Geri Dönüşümlü İnsan

Bir plastik şişe doğada ortalama 450 yılda, bir insan ise ortalama 80 yılda yok olur!

Devir tüketim devri. Hatta tüketimin bir tık ötesinde “çabuk çabuk, hızlı hızlı tüketim” devri. Elimize geçen bir şeyi kullanıp atmamız arasındaki süre bir hayli kısaldı. Uzun uzun videolardan 8 saniyelik kuplelere; yıllarca zihnimizden silinmeyecek parçalardan birkaç kere dinleyip unuttuğumuz şarkılara; uzun uzun oturduğumuz aile sofralarından bir şeyler atıştırıp kabuklarımıza çekildiğimiz hayatlara…. Bu ve bunlar gibi çabuk tüketim ürünlerine yüksek müsaadenizle bir şeyi daha eklemek istiyorum: İnsan!

Birisine yaptığınız iyilikten dolayı hiç pişman oldunuz mu? Bu bunu hak etmiyormuş dediğiniz? İllaki olmuştur. Olmamışsa, çok güzel insanlar hayatınızda demektir. Onları sakın bırakmayın!

İyilikten maraz doğar diye bir atasözümüz mevcut. Demek ki atalar da bu durumdan muzdarip olmuşlar. Bu konuya biraz daha açıklık getirelim…

Devrin tüketim devri olduğundan bahsetmiştik. Bu hızlı tüketim çılgınlığı maalesef insanın insan üzerindeki tutumunda da geçerli. “Acaba karşımdakinden nasıl faydalanırım?” “Belki işimize yarar aramızı yine de iyi tutalım” “Ya bir gün bakarsın lazım olur muhabbetimizi bozmayalım” düşüncelerinden dolayı “sahte sevgiler” türedi. İhtiyacı olduğunda size iyi davranan, ihtiyacı olmadığında ise sizi bir kenara atan insancıklar…

Böyle vaziyetlere maruz kalındığında ise birisine yapacağınız iyilikte bile tereddütler doğuyor. Acaba yanlış anlar mı diye. Amiyane bir somut örnek vereyim. Geçenlerde yaşlı bir amcanın elindeki poşetleri taşımak için amcaya içtenlikle “ amca isterseniz taşıyayım poşetleri gideceğiniz yere kadar” dedim. Birkaç saniye boyunca suratıma öyle bir bakış fırlattı ki birkaç adım geri çekilip “acaba yanlış bir şey mi yaptım” diye düşünmeme sebep oldu. “Yok yok istemez sağolasın” diyip yoluna güçlükle devam etmeye çalıştı. Büyük ihtimal torbaları alıp kaçabileceğim, ya da evini öğrenip ona kötülük yapmak istediğim aklına geldi. Bu yazıyı okuyorsan amca, valla öyle bir niyetim yoktu sadece yardım etmek istemiştim. :)

Bu ve bunun gibi durumlar geçmişte edinilen acı tecrübelerle oluşuyor. Daha önce yardım eden birisi bu yardım kılıfını aslında kötülük için kullanınca, insan bundan sonra yapılacak tüm yardımlara o kötülük mesabesinde bakıyor. Ve maalesef iyilik sadece havada kalıyor…

“Her ne olursa olsun, balık bilmese de olur ben iyilik yapmaya devam edeceğim!” dediğinizde ise sizin iyiliğinizi kendi lehine kullanmaya çalışan insanlar “sahte sevgiler” üretip etrafınıza konuşlanıyor. Bunu fark ettiğinizde ise maalesef üzülüyorsunuz. Hem de çok üzülüyorsunuz.

Siz yine de ne olursa olsun iyilik yapmaktan vazgeçmeyin. Kötülerin kötülüklerine inat vazgeçmeyin. Bir gün belki bir amca poşetlerini taşıtır da sizin ona yardım ettiğinizi görünce fikirleri bir nebze daha yumuşar. Belki de insanoğlu üzerindeki kaybettiği umudu geri verirsiniz kim bilir? Evet, sadece bir poşet taşımaya yardım etmekle bunu başarabilirsiniz!

Böyle giderse insanoğlunun sonu hiç iyi gözükmüyor. Fakat umarım gidişimiz kötü olsa bile geri dönüşümüz muhteşem olur!

Like what you read? Give Muhammed Zeren a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.