Geceyi onaran mimar

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır,
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır,
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır.

Üstat Sezai Karakoç, Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine adlı ünlü şiirinde böyle söylüyor. İşlerin kötüye gittiğine dair işaretler belirdiğinde umudu hatırlatan çok güzel sözler bunlar. Yaşandığı vakit kötü diyebileceğimiz durumların aslında iyi gidecek bir şeylere dair taşıdığı potansiyelden bahseder. En çok da pes etmemek gerektiğinin altını çizer, başarısızlıkların başarıya giden yoldaki aşılması gereken küçük tepeler olduğunu söyler bence yenilgi yenilgi büyüyen zafer.

Monica Byrne, North Carolina’da yaşayan bir roman yazarı, oyun yazarı ve aynı zamanda gezgin. Bu yazı kaleme alındığı günlerde benim de başta Hafız olmak üzere pek çok şeyini beğendiğim İran’ı geziyordu ve blog, facebook, instagram ve twitter hesaplarından izlenimlerini paylaşıyordu.

Monica, biyokimya üzerine lisans ve jeokimya üzerine master yaptıktan sonra kendi alanında yıllarca çalışmış. Bir gün oturup karar vermiş ve en sevdiği şey olan yazma işini yaşamının merkezine yerleştirmeye karar vermiş. İlk romanı olan “The Girl in the Road” tam 8 sene sonra en iyi yayınevlerinden olan Crown Publishing’den çıkmış.

İnsanların küçük küçük katkıları ile girişiminize yatırım almanızı sağlayan kitle fonlaması sitesi Indiegogo üzerinde yaptığı başarılı bir kampanya ile insanlardan yatırım toplamayı başarmış ve ilk oyunu olan “What Every Girl Should Knowortaya çıkmış. Oyun New York International Fringe Festival ‘de sergilenmiş ve Best Ensemble ödülünü almış. Ayrıca North Carolina Arts Council Fellowship for Literature ödülü de almış.

Çok güzel bir hikaye. Kim istemez ki böyle bir hikayesi olsun. Bu cümleleri yazdığıma göre siz anladınız birazdan hikayedeki gizemli bir şeylerden bahsedeceğimi tabiki.

Ben Monica’yı geçtiğimiz günlerde Washington Post’taki bir yazıda keşfettim.

Konuyu dağıtmadan hikayeye geri döneyim. Sanatçılar ve diğer bazı kimseler Monica’dan bu başarının sırrını istemişler. Onda olan ama kimsede olmayan o maymuncuk anahtarını alırlarsa onlar da kendilerine böylesine güzel bir hikaye geliştirmek istemiş olabilirler.

Monica bunun üzerine kendisinin anti-resume dediği içinde bu güzel bilgilerinin yanında başarısızlıklarını da içeren bir anti-cv hazırlamış blogunda yayınlamış. Siz de okumak isterseniz buradan buyurun.

Blogunda anlattıklarını kısaca özetleyelim. Son 6 yıl boyunca yaptığı bütün başvuruları ve sonuçlarını bir excel belgesine tek tek yazmış. Edebi dergilerden, festivallerden, çalıştaylardan tutun da ödül başvurularına kadar her şer var bu belgede. Tam 566 tane başvuru yamış 6 senede. Bunlardan sadece %3'ü kabul edilmiş yani 566 başvurudan topu topu 17 tane. Başvurularının %97'sinde reddedilmiş. Hatta %57'sinde direkt başvuru formu geri çevrilmiş. Excel belgesi de burada, indirip incelemek isteyenler için.

Şimdi hikayeyi bir daha gözden geçirelim. Böyle bir hikayeye sahip olmak isteyenler tekrar düşünsünler bakalım hikayeye bu haliyle sahip olmak istiyorlar mı hâlâ. Şöyle de düşünmek gerekiyor, bu kadar azimli ve sabırlı olabilecek durumda mıyız, başarı denilen şey her ne ise ona ulaşmak için.

Şimdi Monic’nın “başarı” formulüne bakalım. Şöyle diyor:

Eğer yazıyorsanız, yetenekli ve çalışkan bir yazar bile olsanız, yazıyor olmak ödül olarak yeterlidir.

Monica ilk romanı biter bitmez ikinci romanını yazmaya başlamış bile. Hatta 20.000 kelimesini bitirmiş bugüne kadar. Şu anda ilk romanı satışta ve oldukça beğenilmiş. Ama dikkatinizi çekerim ;) o daha ilk roman bitince bu sonucu henüz bilmiyorken ikinci romanını yazmaya başlamış.

Hedeflerimizi, ideallerimizi ve onlara gerçekte ne kadar inandığımızı sorgulama zamanı…