ŞARZ MESELESİ…
Bu nice açmazdır. Öyle böyle değil. Az çok kitap okumuş ya da konuşma dilini kullanma konusunda az da olsa özen göstermeye çalışan biri için etrafındaki “şarz” bombardımanına katlanmak… Fakat “yeterrrr” diye bağıramamak ve hatta bir şey diyememek öylesine susmak ve kabullenmek ne büyük bir yüktür.
Uyarsan, kızsan ve hatta men etsen, bir anda suçlu pozisyona düşersin ya. “Şarz değil o bir kerem, şarjjjjjjj” derken, bastıra bastıra belirttiğin “j” ile bir anda ne kaprisli, ne kendini büyük gören, ne tahammülsüz, ne ukala, artık ne kadar büyük psikolojik problemleri olan, kendisini kadrolu TRT sunucusu gibi gören, içinde bulunduğu toplumdan kopuk, soylu sınıftan gelen biri oluverirsin. Biraz zaman geçtiğindeyse, fütursuzca “şarz” diyerek yanlış telaffuz ettiği için utanan kişinin tepkisi, savunmaya ve sonra saldırıya döner. Sorun çıkartan, gereksiz yere aşağılayan, yol yordam bilmeyen terbiyesiz kişi oluverirsin, hakkın ise kötektir.
Sonunda dayanamayıp, patlayıp, şarj diye düzelten ile düzeltilen arasındaki bir konuşma:
- Yahu şuna şarz demeseniz artık.
- Tamam. Ben de şarz diyordum zaten, hem ne farkerder ha şarz demişim, ha şarz…
- Demek o kadar ağır… Lütfen dediğime dikkat kesilin, “şarz” değil o, “şarj”
- Ağzım öyle alışmış, dilim dönmüyor işte.
- Tamam. Olabilir. Fakat illa bunu söylemek zorunda değilsin. Başka şey de o zaman.
- Ne diyeyim?
- Telefonun pili azaldı de, pili dayanmıyor de, pilini doldurmam lazım de,
- Pil Türkçe mi peki?
- Sorun Türkçe kelime kullanma ya da özüne dönme meselesi değil. Fakat illa daha doğrusunu kullanmak istiyorsan, “Batarya” demen gerekir.
- Neden?
- Dedim ya işte doğrusu o.
- Neyin doğrusu?
- Batarya doldurma işine “şarj” dendiğini biliyoruz. İngilizce “charge” (çärc yani /ˈʧärʤ/ /ˈʧɑːrʤ/) kelimesinden geliyor. Latinceden ortaçağ İngilizcesine ve Fransızcasına giriyor. Kökeni “carrus” hatta “car” kelimesi de yüklemeyle alakalı aynı etimolojik kökene dayanıyor. Birden fazla anlamı olan, genel bir kelime. Yüklemek, sorumluluğu almak, suçlamak, hücum, vazifelendirme anlamına dahi gelir. Yani “Şarjım bitti” veya “şarjı şu kadar gidiyor” bile denmez. Doldurma, yükleme işidir çünkü o.
- Yok ya, çok biliyon. Önce sen bu konudaki takıntını yen, ondan sonra insan içine çık. Bir de beni düzeltiyor. Herkes “şarz” diyor ben de diyorum. Ne var?
- İşte yakında “şarj” değil doğrusu “şarz” kalacak zaten.
- Olsun ne var? Sen mi düzelteceksin milletin dilini. Ya bırak git takıntılı herif.
Bu konuşma yine en iyilerinden biri. Keza düzeltilen kişi aşırı tepki bile verebilir. Yukarıda bahsettiğim gibi önce belki biraz utanır sonra bir anda saldırıya geçebilir. Düzelten kişi sırf bu yüzden dayak bile yiyebilir.
