Toros’larin karlı tepelerinden dünyanın orta yerine, fethe gelmiş bir koca yürek!

Biri ona bir gün ‘Neeee, film mi çekeceksin?.. Olmaz öyle şey, çekemezsin.’ demiş. Ve içinde bir volkan patlamış Ümmiye Koçak’ın.

Kimisi ona Ümmiye Teyze diyor, kimisi Ümmiye Ana… Hayır, henüz ‘Ümmiş’ diyenini görmedim, duymadım. Belki vardır da, ortalıkta değiller. Saygıdan olsa gerek. Hayır, tanımıyorum kendisini ama twitter ‘da takip ediyorum. Tanıyormuş gibiyim yani. Bir de aslında, hissiyatını tanıyorum. Başından neler geçmiş olabileceği hakkına az buçuk bir fikrim var. Bizim coğrafyada büyüyen her kız çocuğunun vardır.

Ümmiye Koçak, o ‘güm’ diye patlayan volkanın açtığı derin izden koşarak, alevlerinde yanarak ve ışığını takip ederek varmış bugün geldiği yere. Başkaca da ne bir desteği olmuş, ne de yol yordam göstereni. Ve geçen gün izlediğimiz o filmi yapmış, adı “Yün Bebek”.

Ümmiye Koçak, Adana’nın Çelemli köyünde on çocuklu bir aileye doğmuş. O daha küçükken başlamış birileri “Yapamazsın, gidemezsin, gülemezsin… “ demeye. O zaman kendi gibi küçücükmüş volkanı da. İlkokuldan sonra okula gidemezsin dediklerinde de patlamış zaar, ama ne izi çok derin olabilmiş, ne de ışığı öyle parlak. Ümmiye Hanım, içinde volkanlar patlayarak gelmiş elli kusur yaşına. En sonunda 2001 yılında Mersin’in Aslantepe köyünde kurunca “Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu”nu, rahatlamış biraz. Hem oyunlar yazmış, hem de köyden yalvar yakar ikna ettiği kadınlarla oynamışlar onları. Sen misin ‘Yapamazsın’ diyen… Volkan artık dur durak bilmez, yangını hiç sönmez olmuş.

Mersin, Akdeniz’in usul usul gelip okşayarak uyuttuğu bir mülayim şehir. Ama yukarılara çıktıkça Toros dağlarının gölgesi düşer her bir köyüne, yaylasına. Bu yüzden şehirlisi yumuşacıktır Mersin’in, ama köylüsü birer ateş parçası. Ümmiye Hanım da bolca içmiş olmalı Toros’ların karlı suyundan, yine de söndürememiş o sert sular yangınını. Belki de her yapamazsın diyene yeniden patladığındandır volkanı…

Öyle diyor kendisi, ben onun yalancısıyım; “Ne zaman ki,birisi çıkıp “Bunu yapamazsın” der, işte o zaman insanın içinde bir volkan patlar.”

Çok istiyordum Yün Bebek’i izlemek. Biliyordum, yeniden yanacaktı içim görünce halini köylümün, köylü kadınımın. Ama yine biliyordum ki, pırıl pırıl bir umut gösterecek başını her şeye rağmen. Değil mi ki, Anadolu’nun bağrında patlamaya devam edecek volkanlar, değil mi ki el verecek ta okyanusun karşı yakasından BTF gibi kuruluşlar, umut hep var olacak.

Ümmiye Koçak ses vermiş, renk vermiş, nefes vermiş can çekişen kızlarına Toros’un. Ve BTF alıp bize getiriyor onu, o yüzyıllık sancıyı hissedelim, merhem olup azaltalım diye acıyı. Tam da bu yüzden gitmeli, izlemeli… el, ayak, kol vermeli bu insanlara, onların sesi olmaya adanmış gönüllülerine Bridge to Turkiye Fund (BTF)’in.

����