Sayısal Siyaset

Milyarlarca yıldır dönüp duran dünyada, İsa’nın doğumundan 2016 yıl sonra, tarihe adını yazdırmayı başarabilmiş irili ufaklı binlerce devletten sadece biri olan ve henüz dalya bile diyememiş Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 ilinden birinde, Ankara’da, Google Earth’te zoom’u kökleyince; ancak o zaman görünür hale gelen bir parkın yakınında, ağırlığı 100 kiloyu geçmeyecek 2 bomba, sonsuz zamanın ölçümlenebilen en küçük birimi olarak tanımladığımız 1 an’da patladı… İşte tüm olan biten buydu… Her şey o 1 an’da oldu. Peki sonra ne oldu?

7 milyarlık dünya nüfusunun içinden 130 kişi öldü, daha fazlası yaralandı, daha fazlası üzüldü, ağladı, daha fazlası yas sürecine girdi, daha fazlası kınadı, daha fazlası lanetledi, daha fazlası sosyal medyada isyan etti, daha fazlası isyan etmedi, daha fazlası umursamadı, daha fazlası sustu…

Tüm bunları topladığımızda da 7 milyarın içinde 70 milyon etti.

1 an, 2 bomba, 130 kişi, 70 milyon…

Nereden bakarsan bak küçük, cılız, önemsiz…

Lise’de matematikten hiçbir şey anlamaz, hiçbir işe yaramayacağını düşünürdüm.

Artık ne işe yaradığını biliyorum. Matematik hayata, insana, insanın öz değerlerine, vicdanına, merhametine dair ne varsa yok etmek, küçültmek için var. Bu yüzden demişti Turgut Uyar:

Sayılara vurdular bizi, kalk!

Matematiği sevmedim hiç, Turgut Uyar’ı hep sevdim ama… Çünkü sözü sevdim.

Sayılar ne kadar küçültürse, değersizleştirirse yaşamayı, sözler o kadar büyütüyor umudu, paylaştırıyor acıyı.

Sayılar yani paralar; yani ekonomi, yani ticaret, yani ithalat ve ihracat, hatta nüfus, coğrafya, medeni kanunun maddeleri, tazminat davaları, ölçüler, sınırlar, ölü sayıları, göç kilometreleri, deniz milleri, ölü çocukların yaşları, ayakkabıların tekleri, bir şarjör dolusu mermi, demokrasi, sokağa çıkma yasaklarının kaçıncı günleri, meclislerde koltuk sayıları, kelleyle dolu koltukaltları…

Sayılar 2 yüzlü. Eksisi var, hem artısı.

Sözler sayısız. Siz hiç sözün sıfırını gördünüz mü?

Acılarımızı tartıyorlar sayılarla, sayısal siyasiler.

100’e kadar sayamayan bir topluma katrilyonlarca yatırımı sıralıyorlar.

Bizi sayılara vuruyor, sayılarla vuruyor, sayı gibi bölüyor, sayı gibi çarpıyorlar. Halbuki biz sayı değiliz, bu yüzden hesap hep yanlış çıkıyor, bir türlü anlamıyorlar.

Para cebe girer, sayısaldır.

Umut cebe girmez, sözeldir.

İşte bu yüzden bize söz gerekir.

Söz söyle arkadaşım!

Sayıp durma!