Islak Parfüm Kutularının Karton Kokusu

İnsanlar, isteklerinin hemen ya da tamamen gerçekleşmesini beklemelerinin ne büyük ahmaklık olduğunu kaç yaşında fark ediyor acaba? Hatta fark ediyorlar mı? Bunun bir yaş sınırı var mı? Bugün yoğurt almak için gittiğim sütçünün kapısından girerken bu düşünce kemiriyordu kafamı. Girer girmez burun deliklerimden beynime doğru yükselen sıcak süt kokusuyla yüzleşince kendime gelmem kaçınılmaz oldu. Bu yıllardır aynı, zerre değişiklik yok. Dayanılmaz, mide bulandıran, sıcak süt kokusu.. Bütün hepsi olmasa da bazı ilkokul anılarım canlanıyor gözümün önünde. Hemen arkasında yoğurt kovaları ve beyazlar içerisinde bir adam. Buraya ait en belirgin anım; okul çıkışı beni almaya gelen annemle eve doğru yürürken karşılaştığımız komşunun tombik oğluna vermek için zorlandığım poğaçamın derin üzüntüsü. Diğeri ise başka bir gün rüyamda kocaman bir yılan gördüğümü söylediğimde annemin ‘yolda poğaça yediğin için’ yorumunu yapmasıydı. Delilik tabii. Görüldüğü gibi anlattığım olaylarla sütçünün yakından uzaktan alakası bulunmuyor. Demincek attım.

Kucağımda dev yoğurt kovam, yokuşlar tırmanıyorum şimdi. Yağmur çiseliyor. Keşke önce yürüyüş yapıp dönüşte yoğurt almayı düşünebilseydim. Neyse, cool görünmeye çalışayım diyorum, bir bakıyorum yoğurt kovam müsaade etmiyor. Bonus olarak kulaklığımı yanıma almadığımı fark etmem ve yağmurun bütün koca damlaları benim göz kapağımda bitiveriyormuş hissi beliriyor yanımda.

Ana caddeye çıkışımla yağmur iyiden iyiye coşuyor ki esnaf kişiler dükkan önündeki malları yavaştan içeri çekmeye başlıyorlar. Sakince takılan tek kişi her zaman aynı noktada tezgah açan zenci adam. Saatler, cüzdanlar, parfümler ıslanırken öylesine etrafa bakıyor. Adamın yanından geçerken ıslanan parfüm kutusu kartonlarının kokusunu duyuyorum. Buradaki esnaf ya da zabıta adamı kesin dövmüştür değil mi? Kesin. Bakışlarından belli. Alçaklar.

Islak karton kokusuyla bir miktar daha yol aldığım sokakta sıradaki adım, ayda yılda bir alışveriş yaptığım ama her gördüğünde selam verip, hal hatır soran bakkalla karşılaşmak. Bu adam işini ve insanları seviyor mesela. Öyle olmasa böyle olur muydu hiç?

Eve geldim. Yağmur damlaları poşeti ve yoğurt kovasının üzerini kaplamış. Poşeti hemen alıp buruştururken kirpiklerimden bir damla düşüp karıştı araya. Göz kapağımdaki yağmur damlasını çöpe attım.

Zaman makinemi bulmuş olsaydım birkaç saniye öncesine dönüp daha dikkatli olurdum.

Bir keresinde çok güzel bir gülüş görmüştüm. Ama çok güzel. Sonra da oraya giderdim. Ama gidemem.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Zeynep Karakurt’s story.