Cami mimarisi için ‘yarışma’ imtihanımız
İstanbul Çamlıca Camii proje yarışmasının sonuçları açıklandı. Seçici kurul birincilik ödülüne değer proje bulamadı. İkinci olan proje uygulanacak deniyor.
“Madem ikinci uygulanacak, o birinci değil midir?” sonucu kararın kendisi ile çeliştiğinin göstergesi. Sebebi bilinmiyor, açıklanmadı.Süreci hızlıca özetlemek gerekirse: İmar planında “dinî tesis” olarak geçen bölgede, bir cami yapılmasına karar verildikten hemen sonra, mimari tasarımı hakkında çeşitli kaynaklardan doğruluğu teyit edilmemiş farklı bilgiler geldi. Önce mimarın ismi açıklandı. Sonra beş büro çalışıyor dendi. Sonra rekor sayılabilecek ödülü olan, bununla beraber rekor sayılabilecek az sürede teslim istenen, garip şartnameli bir yarışma ilanı verildi. Yarışmanın süreci ve yönetiminin çok ciddi zaafları vardı. Hemen jüriden bir kişi istifa etti. Yerine başkası bulundu, akabinde bir üye daha istifa etti. Ancak ismi hâlâ jüri listesinde gözüküyor. Sonuçlar açıklandı, istifa etmemeyi yeğlemiş diğer jüri üyesi ödül alan projeyi beğenmediğini “Taklit ve geriye dönüş” diyerek belirtti ama bunu neden seçim sürecinde değil de sonradan dediğini bilemiyoruz. Sonuca şerh koyup koymadığı ya da jüri raporunu imzalayıp imzalamadığı da belli değil.
Böylece bu yarışmanın, seçici kurul üyeleri (jüri) seçilirken, üyelerden teyit alınmadığı, yarışmanın şartnamesinin doğru dürüst yazılmadığı, seçim sürecinde her üyenin fikrini beyan edemediği, teknik açıdan da onlarca eksik ve yanlış içerdiği anlaşıldı. Neden Mimar Sinan’ın yenilikçi ve kendisinden öncekileri tekrar etmeyen tasarım ve üretim anlayışı idrak edilemiyor? İlla onu taklit etmek mi gerek? Neden cami algımız bu kadar keskin ve neden bu konuya her kesimden oldukça fazla ilgi varken, mutabakata varılamıyor ve bu kadar acele ediliyor, eleştiriler yok sayılıyor. Her şey mükemmelmiş gibi kendimizi kandırıyoruz. Milletçe kabul edeceğimiz, övünerek ortaya koyacağımız çağdaş bir mimarî tasarımımız ve kutsal mekânımız olamaz mı? İlla Sultanahmet kopyalanacaksa bu kadar patırtı gürültüye ne gerek var? Mimarlarımız o kadar mı vasıfsız, milletimiz o kadar mı bölünmüş?
Cami tasarlamanın ya da inşa etmenin herhangi bir siyasi tarafı olmalı mıdır? Öncelikle bunu tartışmak gerekir. “Şu bölgeye cami yapılacak” dendiği zaman, kendiliğinden gelişen (otomatik bir mekanizma) muhalif bir tepki olduğu doğrudur. Buna karşılık “hayır, biz karar verdik yapılacak” diyenler arasında söylem farkı yoksa “cami konusu, inada binmiş” şeklinde özetlenebilir. Sonra, ecdadın (siz özetle Mimar Sinan deyiniz) keskin ve güçlü imgesel mirasının, eziciliği önünde kötü taklitten öte gidemeyen sonuçlara tamah ederiz. Yedi tane betonarme minare koyup (saklanan sürpriz buydu herhalde), Sultanahmet Camii’ni aynen kopyalayıp, “Mimar Sinan (Sultanahmet’in mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa’dır) bizim esin kaynağımız, tarz koyduk ortaya” demek, İstanbul’a ve ecdada saygı duyan bizlerin kalbinde nasıl derin yaralar açmıştır, bir bilinse… Yedi tane minareli gösterişli öneriyi tam tepeye “Bakın görün, cami yaptık buraya” demek üzücüdür. Bir anda “cami alarmına” geçiren, “yarışma açalım ve dikte ettiğimiz tasarımı seçelim” diye zorlayan sebep nedir? Burada ne yazık ki, israf edilen, salt betonarme değildir. Ayrıca o arazi de israf edilmektedir belki de. Bilinmelidir ki, “kutsal mekânlar için arsa üretimi” ayrı bir şehircilik konusudur. Şehirlerimizdeki cami envanterleri çıkartılmalıdır. (Diyanet’in listeleri uygun ve yeterli değildir.) Listeler, veriler sadece nicelik içermemeli, nitelik hakkında da bilgi vermelidir. Şüphesiz ki, “ne kadar çok cami olursa o kadar iyi bir İslam şehri ortaya çıkar” argümanı doğru değildir.