Aynı şey uçakta defalarca anons edildiği halde, cep telefonunu kapatmayan kişiyi uyardığınızda da olur. Bir gün yanımdaki adam, tam uçak inerken, elektronik cihazları kapatın uyarısı geldiği halde, telefonu açık şekilde devamlı suretle Facebook sayfasını güncellemeye çalışıyordu. Uçak iniyor bu arada. Hangi yükseklikte sinyal alacağını test etmek istermiş gibi. Evet, uçaklarda seyyar telefonların uçuş aygıtlarını olumsuz etkileyip etkilemedikleri kanıtlanmamış olabilir ama inadına açık bırakıp milleti rahatsız etmek, kurala uymamayı kazanç olarak görmek de ne oluyor. Bu arada uçak biraz türbülansa girse, ağzı burnu yamulan, çok ezberinde olmadığı halde daha uzun surelere başvuran, öndeki koltuğu iki eliyle itenler, panikleyenlerin başında gelir bu tür zevat. Diğer türlü normal bir yolculukta telefonunu kapatmak ona çıplaklık gibi gelir, sanır ki, telefonunu kapatırsa bir anda kalbi duracak…
“Telefonunu kapat, 5 dakika içinde iniyoruz, inince açarsın” diye onu sadece onun duyabileceği şekilde uyarmıştım, önce utandı kapatmaya falan çalıştı, sonra birden “Sen kimsin lan, ha sen kimsin” diye üzerime geldi. TC Kimlik numaramı ezberden söyleyip, kim olduğumu ona kısa yoldan bildirsem mi?
Yolcuymuşum ben, pilot muymuşum, hostes miymişim? Sonra uçak indi, benim tartışmamdan bağımsız her uçak indiğinde olan şeyler oldu, kapı açılmadığı halde millet koridorda birbirini itmeye filan başladı. Ben söz konusu itiş kakışı da pek sevmediğimden, biraz daha durulmalarını bekliyorum, oturuyorum. Ben koridor tarafında, o pencere kenarında, ortamız boş. Hala konuşuyor hala titreyerek bana sataşmaya çalışıyor. Suçlu şekilde yakalandı ya, “Sen bütün yol boyunca uyudun” filan diyor. Ne alaka? Ben sırıtıyorum daha da delleniyor. “Çık lan çık” diyor. “Nereye çıkayım daha kapı açılmadı, senin az da olsa kafan çalışıyor mu?” deyince ayağa kalkıyor, cılız bir herif. Tam o sırada arka tarafta bekleyen biri, “Bana bak topluca döveriz seni, sus otur, oturduğun yerde” deyince bir de benim cüsseme bakınca vazgeçiyor, benle göz göze gelmemek içim oturuyor ve kafasını minik uçak penceresine gömüyor.
Evet, derler ki, “Hücresel şebekeye bağlı seyyar telefonların uçağın aletlerine zarar verdiği kanıtlanmadı”.Tamam. Biliyoruz. Fakat zarar vermediği de kanıtlanmadı. Kalkışta ve inişte kabin önünde ve arkasındaki tüm cihazlar, fırından tut, kabin bilgilendirme ekranları bile kapatılır. Bu kuralı ben koymadım, elli kere tekrar etmezlerse ben de seni uyarmam. Kimseyi rahatsız etmemek için toplamda on dakika telefonunu uçak moduna alarak kurallara uymuş medeni birey olsan ne olur? Olmaz…
Bu yazıyı okuduğu halde yine telefonunu uçuk moduna almamayı kazanç sayanlar da vardır. Uyarıldığında çok üzülüp hemen düzelten olduğu gibi dayılanan da olacaktır. Bunun gibi bir “Şarz” düzeltmesi de, fena sonuçlara sebep oluyor bazen arkadaşlık bozuluyor. Cem Yılmaz’ın da dediği gibi, artık doğru olarak “şarz”ı kabul etmeliyiz.
Merak etmeyin dilin çok değişken olduğunu biliyor ve kabul ediyoruz. Bundan eli yıl önce olsaydı çoktan “şarz” olarak kesinleşmişti. Örneğin sıklıkla kullana kullana “floresan” kelimesi dilimizde oturmuş. (Hatta Word, “flüoresan” diye düzeltmeye kalkıyor) Bir gün nalburda alışveriş yaparken, dükkana yaşlı bir amca içeri girdi ve “flüoresant istiyorum” dedi. “Ahaha arkadaki bu “t” nedir yahu” demedim. İngilizce ismini söylüyor zannettim. Sonrasında araştırdım ki, dilimize ilk olarak öyle girmiş. (Nişanyan: Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü, 1934 General Electric Co.) Hoşuma gitti, ben de bu amca gibi demeye başladım. Çevremdekiler buna bile tepki vermeye başladı.
