Bütün gemiler karaya yanaşıyordu.

Hava karanlık, kuru ve bulutsuzdu.

Gözlerimizin önünde bir kent, kendi kaderine ağlıyordu.

Kentin kaderinden, kaderin senden ve senin benden haberin yoktu.

Yanyana durmuş tanışmayı bekliyorduk oldukça kalabalık,

oldukça seyrek,

ve oldukça yorgun bir sonbahar akşamında.

Bilmemesi gereken ne varsa öğrenmiş bir çocuk gibi korkarak geçiyordu zaman aramızdan.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.