Öğrenilmiş Çaresizlik -1

Belki de nice Einsteinlarımızı kabuğunda söndüren, nice Bill Gateslerin dünya adına bir fayda sağlamadan göçüp gitmesine sebep olan, cehaletin yıkıcılığı karşısında ilmin zaferine pranga vuran, “Eğer kağıdını incelersem verdiğim fazla notları geri alırım bak” denilen bir nesle süklüm püklümlüğü aşılayan psikolojik bir olgu… Öğrenilmiş Çaresizlik…

1970'lerde Martin E. P. Seligman bir deney yapar. 24 adet köpek, 8'erli gruplar halinde farklı farklı odalara konur. Bu köpeklerden 1. gruba rahatsız edici derecede elektrik şoku verilir. Bu elektriğin durdurulması için odanın içerisinde bir düğme vardır. Bir süre sonra düğmeye basıldığında elektriğin kesildiğini fark eden köpekler, elektrik verildiğinde düğmeye basmaya başlar ve her elektrik verildiğinde düğmeye basmak için bir öncekinden daha hızlı reaksiyon verirler.

2. gruptaki köpeklerin durumu ise 1. gruptakilerle aynıdır fakat tek bir farkla. Odadaki düğme, hiçbir işe yaramamaktadır. Yani köpekler düğmeye bassa dahi elektrik kademeli olarak verilmeye devam eder. Düğmeye basmanın bir işe yaramayacağını fark eden köpekler bir süre sonra düğmeyle olan ilişkilerini tamamen keserler.

3. gruptaki köpeklere ise hiçbir şey yapılmaz. Ne elektrik verilir ne de odada düğme vardır.

Bir süre sonra bu 24 köpek aynı yere konur ve konuldukları yer elektrik verilmeye uygun teçhizatlıdır. O bölgenin tam karşısı ise elektrik şoku olmayan gayet güzel bir ortamdır. Seligman bu bölgelerin tam ortasından köpeklerin atlayabileceği yükseklikte bir çit çeker. Bir süre sonra elektrik verilmeye başlanır. Elektrik verilen köpeklerin bir kısmı dışında hepsi telden atlayarak güvenli bölgeye geçmiştir. Tahmin edeceğiniz üzere güvenli bölgeye atlamayı tercih etmeyen köpekler, 2. gruptaki, düğmeye bassa dahi işe yaramayacağını anlayan köpek grubudur. Devamlı elektrik verilmesine rağmen köpekler karşı tarafa atlamak için hareket etmez. Üstelik bu deney aynı köpekler üzerinde bir süre sonra tekrarlanır ve sonuç yine aynıdır. Çaresizliği öğrenen köpeklerin acı çekmelerine rağmen hareketsiz kalması neticesinde Seligman o ünlü kavramı ortaya atar; Öğrenilmiş Çaresizlik.

Öğrenilmiş Çaresizlik edinilen kötü tecrübeler, başkalarının yaşamış olduğu kötü tecrübeler, güven problemi vb. gibi acı verici yaşanmışlıkların öğrenilmesi neticesinde farklı bir ortam olsa dahi aynı duruma karşı duyarsızlaşmayı ifade eder.

Örneğin bir haksızlık görürsünüz, ses çıkarırsınız, bunun neticesinde başınıza türlü olumsuzluklar gelir. Ya da bir haksızlık olur, birileri ses çıkarır ve bunun neticesinde ses çıkaranların başına türlü olumsuzluklar gelir. İşte bir dahaki sefere haksızlıkla karşılaştığınızda artık ona karşı tepkisiz kalmayı tercih edersiniz. Zira tepkisiz kalmazsanız da değişen bir şey olmayacaktır.

Ya da sınav notunuzun daha yüksek gelmesini umarken daha düşük gelip itiraz ettiğinizde hocanızın “kontrol edersem verdiğim ek puanları da alırım bak” demesi üzerine bir daha sınav kağıdınıza itiraz etmemeye başlarsınız. Zira itirazınız bırakın olumlu sonuç vermeyi, olumsuz sonuç doğurabilir. İtiraz etme gücünüz tek bir olayla elinizden alınmıştır. Ve zihninizin bir köşesinde itiraz etmek faydasız bir eylem olarak yerini alacaktır. Bunun sonucunda da ne cengaverliğiniz kalır, ne de hakikat karşısında hareket etmeye takatiniz. Bir hocanın böyle demesinden mi oldu gerçekten bu? diye sorabilirsiniz. Evet, bir hocanın böyle demesinden oldu.

Aynı olayların farklı zaman dilimlerindeki versiyonları bize yine aynı sonuçlar doğacağının garantisini vermez. Her olay kendi iç dinamiği içinde değerlendirilmelidir. Böyle değerlendirilmediği zaman hareketsiz kalmak kaçınılmazdır.

Boğulan insanın etrafındaki insanları suyun altına çekerek kurtulmaya çalıştığını bilenleriniz bilir, bilmeyenleriniz de şimdi öğrenmiş oldu. Yeni bir işe girişirken bizim insanımız neden boğuluyormuş gibi davranır? Atılıma müsait bir beyni niye aşağılara çekmek isteriz? Kendi seviyemizin üstü bizim için neden çekilmezdir? Bunların öğrenilmiş çaresizlikle ne alakası var?

Devamı haftaya…

A single golf clap? Or a long standing ovation?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.