Floresan diyoruz, öyle yazıyoruz artık. Peki, bu sefer de “şarz” diyelim, neden geriliyoruz. Fakat floresanın zamanında hayatımıza girmesiyle, seyyar telefonun girmesi arasında fark var. O zaman sosyal medya yoktu, Floresan gibi özel bir aydınlatma elemanı hayatımızın içinde değildi, öyle ya da böyle söylemek önemli değildi. Fakat şimdi “şarz” diyen kişiler, Android ile IOS arasındaki en ince farkı biliyorlar. Bir ufak yanlış detay söyle seninle dalga geçiyorlar. En ince detaylardan para kazanıyorlar ama “şarj” diyemiyorlar. Bir teyzenin, dedenin ninenin demesinde sorun yok, hatta sevimli bile gelebilir ama tüm profesyonel telefon satıcıları “şarz” diyor ve bu sektörde eksik bir şey bilmediklerini iddia ediyorlar. Artık seyyar telefon ve onun bataryasının doldurulması, dolu tutulması günlük hayatımızın en önemli detaylarından. Her zaman kafamızın bir yerinde bizi meşgul ediyor. Günde en az altı yedi defa konusu ediliyor. Artık sosyal medya var, konuyu bilen kişi sayısı çok. İnadına yanlış olanın söylenmesi ama başka bir konuda, mangalda kül bırakmamacasına ahkam kesilmesi komik geliyor.
Hem, “galat-ı meşhûr fasîh-i mehcûrdan evlâdır” diye bir söz var. Yani yaygın yanlış, terkedilmiş doğrudan daha iyidir der eskiler. “Şarz” oturmuşsa mücadele etmeye gerek yok demektir bu. Tamam etmeyelim de, doğrunun terkedildiğini kim söyledi. Terkedilmedikçe, ki bundan sonra edilecek de değil, her konuda doğruyum diye ortalığı yıkanın “şarj” kelimesini bile teleffuz edemeyip bu sektörün gurusu sayılması bize batıyor ve batacak.
Sadece şarz konusundan hassassanız yine de iyisiniz. Benim başka takıntılarım da vardır. Kelime dağarcığı düşük kimseler garip tamlamaları sık kullanıyorlar diye gerilirim. Bu gerilme, tamam, çok iyi bir şey değil ama artık elimde değil. Çok sık kullanılan örneklerin başında “gerçekleştirme” kelimesi geliyor. Her şey gerçekleştiriliyor. Derbi (maç) gerçekleştiriliyor, kayyım ataması gerçekleştiriliyor, Nisan ayı enflasyonu 10.2 olarak gerçekleştiriliyor, cenaze töreni gerçekleştiriliyor vb. Bakınız, toplantı gerçekleştirilmez, konuşma gerçekleştirilmez, sunum, çizim, yemek, tamir, talim, deniz yolculuğu, sefer, hava saldırısı, yarış, gerçekleştirilmez. Öyle ki yazı yazıp, “yazı gerçekleştirdim” diyen var yahu. Aslında sadece hayal gerçekleşir, rüya gerçekleşir. Gerçek olmayan şeyler gerçek olur. Neden her eylemi gerçekleştirme olarak tamamlıyoruz. En son müzik bilgisi konusunda hayran olduğum bir abim “Şu parçanın seslendirmesi gerçekleştirildi” diye yazmış. Yahu “seslendirildi” de geç. Ne bu zorlama?
Bunu daha çok plaza çalışanları yapıyor. Sonra meşhur bir üniversiteden mezunu olduğu ve bununla gereğinden çok çok övündüğü halde garip bir tutarsızlık içinde olanlar var. Diğer yandan üniversite mezunu olmadığı halde çok kitap okuyan, yazanlarda yavaş yavaş kullanımın azaldığını gördüm. Kesinlikle eminim bu konuda.
