Öğrenilmiş Çaresizlik -2

“O işte tutunamazsın hiç o toplara girme.”

“Daha önce yapanlara ne olmuş? Hepsi batmış. Sen mi batmayacaksın?”

“Bırak sen de, dünyayı sen mi kurtaracaksın?”

“Sanki 1 oyla ne değişecek Allah aşkına?” ve daha niceleri…

G.R Stephenson bizi bize anlatan, korkularımızın nereden geldiğini sorgulamamıza sebep olacak bir deney yapar.

5 tane maymun bir odaya alınır. Odanın tavanında bir muz asılıdır ve bu muza ulaşabilmek için altında da bir merdiven mevcuttur. Ne zaman bir maymun merdivenden çıkıp muzu almaya yeltense, diğer 4 maymuna yüksek tazyikli soğuk su sıkılır. Her bir maymun merdivene tırmanmayı dener ve her deneyişte diğer maymunlara soğuk su işlemi uygulanır. Bir süre sonra artık hangi maymun merdivenden çıkmak istese, diğer maymunlar su yememek için merdivene tırmanan maymunu dövmeye başlarlar. Buraya kadar olaylar gayet anlaşılır. Fakat bundan sonrası çok ilginç.

Odadaki 5 maymundan birisi dışarı alınır ve yerine olaylardan tamamen habersiz bir maymun konulur. Odaya yeni gelen maymun haliyle merdivene tırmanıp muzu almak ister. Ve diğerleri tarafından büyük bir lince maruz kalır. Birkaç kere daha denemeler gerçekleştiren maymun sürekli dayak yiyince eyleminden vazgeçer. Daha sonra ilk anda odada bulunan maymunlardan biri daha dışarı alınır ve yerine yine hiçbir şeyden haberi olmayan bir maymun konur. O da az önce odaya yeni gelmiş maymun gibi muza ulaşmak için bir kamyon dolusu dayak yer. Böyle böyle ilk 5 maymun tamamen yenileriyle değiştirilir.

Üzerine hiç su sıkılmamış, muzu almanın neden kötü olduğundan bi-haber 5 maymundan hangisi merdivene tırmanmaya çalışsa, diğerleri tarafından bir güzel dövülür.

Bu çok fazla ders çıkarılabilecek bir deney. Önceki yazıda da, bu yazıda da yapılan deneyler ne kadar hayvanlar üzerinde olsa da, bizim de düşünmek ve irademizle hareket etmek dışında diğer canlılara ciddi benzerlik gösterdiğimiz düşünülünce, bu olaylardan kendimize pay biçmemiz kaçınılmaz. O nedenle bu deneyler aslında bizim çekirdek halimizi yansıtıyor.

Odaya sonradan koyulan maymunlara “neden merdivenden çıkanı dövüyorsunuz?” sorusu sorulabilse eminim “e bize de öyle yaptılar” cevabı verirlerdi. Bulunduğumuz durumu sorgulamama, “geleneksel ve kültürel hareket etme” maalesef doğruya ulaşmamızdaki en büyük engellerden biri.

Bir işe başlarsınız. Başarılı olursanız “ben biliyordum” başarısız olursanız “ben demiştim” derler.

Çok basit bir sosyal deney ödevi veriyorum size sevgili okur. Etrafınızdaki insanlara (en az 5 kişiye) yeni bir işe atılacağınızdan bahsedin. Bu iş mümkünse zorlukları fazla olan bir iş olsun. Bakalım ne tepki alacaksınız?

Çok uzun süredir etrafımdaki insanlara denediğim bu çalışma sonucu şunu gördüm ki destek olmak yerine maalesef çok ciddi köstek olunuyor. Yani bırakın “neler yapabiliriz” i konuşmayı, “yapamazsın çünkü” üzerinde dakikalarca dil dökülüyor. İşte bunun sebebi çok basit ve aşikar. Merdivene çıkılırken dayak yenmiş olması.

Geçmiş en küçük bir başarısızlık hikayesi bile olan ya da bir başarısızlık hikayesi dinlemiş bizim insanımız bu yaşanmışlıkların sanki her olayda olacağı kanaatine sahip. Bunun öğrenilmiş çaresizlikten başka dinamikleri de olabilir. Fakat en önemli sebebin bu olduğunu düşünüyorum. Bir işe kalkışmak geçmişte yaşanılandan tamamen farklı değişkenlerle çevrilidir. Bu yüzden “bir şey olacak korkusu” çoğunlukla kuruntudan başka bir fayda sağlamaz.

Velev ki girişilen bir işin olumsuz sonuçları olsun. Eminim onun kazanımları hayattaki en büyük kazanımlardan olacaktır.

O yüzden, atalarınız ve toplum tarafından sıklıkla dile getirilen “gerçekleri” sorgulayın. Sorgulayın ki hep beraber doğruya ulaşalım. Çaresizliği öğrenmiş bir toplum içinde dayak atmak isteyenleri asıl biz uyaralım. Uyaralım ki muza ulaşmak uğruna su yemenin de bir gurur kaynağı olabileceğini herkese gösterelim. Göstermezsek maalesef günümüzü göreceğiz… Umarım bu günler, güzel günlere olur…

İnanın çocuklar!

Son.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Muhammed Zeren’s story.