Eğitimde Dijitalleşme

Global bir trend mi yoksa geleceğin ta kendisi mi?

Merhaba.

Günden güne metroda otobüste yolculuk yaparken kağıda basılı bir şeyler okuyanların sayısı azalmakta açık olmak gerekirse bunlara kendim de dahil. Git gide yaygınlaşan akıllı telefonların, binlerce kitabı e-kitap formatında içine sığdırabilen e-kitap okuyucuların incelmelerine rağmen performansları dahada artan taşınabilir bilgisayarların bu azalışta etkisi muazzam derecede büyük.

İnsan doğasında her zaman için yaptığı işleri kolaylaştıracak yeni yollar bulma tutkusu vardır. Bu tutku tekerleği bulup bir yerden başka bir yere kolayca ulaşmayı sağlayan ilk insanlarda da vardı bir bilgisayarın yapabileceğinden fazlasını cep telefonuna sığdıranlarda da. Nitekim içimizdeki bu tutku körelmediği sürece bilinmeyeni keşfetmek ve yapılmayanı yapmak en temel arzularımızdan olmaya devam edecek.

Sıkıcı giriş kısmını atlattıktan sonra gelelim asıl bahsetmek istediğim konuya. Son yıllarda bir çok eğitim kurumunun eğitimde dijitalleşme adı altında kitap ve defteri kaldırıp yerine tabletle eğitime geçmeye çabasında bulunduğunu gördük. Aslında FATİH projesi kapsamında yapılmak istenende biraz buydu. Ancak yıllardır alıştığımız kitap ve defterleri bir anda bırakıp bütün içerikleri tablet bilgisayarlara aktarmak oldukça sancılı bir süreçtir. FATİH projesinde yapılan en büyük hatalardan birisi yeterli içerik olmadan sadece tabletleri dağıtarak tabletle eğitim verebilecekleri düşüncesiydi.

Tabletle eğitim yada daha süslü söyleyişle eğitimde dijitalleşme uzun süren altyapı çalışmalarına ihtiyaç duyulan bir sistem. Öncelikle tabletle eğitimi yönetecek insanların kullanılan tabletlere, platformlara, uygulamalara ve çıkabilecek sorunlara karşı kapsamlı eğitimler almaları gerekmektedir.

Daha öncede söylediğim gibi en önemli faktörlerden birisi içerik. Tamam içerik oluşturabiliriz kullandığımız kitapları e-kitap haline dönüştürüp tabletlere yerleştirip öğrencilerin kullanımına sunabiliriz. Peki bu yaptığımız ne kadar dijital bir eğitim? basılı kitabı eline almaya üşenen öğrencilerin e-kitapları hiç bıkmadan sıkılmadan okuyacağını ve bu sistemin başarıyla tıkır tıkır işleyeceğini düşünen varsa büyük yanılgılar içerisindedir.

İçerik oluşturmak aslında dijital eğitimin temel taşlarından birisi. Artık öğrencilerin tekdüze derslerden tahtaya çıkıp ders saati boyunca yazdırıp sınavlarda deftere yazdırdıklarından soran öğretmenlere ihtiyacı yok. Öğrencileri soru sormaya iten, her şeyi olduğu gibi kabullenen değil sorgulayıcı düşünce yapısına sahip öğrenciler yetiştiren, teknolojik gelişmelerden maksimum seviyede faydalanıp öğrencilerini derse bağlayan ve öğrenmenin sadece okulda değil hayat boyu süren bir süreç olduğunun farkına varmamızı sağlayan eğitimcilere ihtiyacımız var.

Gerekli eğitimleri alıp uygun içerikleride oluşturduktan sonra sıra uygun platformu seçmeye geldi. Her platformun her sistemin kendine göre avantajları var. Bu noktada en uygun platformu seçmek size kalıyor. Bunun için ihtiyaçlarınızı güzel bir şekilde belirlemeniz gerekmektedir. Naçizane sizlere önerim bulut sisteminin özelliklerinden faydalanmanız ve dijital eğitimde kullanılabilecek köklü yazılım firmalarının uygulamalarını kullanmanız. Microsoft OneNote bu konuda dijital eğitime geçmek isteyen kurumlara birçok özellik sunuyor ayrıca aşına olduğumuz Microsoft Word arayüzüne büyük oranda benzeyen ara yüzüyle büyük bir kulanım kolaylığı sağlıyor. Microsoft OneNote hakkında daha detaylı bir yazıyı ilerleyen günlerde tamamlayacağım.

Büyük yatırımlar ve büyük heveslerle başlayan birçok proje gibi eğitimde dijitalleşme büyük bir fiyaskoyla mı sonlanacak yoksa bu işe erken başlayanlara büyük getiriler sağlayacak bir yenilik mi?

İyi günler.