TURKEY’S SHIFTING IDENTITY | TÜRKIYE’NIN DEĞIŞEN KIMLIĞI

ORIGINAL

Türk kültürü gittikçe daha benzersiz bir hale geliyor. Akdeniz ve Ortadoğu’daki ülkeler birbirleriyle benzerlik gösterirken, Türk kültürünün temel unsurları farklılıklar göstermektedir. Türk gelenekleri Osmanlı İmparatorluğu’ndan besleniyordu ve imparatorluk çözüldüğünde Türkler kendi kültürlerinde benzersiz bir kimlik oluşturmanın yollarını aradılar. Bu nedenle geleneksel Türk müziği tarihte derin köklere sahipken, Türkler küreselleşme ve modernleşme ile birlikte ilham için batıya bakmaya başladılar.

“Türk Müziği” sözcüğünü duyunca çoğu kişinin aklına hemen Pop müziği geliyor. Ama aslında, dünyanın geri kalanının henüz farkında olmadığı çok zengin bir Türk müzik kültürü var. Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği, Anadolu ve İstanbul’da hala çok popüler. Çoğunlukla sa- zlı enstrümanlar kullanarak çalınan bu melodiler hem mutlu hem de üzücü olabilir. Bu şarkılar anlamlıdır, çeşitli hikayeler anlatırlar. Bu günlerde, lmlerdeki duygusal sahneler için yaygın olarak yazılıyorlar, ancak Türk halk kültüründe de Sanat Müziğini ve Halk Müziğini canlı tutan bir nüfus hala duruyor.

Çocukken dinlediğim tek Türk müzik türü Pop müziğiydi. Çocukluğumdan iki Türk pop yıldızını hatırlıyorum, Tarkan ve Hadise. Tarkan’ın müziği ülkeye ilk uluslararası başarısını getirdi, ve Türk kültürünü Avrupa’ya tanıttı. Ancak kariyerlerinin sonlarında Tarkan ve Hadise bile müziklerinde Amerikanlaşmaya, şarkılarını ve cinsellik içeren çağrışımlarla doldurmaya başladılar. Bir Türk-Amerikalı olarak, Amerikan kültürüne Türk pop müziği ile de bir bağlantı kurabileceğim için çok heyecanlıydım, ancak anavatanımdaki bu kültürel değişimin çağrışımlarını anlayamadım.

Türkiye’nin müzik kültürü, Erovizyon Şarkı Yarışmasındaki başarılı performansların ardın- dan Batı toplumunda daha fazla kabul görmeye başladı. Şarkı yarışmasında Türkiye’nin varlığı, ülkeye yeteneklerini sergileme fırsatı verdiği için Türkiye halkı için oldukça heyecan vericiydi. Ayrıca, yarışma Türkiye’nin Batı kültürüne ve performans biçimine uyum sağlama yollarını gösteriyordu. Son birkaç performanslarında Türk sanatçılar puan kazanmak için en iyi yolun İngilizce şarkıları söylemek olduğunu gördüler. Sertab Erener 2003 yılında “Everyway That I Can” adlı İngilizce sarkışıyla yarışmayı kazandı. Enstrümanlar Türkçe melodiler çalıyordu, ancak sözlerin hepsi İngilizceydi. Bu kültürel bir uzlaşmadır. Erovizyon’a katılan Türk sanatçılar performanslarını Batılaştırarak Türk Pop Kültüründeki kaymayı ön pla- na çıkardı, ancak yarışma başarıları Batı’nın Türkiye için artan kabulünü de gösteriyor.

Erovizyon şarkı yarışması her zaman okulumda çok popüler oldu. Bu yüzden ülkemin bu kadar iyi temsil edilmesinden özel bir gurur duyuyordum, ve arkadaşlarımın Türkiye’nin şarkılarını sevdiklerini söylemesi beni bilhassa çok heye- canlandırıyordu. Türkçe şarkıları anlayabildikleri için sevdikleri şüphesizdi, çünkü Türkçe şarkılar nesillerimizin alışık olduğu müziği yansıtıyorlardı.

TRANSLATION

Turkish culture is becoming increasingly unique. While it may seem similar to that of other countries in the Mediterranean and the Middle East, essential elements of Turkish culture differ. Turkish traditions stemmed from the Ottoman Empire, and when the empire dissolved, Turks looked to their culture to form a unique identity. Traditional Turkish music, therefore, has deep roots in the nation’s history, but with the prominence of globalization and modernization, Turks have begun to look to the West for inspiration.

When most people hear the phrase “Turkish Music,” they immediately think of pop. However, a huge variety of Turkish folk music exists but has yet to make it across the Atlantic Ocean. It uses mostly string instruments to create both joyful and sad melodies. These songs are meaningful; they tell stories. For these reasons, they usually compliment emotional scenes in movies, but folk music remains alive in Turkish popular culture as well.

Pop music is the only Turkish music I listened to while growing up. As a child, I remember listening to Tarkan and Hadise, two Turkish pop stars. As one of Turkey’s rst international success stories, Tarkan, through his music, promulgated Turkish culture across Europe. Yet, by the end of their careers, Tarkan and Hadise had americanized and sexualized their music. As a Turkish-American child, I was thrilled to find pop music in Turkey that I could relate to my American culture, but at that time, I failed to understand the cultural connotations of these shifts in my fatherland.

Turkey’s musical culture has become more accepted in Western society after several successful performances at the Eurovision Song Contest. Turkey’s presence at the song contest has been an exciting opportunity for the country to showcase Turkish talent. Yet, the contest also manifests the ways in which Turkey has begun to conform to Western culture and performance styles. In the past few Turkish performances at Eurovision, the bands have changed from singing in Turkish to singing in English, an adaptation that they believed was the best way to secure points and votes for their performances. In fact, Sertab Erener won the contest in 2003 with her En- glish song, “Everyway That I Can.” The instruments of the songs play Turkish tunes, but the words are all English; thus, these songs represent a cultural compromise. By westernizing their performances, Turkish Eurovision performers highlight the shift in Turkish pop culture, but their successes show the West’s growing acceptance, or at least acknowledgement, of Turkish music.

The Eurovision Song Contest was always popular at my school, so I was very proud of how well my country was represented, and especially excited when my friends said they liked Turkey’s songs. Yet, I know that my friends liked the songs because they could understand and relate to Turkish music, westernized to mirror the American music accustomed to our generation.