Lise Müfredat Değişikliğinin Aydınlattığı Vaka
Geçenlerde lise müfradatından evrim konusunun çıkarıldığı ile ilgili haberler ortaya çıktı ve bununla ilgili çeşitli taraflarca tepkiler geldi. Kendim bu durumu kınayarak kimsenin doldurduğunu görmediğim bir boşluğu doldurarak ilginç bulduğum bazı şeylere değineceğim.
Evrim kaldırılmadan önce lise biyoloji müfredatı nasıldı?

İnternette MEB tarafından yayınlanan ve indirilebilen açık liseler için hazırlanmış 8 bölümden oluşan biyoloji kitapları içerisinde konu ile ilgili olan bölümleri alıntılayarak konuyu ortaya koyacağım.
Biyolojinin alt bilim dallarının arasında geçen evrim, tek cümle ile tanımlanıyor.


Ayrıca aynı kitapta biyolojinin tarihi gelişimi başlığı altında Charles Darvin’den bahsediliyor. Burada bir problem var.
Rober Hooke, hücre hakkında fikirlerini ortaya koymuştur denmemiş, hücreyi tanımlamıştır denmiş.
Carolus Linnaeus, bilimsel sınıflandırma hakkında fikirlerini ortaya koymuştur denmemiş, bilimsel sınıflandırmayı yapmıştır denmiş.
Gregor Mendel, genetik hakkında fikirlerini ortaya koymuştur denmemiş, genetik bilimini kurmuştur denmiş.
ANCAK, Darwin, evrim ile ilgili fikirlerini ortaya koymuştur denmiş. Darwin’in evrim konusundaki önemi, fikrini sunmuş bir insan olması değildir. Kendisinden önce ve sonra bir çok insan fikirlerini ortaya koymuştur. Darwin’in önemi, evrimi bir teori haline getirmesidir. Darwin ile beraber evrim artı kbir bilimsel disiplin haline gelmiştir. Mendel ile arasındaki analoji son derece uyumludur. Mendel gibi Darwin de çalıştığı konu üzerine, o konuyu teorize edecek bir eser ortaya koyarak yeni bir disiplinin kurucusu olmuşlardır. Ancak birisine kurucu diğerine fikir ortaya koyan yazar yakıştırması yapılmasında tiksindirici bir ikiyüzlülük var.

Bir de evrimin bahsi geçmemesinin göze battığı yerler var. Örneğin homolog organlardan bahsediliyor ancak gözlemlenen bu durum mantık çerçevesinde ele alınıp yorumlanmıyor.

Canlıların sınıflandırılmasından bahsediliyor ancak tür, şube, sınıf gibi sınıflandırma basamaklarının pratikte ne için kullanıldığından bahsedilmiyor.

Sadece bir akrabalık belirttiği ifade ediliyor. Ancak bu akrabalık açıklanmıyor.

Hard-Weinberg kuralı altında doğal seçilimden bahsediliyor. Dört satırlık eksik bir tanım ile beraber anlaşılması kolay bir örnek veriliyor.

Ayrıca evrimsel etkisi son derece önemli olan eş seçiminden bahsediliyor ancak evrim yok. “Gelişim” ifade yer alıyor.

Gelişim kelimesinin ifade ettiği olay, tek bir nesil içerisinde olmuştur. Tek bir nesilde meydana gelen bir değişiklik ise “eş seçimi” ile tamamen ilgisizdir.

Sürpriz bir şekilde izolasyon altında evrim kelimesi geçmektedir. Sansürlenerek gelişim kelimesi kullanılmış olsa eş seçimindeki kadar göze batmazdı. Ancak yine sürpriz bir devamı var ki yeni türlerin meydana gelebileceğini örneklendiriyor.

Malesef burada bitiyor. O kalkması sebebi ile eğitimin darbe yediği mevcut evrim içeriği işte bu. Eksik ve çarpık ifadeler ile varlığı evrimin anlaşılmasını daha da zorlaştıran bu içerik makaslandı.
Eğer daha erken bir tarihte, müfredattan bu bilgilerin kaldırılması değil de bu bilgilerin yaygınlaştırılması için tepki gösterilmiş olsa idi bugün nasıl bir durum ile karşı karşıya kalırdık?
Bu olay sayesinde gördüğümüz problem aslında eğitim sisteminin liseli öğrencilere ne derecede evrim bilgisi verdiği değil zira makastan sonrası ile öncesi arasında ciddi bir fark yok. Ancak bize ülkemizdeki aydın kesimin memleket meseleleri ile nasıl da alakasız olduğunu göstermiş oldu.
Sözde aydın kesim kendi haline bırakıldığında ülkede bir sorun olup olmadığını incelemekten aciz, sadece bir değişiklik meydana gelmiş ve medyaya yansımış ise buna tepki gösteriyor. Dolayısı ile aydın değil. Kendisi ışık saçmıyor onun yerine kendisine tutulan ışıkla hareket ediyor.
Böyle acınası bir haldeyken bizim biyoloji dersine üzülüyor olmamız malesef hiç bir işe yaramayacaktır. Enerjimizi eksik olan şeyleri tamamlamak için harcamalıyız. Eksikleri tamamlamakta başarı şansımız elimizden alınan şeyleri geri istememizden daha yüksek.
Şu an için evrimin müfredata tekrar sokulması yerine, okullarda deney salonlarının daha aktif kullanılması için tepki gösteriyor olsak bu tepkimiz daha faydalı sonuçlar ortaya çıkartacaktır. Ancak aydın bir kesme sahip olmadığımız için bu şekilde medyaya mal olmamış bir konu üzerine birleşecek bir toplumsal eleman yoktur. Sonuç olarak bu durum insanı ister istemez ümitsizliğe itmekte. Malesef gelecek parlak değil.
Bu şekilde bu sözde aydın kesimi oluşturanlar enerjilerini kullanmak için eğitim sisteminden bir şeylerin eksiltilmesini bekleyeceklerse -ki verecekleri tepki hiç bir şeyi düzeltmeyecek- sonuç olarak yönetim uzun vadede eğitim sistemi üzerinde değişikliklerle nasıl bir sonuç almayı hedefliyor ise uzun vadede o sonucu alacaktır.