“Şarz” konusunda en az bizim kadar tepkili olup, “Şarjı gerçekleştireceğim” diyen de var. THY “xxx kentine gerçekleştirilen uçuş” diye uçak içinde anons yapar ve yine mil puan kazandığınızda, “Şu kadar mil gerçekleştirildi” diye mesaj gönderir. Milliyet Gazetesi’nin sitesinde adamın teki ağzıyla tır çekmiş, ne büyük bir olay! Peki, haberin manşetinde “Ağzıyla gerçekleştirdi” yazıyor.
Kelime dağarcığı eksikliği ya da tembelliğinden başka bir şey değil. Aynen “bekleme yapmak” gibi. Bekleme neden yapılsın yahu. Daha kısası var: “beklemek”. Neden inadına “bekleme yapmak” dendiğini anlamış değilim. Bunu da trafik polisleri hayatımıza soktu. Polis akademisinde Türkçe derslerinin iyi verilmediğini anlıyoruz. Sonra Marmaray’da “Trenlerimizin tehir etmemesi için…” anonsu var. “Gecikme” diyemiyor, “tehir etmek” deniyor. Bir garip inat… Defalarca uyardık.
Neyse sizi başka takıntılarıma dâhil etmeyeyim, dilin değişkenliği temeline dayanarak “şarz” diyenlere kızmama kararı aldım. Fakat ne mümkün?
Şarz kelimesini öyle baskın ve öyle kendilerinden emin, öyle sizi aşağılayarak söylüyorlar ki. Evet, yukarıdaki mecburen tekrarlayacağım. Seyyar telefonun en ince ayrıntısına kadar biliyor, hatta sanki bilimsel bir başarı yakalamış gibi son model telefonları bırak, daha çıkmamış, çıkması ihtimal olanların bile özelliklerini biliyor, 1000 USD üstü cihazları almak satmak üzerine ahkâm kesiyor. Bu konuda ufak bir detay için büyük iddialara giriyor. Diğer yandan “şarz” demeye devam ediyor. Bazıları için önemsenmeyecek bir konu. Bilemiyorum, önemsemiyorsanız, buraya kadar niye okudunuz?
Kısaca özetleyeylim. Evet, dil değişkendir. Değişir, değiştirir. Hangi kelimenin tutup tutmayacağı, nasıl bir değişiklik göreceği tahmin edilemeyebilir. Ancak genel olarak hayatımızda kullandığımız en önemli iletişim aracı için günde defalarca sarfettiğimiz kelimelerdeki “özensizlik” büyük bir problem.
Özensizlik, bilmediğin bir kelimenin anlamı için araştırma yapmamak, kelime dağarcığını geliştirmemek benim için. “Aynen” kelimesini tik haline getirmenin de aynı kaynaktan çıkan bir araz olduğunu kabul etmek gerekir.
Bir minibüse bindim. Üniversite öğrencisi olduğunu düşündüğüm üç dört kız çok samimi şekilde konuşuyorlardı. Onları dinlemek bana yakışmaz diye başka şeye konsantre oldum. İçlerinden biri durmadan konuşuyor, diğerleri de devamlı suretle “aynen kanka” diyorlar. Evet, onları dinlememek için kendimi zor tutuyorum ama hep bir ağızdan, dakikada en az 7–8 kez “aynen kanka” diyorlardı. Evet o kadar sık…
Biraz özenli kullansak şu dili. Hayatınızı, dimağınızı çeşitlendirin lütfen. Kendimi dil uzmanı olarak görmüyorum ama takıldıkça kendimi geliştirme azmine de sahip oluyorum. Belki bu yazıda da aransa imla hatası bulunur. İddialı değilim fakat öğrencilerimi sıkılmadan uyarabiliyorum. Beni sevmiyorlar pek ama sonra sonra anlıyorlar ki onların kişiliğine bir saldırıda bulunmuyorum. Benim öğrencim bu konularda uyarıyı benden alsın, gerekirse bana kızsın ama dışarıda eksik görülmesin diyorum. Sonunda iyi niyetimi görüyor ve bana hak veriyorlar. Öğrenciler ve yakın çevrem dışındakilere işbu yazıda içimi döktüğüm kadar açıksözlü olamıyorum. Umarım bana kızmadınız siz de.
Yine de “herkeZin şarZ” demesine takılmamaya çalışıyorum artık. Sırf akıl sağlığımı korumak için.