dövdüğü kadınlarla sevişiyordu
Sorsan sado-mazoşizm kötü derler
Ve bu saatlerde televizyonlar bebek bakım ürünlerinden bahsediyordu
Ama hamilelerin sokakta gezmesi ayıptı
Ne de olsa seks vardı işin içinde
Televizyonlar çocuklar için oyuncak reklamları üretiyordu
Ve bir adam bu reklamları izliyordu
9 yaşındaki kızının düğünü için giyinirken
Keyfi yerindeydi
Belli iyi bir başlık parası almıştı
Ve ben küçükken televizyonlar kapalı olurdu bu saatlerde…
Yılmaz Bek