Ülke yönetiminde oyunsallaştırma ve “vatandaşlık skoru” uygulaması
Umut Gökbayrak
32812

Selamlar Umut. Yazını bir solukta okudum. Öncelikle ellerine sağlık.

Biliyorsun, biraz tekrar gibi olacak ama Platon’un Devlet’inde önerilen sistem filozof kral tarafından yönetilen monarşidir. Bu sonuca ilmek ilmek işlediği adalet ve insan doğası üzerine yaptığı çıkarımlar ile varır.

Aynı fikri yoldan biz de ilerlediğimizde, yazında vardığın sonuçların nasıl bir çerçevede hayata geçeceğini anlayamadım. Teknolojinin ortaya çıkabilecek sorunları çözeceğini söylüyorsun, lakin — bence — teknoloji bir çözüm değil, olsa olsa bir araçtır.

Kafa karışıklığımı net olarak anlatabilmek için sanırım bir örnek vermem doğru olur. Erdemleri ölçmek mümkün olmadığı için, bir kısım meritokrasi taraftarları erdemliler yerine eğitimlilerin yönetimi elinde bulundurması gerektiğini söyler. Bu durumda erdemler değersiz midir? Veya, — Eğitim’in sözlük anlamı, edinilen bilgilerin davranışlarda fark yaratması olduğuna göre — bir eğitim sistemine bireyi sokup mezun ettiğimizde tam olarak neleri “öğrendiğini” nesnel olarak nasıl ölçeriz? Misalen, dünyanın finansal sistemlerinde ülkeleri batırıp çıkaran o ruhsuzlar güruhu, dünyanın en iyi okullarından mezun bireylerimiz değil mi?

Nihayetinde, bilişim açısından sorunsuz bir problem de olsa, henüz enflasyon hesabının nasıl yapılması gerektiği hususunda anlaşmaya varamamış bir toplumda yaşıyoruz. Elimizdeki örneklere baktığımda, oyunlaştırılmış bir vatandaşlık sisteminin sorunu çözmeyeceğini, sadece sorunu başka bir katmana devredeceğini düşünüyorum.

Bu konu üzerine yaptığım okumalardan sonra benim kafamda canlanan model biraz daha farklı;

Dolaylı demokrasi, tüm halkın katılımının sağlanması zor olduğu için halen en yaygın uygulama. Bence teknolojiyi kullanarak artık bu zorlukları ortadan kaldırabilir.

Mesela, — olmaz ya — bir ülkede blockchain üzerinde çalışan bir vatandaşlık sistemi olsa. Devletin her kademesindeki her karar, tüm halkın oylamasına açık hale getirilse. Örneğin, her kurum veya herhangi bir birey önereceği yönetmelik veya yasa değişikliği için uygun etiketler ile (“Eğitim”, “Sulama”, “Tarım” gibi..) bir “pull request”’i tüm halka sunabilse. Diğer yandan vatandaşlar da belirli etiketler için oy hakkını birbirine devredebilse — yani <<“Eğitim” ile ilgili ben Umut’a güvenirim, bilgilidir. Benim oyumu da o kullansın>> diyebilseler.

Böylece katılımcı, erdemlere bireysel ölçekte de olsa değer veren, yetki devrinin sürekli denetlenebildiği, kesinlikle daha adil bir ülke olmaz mıydı?

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.