Merhamet tutkunu insanlara selam olsun”

Merhamet… Bu kelime hayatımızın her noktasında belki de en ön saflarda yer alması gerekiyor. Peki, biz canlılar için bu kadar önemli olan bu kelime ne anlama geliyor. Merhametli insan, merhamet sahibi biri derken neyi kastediyoruz.

Merhamet, çevremizde karşılaştığımız ya da duyduğumuz üzücü bir olay karşısında bizim o kişiye ya da o canlıya duyduğumuz acı, şefkat, yardımseverlik duygusudur. Arapça da rahima olarak geçen kelime türkçeye ‘’merhamet etti, kucakladı, şefkat gösterdi’’ manasında kullanılmaktadır.

Merhamet, sadece islam dini için değil Yahudilikte de , Hristiyanlıkta da dinlerinin esaslarını oluşturmaktadır. İslam dininin en çok üzerinde durduğu konuların başında gelmektedir. Çünkü, İslam inancına göre Allah rahman ve rahimdir. Yani affedici ve merhamet sahibidir. Her ne günah işledin ise tövbe kapısı sana her daim açıktır. Yani her an affedilmeyi bekleniyorsun.

İslamın son peygamberi ümmetin göz nuru merhametin beden bulmuş hali insanların yol göstericisi, şefkatli peygamberimiz Muhammed (a. s) merhamet hakkındaki hadislerinden bir iki tane aktarmak istiyorum. Merhametli olmanın önemini daha iyi anlayabilmek adına.

Peygamber efendimiz (s. a. v) bir hadisinde şöyle der “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez. (Buhârî, Tevhîd, 2)” Merhametli olmanın ne kadar önemli olduğunu gösteren dehşet bir hadis. Ne yaparsan onu görürsün. Merhamet etmezsen Allahta sana merhamet etmez. Daha önce yukarıda dediğimiz gibi Cenabı hakkın rahman ve rahim isimleri ‘’merhamet sahibi’’ anlamına gelmektedir. Allaha yakın olan insan bu isimlerin tesellisini görür ve merhametli olmanın ne kadar önemli olduğunun önemini ortaya koyarlar. Şöyle bir Allah dostu insanlara baktığımızda hayatlarından çok memnun ve merhametli insanlar olduklarını görürüz.

Bu, Allah’ın kullarının kalplerine yerleştirdiği merhamettir ve Allah, ancak merhametli kullarına rahmet eder. (Müslim, Cenâiz, 11; Buhârî, Merdâ, 9) Bizi dehşete düşürecek bir hadis daha… Bu hadis karşısında ellerimiz bedenimiz yüreğimiz titremese kendimizi sorguya çekelim. Çünkü, merhamet edene merhamet edilir. Ya biz merhamet etmiyorsak hiçbişeye ya da ne bileyim o duyguyu hissetmiyorsak. Merhamet sadece insana gösterilen bişey değil. Yeryüzündeki her canlıya merhamet edilir. Kuşa, sineğe, çiçeğe, böceğe vb. daha sayılacak nice canlının yükümlülüğü üzerimizde bulunmaktadır. Ya onlara merhamet etmiyorsak Cenab-ı hakkın merhametinden mahrum kalacağız demi. Bir müslümanın istemeyeceği ilk şeydir bence Allah’ın merhametinden uzak kalmak.

Öyleyse üzerimize düşen ilk vazife merhametli olmaktır. İnsanlara, hayvanlara, bitkilere karşı merhamet sahibi olmaktır. Merhamet etmek sadece o kişinin ya da o canlının durumuna karşı üzülmek değil onlar için bişeyler yapabilmektir. Elimizden geldiğince bulunulan durumun düzelmesi ya da daha iyi bir hal alması için maddi manevi her konuda çaba harcamalıyız.

Muhyiddîn ibn-i Arabî Hazretleri buyurur ki:

Allâh’ın kullarına, şefkat ve merhametle muâmele et. Merhamet ve şefkatini bütün canlılara ve mahlûkâta bolca yay ve sakın ola ki; «Bu ottur, cansızdır, faydası yoktur.» deme! Bilâkis, senin idrâkinin ötesinde, onların pek çok faydası ve hayrı vardır. Yaratılmışı, bulunduğu hâl üzere bırak ve ona Yaratıcı’nın merhametiyle merhamet et!”

Merhametin olduğu insanlarda, toplumlarda sevgi, saygı, iyilik, güzellik, fedakarlık vb. birçok güzel haslet bulunur. Ama merhametin olmadığı yerlerde ise kin, nefret, kötü düşünceler başını alıp gitmektedir. Eğer yeryüzünde hakkaniyetli bir toplum olmak istiyorsak ilk önce merhameti yaymalıyız insanlar arasında. Ensar muhacir kardeşliğinin ruhunu yeniden diriltmeliyiz.

Ancak o zaman mutlu huzurlu bir ortam oluşur ve barışa sevgiye hasret değil onların içinde bir nesil büyütürüz. Yoksa kargaşanın düzensizliğin huzursuzluğun zulmün baş gösterdiği bir toplum olmaktan öteye gidemeyiz.

Metin Karabaşoğlu’nun dediği gibi ‘‘merhamet güçtür’’. Ne kadar yerinde bir söz değil mi? Güçlü olanın yolu merhametli olmaktır. Merhamet sahibi olmaktır. O zaman işte tüm zulümlere, haksızlıklara, şiddete, kötü düşüncelere meydan okuyabiliriz.

Kâmil bir îmânın ilk meyvesi merhamettir. Merhamet ise, elimizde olanı, bizden daha mahrûm olana ikrâm etmemizdir. İnsan, îmanda kemâle erdikçe, gitgide genişleyerek bütün mahlûkâtı şümûlüne alan bir merhamet dergâhı hâline gelir.Hakk’ı seven, O’nun mahlûkâtını da sever. Hakk’a dost olan, O’nun yarattıklarıyla da dost olur. Bütün mahlûkâta Hâlık’ın şefkat ve merhamet nazarıyla bakabilmek ise, ilâhî ahlâk ile ahlâklanmanın bir zaferidir.”(Osman Nuri Topbaş)

Schopenhauer diyor ki “merhamet, ahlakın temelidir”. Ahlaklı bir toplum olmanın temel taşını oluşturmaktadır. Merhamet olmadan değerlerine, inancına bağlı bir nesil büyütemeyiz. Aksine bencil ve nefsine düşkün bir nesil büyür.

Allah bizi merhametli kullarından eylesin insallah. Hakkıyla iman edip hakkı hak bilip yaşamayı batılı batıl bilip uzak durmayı bizlere nasip etsin. Yazımı değerli İslam alimlerinden Abdülkadir Geylani’nin güzel ahlak ile ilgili bir öğüdü ile bitirmek istiyorum.

… Birbirinize saygı gösterin. Birbirinize merhamet gösterin, aranızda şefkatli olun. Birbirinizi kötülemeyin. Birbirinizi azarlamayın. Birbirinize karşı iyi davranın, birbirinizin kusur ve ayıplarını münasip bir lisanla anlatın, görmemezlikten gelin. Birbirinizin ayıplarını yaymayın, birbirinizin hatalarını affedin. Teftiş ve tecessüse kaçmadan, birbirinize iyiliği emredin. Kötülükten de alıkoyun”. (Abdülkadir Geylani, Kalpleri Aydınlatan Sözler, sf. 183, Derleyen; Şeyh Muhammed Abdülkerim El-Kesnezâni)

Like what you read? Give Yunus Çelik a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.