Mutaassıp

Muhammed Zeren
Jul 30, 2017 · 2 min read

Mutaassıp dilimize Arapçadan geçmiş bir kelime. Taassup eden manasına geliyor. Yani fanatik, bağnaz, bir düşünce veya inanışa aşırı bağlanma durumu. İlginç olan ise taassup kelimesinin kökünü oluşturan kelimenin “asabiyet” olması. Yani sinirli olma hali. Acaba bir fikre, düşünceye, inanışa bağlılık, beraberinde asabiyeti de getirir mi demek istiyor bu Arapça kelime? Doğruluğuna yürekten inandığınız bir fikre karşı bambaşka alternatif sunulduğunda, sakinliğinizi koruyabiliyor musunuz?

“Bazen fikirlerini de değiştirmelisin, Çünkü sen fikirlerinin kölesi değil, sahibisin”

-Cenap Şahabettin

Fikirlerinin kölesi olmak… Mutassıplığı en iyi anlatan cümle öbeği bu olabilir. Zira fikirlerine romantik bir bağlılıkla bağlı güzide insanımız, fikirlerini hareket ettirmek yerine, fikirlerinin onları hareket ettirmesine izin veriyor. Hareket etmeyen şeyler doğal kanunlar gereği çürümeye mahkumdur. Bir meyveyi-sebzeyi, bir nesneyi, bir taşı dahi bir noktada yeterli sürede tutarsanız bir süre sonra onun ya yok olduğunu ya da bozulduğunu göreceksiniz. Zihnimizdeki fikirler de bundan çok farksız değiller. Onları arada bir kurcalamaz, yerlerini değiştirmezseniz çürümesine uygun zemin hazırlamışsınız demektir. Çürüyen bir fikir ise takdir edersiniz ki yavaş yavaş etrafındaki fikirleri de çürütmeye başlayacaktır…

Fikri bağımlılık -ki bana kalırsa madde bağımlılığından çok da farklı değil- genel manada hakkında çok da bilgi sahibi olunmayan düşünceler üstünde oluyor. Bilmediğimiz şeylerin bildiğimiz şeylerden bir hayli fazla olduğunu göremediğimizde, bildiklerimize karşı çok tutucu olabiliyoruz. Bu tutuculuk o kadar ileri boyutlarda olabiliyor ki, bir fikrin sahibi o fikrini sanki çocuğuymuşçasına korumaya çalışabiliyor.

Bizim toprakların karakteristik özelliklerinden biri de budur bana kalırsa. Kaynağının nereden geldiğini bilmediği bir bilgiye karşı ciddi savunma hali… Yıllardır zihninde tuttuğu bir olguya, “karşı bir fikir” beyan edilince hiddetlenip, karşı tarafı alt etmeye çalışma… Bildiğini anlatmak, doğruluğuna inandığın fikri karşı tarafa aktarmaya çalışmak hiddet ve şiddetle mümkün olabilir mi? Olabilse dahi kalıcılığı ne kadar sürer?

Konuyu anlatmaya çalışırken muğlak ifadeler kullandığımın farkındayım. Somut örnek vermek istiyorum fakat vereceğim somut örneklerin kültürümüze çok aykırı şeyler olabileceğinden ötürü “bir kalıba sokulmaktan çekiniyorum.” Zira toprağına kurban olduğum canım vatanımızda “evrim” derseniz ateist, “devrim” derseniz her an solcu olabilirsiniz. Sokağa muhafazakar bir sağcı olarak çıkıp “lgbt”ye desteklerinizden dolayı bir anda mürted olarak evinize dönebilirsiniz. Her şey mümkün. O yüzden kalıplara sıkıştırılmaya karşı haklı bir çekincem mevcut. Siz bu muğlaklığı cümlelere kendinizce örnekler bularak giderebilirsiniz.

Yani mesela şimdi oraya lgbt yazdım ya, bu yazının okuyucularından biri beni lgbt destekçisi sanabilir. Ya da “biri beni lgbt destekçisi sanabilir” dediğim için bir başkası da lgbt karşıtı sanabilir. Dediğim gibi:

Her şey mümkün…

Muhammed Zeren
Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade