Mürekkeb; kağıt üzerinde böcek gezdirmek…

İşbu yazı, elyazısını geliştirme (düzeltme) konusunda yazılmış makale serisindedir. Daha önce bir yerde yayımlanmamıştır. Ayasofya Blog’un (www.atkoksal.com) sayın okuyucuları için özeldir.

Yazıdan karakter analizi

“El yazımı nasıl düzeltirim” diye sorular geliyor devamlı. Hatta “Hocam bana uygun bir imza bulabilir misiniz?” diye soru soranlar oldu. “Yahu olur mu öyle şey, yazınızı düzeltmek için birkaç yöntem söylerim ve ancak o da tavsiye niteliğinde olur. Kesin sonuç verip vermeyeceğini dahi bilemem. Bunun etkili bir yöntemi varsa, o da kendi elyazınız için çalışıp, yeniden şekillendirecek olan sizin elinizdedir. Fakat imzanızda hiç yardımcı olamam” diyorum. İyi ki de öyle diyorum keza orada burada el yazısından karakter analizi yapılır diye bazı dürtmeler de alıyorum.

Sonunda bir tanıdığıma bir yerden bir promosyon gelmiş. El yazınızı gönderin uzman bilmem, bilmem kim (ismini arar, sorar bulurum ama şu an için ne gereksiz şey) karakter analizinizi yapsın. Dedim ki, bana bu promosyondan bulabilir misin daha fazla. Biraz uğraştı dört ayrı yazı için karakter analizi hakkı temin ettik. Öyle önceden de karakter analizi sonuçları okumuşluğum yok ama arkadaşım kendine yaptırmış, “Ay tam kendimi tarif etti” diye çok mutlu oluyor. Bense onunla samimiyetime binaen “Kendi karakterini bilmiyor musun da adama soruyorsun? Bence bunun yerine elyazını düzeltmek için danışmanlık filan alsaydın.” diyorum ve kızıyor biraz tabii.

Neyse, iş iddiaya dönüştü ve ben dört adet ayrı kağıda, ayrı kalemlerle yazı yazdım gönderdim. Sonuç: Dört apayrı analiz. (Ya da “aneliz” mi demeliydim.)

Kusura bakmasınlar vallahi. Yazı yazma stilinde karakterin etkisi olabilir ama yazıdan karakter analizi, ı-ıh olmuyor işte. Yine de bak, halka açık bir blogda yazıyorum gördüğünüz gibi… Analizin dibine vururum diyen oluyorsa hodri meydan. Ben (bilerek) bipolar bozukluk içinde yüzen el yazılarımdan demet demet gönderebilirim kendilerine. Analiz de istemiyorum sadece başkalarının da yazdığı örnekler arasından hangilerinin bana ait olduğunu bulsunlar yeterli. Bu bana özgü bir şey değil. Eli kuvvetli bir başkası da karakter analizcilerini pek kolay yanıltabilir.

Amaç yanıltmak mı? “Analizciler kişilerin doğal yazılarına göre tahlil yapıyorlar, senin yaptığınsa bilerek yazını dört kez değiştirerek onu yanıltmak. Ayrıca bu kimin yazısı, şu kimin yazısı değil diye kriminal çalışma yapmıyorlar ki” filan demeyelim lütfen. Bir daha söylüyorum:

Tam olarak yüzdesini bilemsem bile karakterin yazıya etkisi vardır ama yazıdan karakteri çıkartabilecek doneler çıkmaz. Ancak ve ancak birkaç ipucu çıkar, onlar söylenir birkaç iyi şey de eklenir. Analizi yaptıran mutlu olur. Analizi yapan da artık ne çıkarı varsa yolunu bulur. Bir işe yaramayan uğraş.

Kriminal tarafına gelirsek. Mahkemelerde bilirkişiler, uzmanlar, kişiye yüzlerce kez imza attırıyorlar. Kalemin kağıda olan açısından, uygulanan basınca kadar, bilimsel çözümlerle sonuca varıyorlar. Ona bir şey diyemeyiz, apayrı bir konudur. Ben karakter analizinin gerekliliğine takıldım biraz. Oratlıkta bir yazı var ve ona bakıp, bunu yazan kişi şöyle karakterli nasıl denir?

Örneğin Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı yabancı devlet insanlarının katıldığı bir zirvede, liderler fotoğraf çektirmiş ve hatıra olsun diye herkes imzasını atmıştı. Bence imzalar arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası en iylerindendi. Hatta en iyisi bile diyebilirim. Obama olsun, Putin olsun, pek şaşırttılar bizi. Merkel siyasete atılmadan önce doktoralı bir araştırmacıydı ama rahatlıkla söyleyebilirim ki imzası eğitimi kadar iyi değil.

Bana hak vereceksiniz.

Eh nerede “aneliz”?

Suudi Kralınının imzası yanındakilerin yanında iyi gözüküyor.

Medium’da bile böyle yazıdan karakter analizini anlatan makaleler var, yazan kişi örnek göstermek için bir şeyler yazıyor kendi eliyle. Evlere şenlik… Yazısı okunmuyor ki, analiz yapıla. Hem de kişilik analizi…

Neyse konumuz bu değil.

MÜREKKEB

Arapça, murakkab مُرَكَّب [#rkb mufaˁˁal II mef.] 1. terkip edilmiş, bileşik, bileşim(*)

Her zaman olduğu gibi öndeki “mu” yu atarak, kökünü bulabiliyoruz (Muhasebe, muhteris, mürebbi veye mürebbiye gibi böyle gider örnekler)

Arapça rakkaba رَكَّبَ [II f.] bindirdi < Ar rakaba رَكَبَ bindi → rikâp

O yüzden eskiler, karıştırma, birleştirme bindirme işine “mürekkeb” fiilini kullanırlar. Ben de arada sırada kullanırım, hoş oluyor.

Asıl amacım, dolmakalem mürekkebini anlatmak. Doğal yollardan elde edilen renkli ve parlak mürekkebin nasıl elde edildiğini araştırdım yıllar önce. Niye? Endüstriyel mürekkebler daha az kuruyor dolmakalem içinde, doğal mürekkebler ise daha kolay kuruyor ve tabii temizlenmesi de daha zor. İyi yazı yazmaya niyetlendikçe mürekkebe verdiğiniz değer de o nispette artıyor.

Günlük hayatta dolmakalem kullanmaya çalışırım. Bir aralar haftada iki kez uçağa binen biri olarak çok zorlansam da dolmakalem taşımaktan hiç vazgeçmedim. Tükenmez kalem havacıların kurtuluşu olmuş. Dolmakalem meraklısı pilotla hiç karşılaşmadım mesela. Basınç yüzünden sapıtıyor kalemler. Çok dikkatli olmak lazım.

Evet doğal mürekkebde neler var.

1- Şellak

Coccus lacca isimli bir böceğin lak salgı maddesi. Hindistan ve Güney Asya’da yetişen Palas ağaçlarında beslenir. Bu böcek gözenekleri arasından, lak adı verilen koruyucu bir örtünün içinde sertleşmiş zamklı bir madde çıkartır. Bu lak maddesi biriktirilir, ezilir, yıkanır ve kurutulur. Bütün bu işlemlerden sonra, daha çok vernikleme işlerinde kullanır. (**)

Coccus lacca böceği

Şellak (Shellac): Gomalak böceği (Coccus lacca)’nın salgısı. Assam ve Tayland ormanlarında bulunur. Dişi böceğin, ağaç gövdesinin üzerinde bıraktığı salgısından, yapışkan kalıntı kabuklardan elde edilir.

Bir amca agaç üzerinde şellak kalınıtısı bulmuş, suratında memnun bir ifade…

Şellak, amonyak, sodyum borat, sodyum karbonat ve sodyum hidroksit gibi alkaliklerde ve çeşitli organiksolventlerde eriyebilir. Alkolde eritildiği zaman, etanol ve metanolle sağlam ve sert bir tabaka oluşur. İşte bir mimar olarak genelde eski tip mobilyalarda görüp öğrendiğim, Gomalak cila budur. Hatta “Lake cila” kavramı da bu kökten türemiş.

Sadece cila ve boyada değil, işbu yazıda geçmesinin sebebi mürekkeb yapımında kullanılması. Bir de ses kaydedicilerde kullanılıyormuş ama nasıl oluyor bilmiyorum vallahi.

Şellak hakkında en büyük tartışma mütedeyiin kesimin dahil olduğu yenilebilir olup olmadığı. Tablet (ilaç sektöründe), draje,şekerleme, bonbon, çikolata vs. de parlatıcı olarak kullanılıyor. Helal mi, değil mi diye tartışılan yerlerde böcekten geldiği için pek olumlu bakılmıyor. Benim fikrim bende kalsın. E904 olarak geçiyor “içindekiler” listesinde.

Mürekkebin yazıda biraz da parlamasında büyük etken ama mürekkeb kuruduğunda kalemde biraz yapışkanlık görünüyor. Ayarı iyiyse olumlu bir özellik. Genelde eski tip doğal kırmızı mürekkebde yapışkan etki bundan geliyor galiba.

2- Arap Zamkı

Akasya reçinesi aslında. Rahmetli babam keman çalardı ve bu reçineyi yaya sürerdi ki, tel üzerine yay iyi kaysın. Aslında kullanım alanı çok geniş.

Arabik gam; lokum, puding ve çeşitli içeceklerin üretiminde köpük sabitleyici olarak kullanılmaktadır. Ayrıca; çeşitli aroma ve yağların stabilize edilmesi amacıyla da kullanılır.

Geleneksel sakız üretiminde, şekerlerin kristalleşmesini önlemek amacıyla şekerleme imalatında, dondurma ,salata sosları ve daha pek çok gıda ürününde kıvam verici katkı maddesi olarak kullanılır.

Reçine işte…

Mürekkeb üretiminde, tutkal imalatında, litografik baskı film ve kağıtlarında kullanılmaktadır.

3- Susam ya da Keten yağı

Bu konuyu açmaya gerek yok. Susam ya da Keten Yağı işte.

İşte mürekkepten suyu buharlaştırırsanız daha çok bunlar kalıyor. Tabii endüstrileşmiş mürekkep üretimindeki ar-ge’yi küçümsemeye de niyetim yok. Kimbilir daha neler vardır içinde. Fakat böcekten elde edilen bir renk etkisinin mürekkebe verdiğini düşünmek farklı duygulara sürükler bizi. Kağıdın üzerinde böcek yürütüyormuş gibi hissetmek mesela…

Bir dahaki mürekkeb yazım sadece mum alevini cama vurup çıkan is ile yapılanlardan olacak. Meşhur camilerdeki kandillerin isini toplama efsaneleri de dahil. Bizle kalmaya devam ediniz.

Konu yazı mürekkebiydi ama gel gör ki, bir de yazıcı mürekkebi ve Pantone renk skalası var şu hayatta. Üretimin kimyasal olduğu da ortada. Bu adamların benim çalışma odamdan daha temiz ve hiç renk bulaşmamış fabrikaları nasıl oluyor kardeşim. Bayağı bildiğin günlük elbiselerle çalışıyorlar.

https://www.youtube.com/watch?v=SLfhZ7jX-AU

(*) Tabii ki Nişanyan, başka ne olacaktı?

(**) Vikipedya