ÇÖZÜM?
İşbu yazının amacı bir jüriyi eleştirmek ya da bu yarışmaya girenleri ve sonuçları kötülemek değildir. Mimar, yarışma olsun ister. Fikri sorulsun, üretimini ortaya koysun ister. İyi şeyler çıksın, rakipler güçlü olsun ister. Kazandığında gururlansın, binası yapılırken hayal ettiği gibi olsun ister. Daha yarışmaya girmeden, “tüm tasarım haklarını bana vereceksin, kazansan bile istersem projeni değiştiririm” ve bunlar gibi kabul edilemez yaptırımları imzalamak istemez. Çamlıca için yapılması gerekenler şudur:
Amaç s binanın tepeden hâkim bir şekilde yapılması ise bunun için oranları ile oynanmış kötü bir Sultanahmet taklidine gerek yoktur.
“Caminin anıtsal olması, ancak büyük olması ile mümkün olur” savı doğru değildir. En büyük caminin, daha çok sevap kazandırmadığını ve daha iyi olmadığını herkese anlatmak gerekir. Bu cami modüler olabilir. Yani vakit namazlarında daha az bir bölüm günlük olarak kullanılır, ısıtılır, soğutulur ancak cuma ve bayram namazlarında kapasite artırılabilir. Böylece daha konforlu ve ekonomik bir bina kullanım rejimi ortaya çıkar ve çok büyük bir camiye gerek kalmaz. Bunu sağlamak kolay değildir belli ki, zor olduğu için yarışmanın ve çoğulcu fikrin gücüne başvurulmalıdır. Kullanışlı bir sistem bulunursa, bu ülkemizdeki çoğu cami için bir rol model teşkil eder.
Büyük olmak yerine formu ve verimliliği ile ünlenen bir cami daha fazla ilgi çekecek, daha değerli kabul edilecektir. Minarenin fizikî boyutu ya da sayısı anlamsız kalacaktır.
Takiyüddin bin Manıf, Çamlıca’nın tam karşısına, Tophane’nin sırtlarına rasathane kurmuş, gökbiliminde dünyadaki çoğu ilki ortaya çıkarmış, Osmanlı bilim adamı ve matematikçidir. UNESCO’nun Dünya Mirası kabul ettiği, elyazmalarının öğretisinin yapıldığı ve hatta gençler için deneylerinin tekrarlandığı, yeni araştırmaların desteklendiği, Takiyüddin Enstitüsü kurularak, bu caminin bir bölümünü bilim merkezi, bir bölümünü ibadet mekânı olarak kullanmak mümkündür. Bu binada çok kişi namaz kılacaksa, mevlit okunuyorsa, yani yoğun kullanımda gerektiğinde tümünün ibadet mekânı olması sağlanabilir. Bu sadece örnek bir fikirdir. Bina salt ibadet mekânı olmasından öte farklı işlevlendirilebilir. İslam’ın bilim ve matematiğe katkılarının bu şekilde bir bilim merkezi ile sunulması, ne hoş bir karışımdır.
Yarışmaysa yarışma. Yasak savmak için “Yarışma yaptık” diyerek kötü bir sürece imza atmaktansa, daha çok katılımlı, daha demokratik ve daha güvenilir hatta gerekirse çift aşamayla çoktan seçim yapılabilir.
Üniversitelerin mimarlık ve şehircilik bölümlerinde cami projeleri yapılması teşvik edilir.
Hâlâ geç değildir. Birleştirici bir kavramla yeni bir proje ortaya konması için daha iyi bir mimari proje yarışmasıyla, çoğulcu tasarımdan nasıl bir sonuç çıkartılır görülebilir.