Nasıl Standup komedyeni Olunur.

Ricky Gervais

Komedyen için “güldüren kişi” tanımı yapılabilir ama aslında bu tür kişiler “muhabbet sanatçısı”dır. Terim yaratmak, tanım uydurmak gibi bir niyetim yoktur. Ancak güldürme eyleminin göreceliği ortadayken ve bir anda ortalık standupçı dolmuşken bazı saptamalar yapayım dedim.

Biliniz ki daha çok yabancı olmak üzere, yerli olanları daha çok gençleri imkânım doğrultusunda takip ediyorum. Beğendiklerim var, beğenmediklerim var. “Güldürmek” gibi bir kıstasa da takıntılı değilim. Haftalık bir mizah dergisine her hafta koca sayfa dolusu yazı yetiştirmek gibi bir görevim vardı. Fakat her hafta okunmak ve üzerine okuyanı kahkahaya boğmak gibi bir derdim olmadı. İşlerime zekâ unsuru katıp, ilgi çekip ve bazen de okuyucuyu ters köşeye yatırmak dışında bir düsturum yoktur.

Gelelim standup komedyeni olmadığım halde, vereceğim tavsiyelere. Futbol yorumcusu olmak için futbolcu olmaya gerek olmadığı gibi, tavsiye için de komedyen olmaya gerek yok.

Not: Standup, ayağa kalk demek. TDK “Sözçatar” diyor. Tutmayacağı belli. “Ayaküstü” komedyen daha doğru olurdu. Neyse…

1- Türkiye’de standupçılar ikiye ayrılır. Cem Yılmaz ve diğerleri. Bu ne yazık böyle… Yeni başlıyorsan, Cem Yılmaz gizli amacın olsun ama direkt onu hedef alma, onunla yarışma, “ben daha iyiyim” iddiasında hiç olma, onun üzerinden komiklik yapma. Gerek yok. Ezilirsin.

2- Muhakkak acz içinde ol. Seyirci genel olarak, belki de hak etmediğin şekilde aşağılanmana sempatiyle bakar. Seni takmayan kapıcıyı konu et mesela. Minibüs şoförü seni kız arkadaşın yanında rezil etsin. Fırından aldığın ekmeğin parasını düşürdüğün için madara olmanı komik şekilde anlat.

3- Çok abartılı fakirlik örnekleri ver. “Ekmek arası ekmeğin kıtırını yiyecek kadar yoksulduk” örneğine gir.

4- Seyirciyle ile dertleş. Onlar gibi toplu taşımaya bindiğini ve tabii oradaki kalabalıklarda konu et. Abartı göndermeler ve ironiler yap. Sonu yok, uçup kaçabilirsin.

5- Türkiye’de bildiğim kadın standupçı bir Ece Ercan var. Bir de kara çarşaflı bir hanımefendi varmış ama gösterisini sadece kadınlara yaptığından bilmiyorum seviyesini. Çoğu erkek standupçıya önerim, kız arkadaşlarını konu et. Kız arkadaşı çok zor edindiğini beyan et. Bir şekilde kız arkadaşı yaptıktan sonra onu elde tutmanın zorluklarını dile getir. Her türlü anıyı anlatabilirsin. Nasılsa öyle bir kız arkadaşın yok.

6- Hoşlandığın kız ile karşılaşma anlarındaki acizliği gözler önüne ser. Muhakkak seyirci de bir şekilde böyle rezilolayazmıştır ya da bundan çok korkmuştur çünkü. Çok gülüyorlar.

7- Vücudunla da dalga geçebilirsin. Böyle bir tipe hangi kız evet der ki gibilerinden. O da çok sempatik durur.

8- Toplu taşıma araçları, okul gibi yerlerde itiş kakışta, en fazla itilen kakılan olduğunu komik anılarla ifade et.

9- Seyirciyle interaktif olarak iletişime geç. “Şunu şöyle yapan var mı?” diye sor. Ya da “Aranızda doktor var mı?” Var diyen çıkarsa onunla dalaşma, iki kereden fazla soru cevaba girme, hemen konuyu kendi hikayene döndür. Seçtiğin kişiyi çok alaya alma. Kendini başarısız ilan et ama seyirciden birini ve veya tüm dinleyenleri tenzih edemiyorsan onların hali hakkında yorum yapma. Çok tehlikelidir.

10- Sahnede aşırı neşeli olma. Aşırı sakin veya hüzünlü olabilirsin ama bu seçim bilerek tercih edildiğinde anlam kazanır.

11- Konuları birbirine bağlarken dikkatli ol. Sırada bu konu vardı, sırayla gidiyoruz işte deme, öyle hissettirme. Geçişler yumuşak olmalı. Bağlayacağım diye kasma “Çalışmayan araba derken aklıma bizim akan çatı geldi” diye zorlama birlikteliklere de gerek yok.

12- Ünlüler hakkında konuşabilirsin. Onlarla direkt dalga geçmek yerine bir konu içinde kullan. Bir yerde karşılaşmış olabilirsin (değilsen bile uydur) ama o ünlü davetin en önemli ismiyken, sen kapıda duran günü bilirlik çalışan sıradan biri ol. Tesadüfi bir karşılaşma olsun. O ünlü hakkında seyirci adını duyduğunda ilk aklına gelen özelliği ile ilgili ironik bir konu aç. Ünlüler hakkında konuşulup fikir üretilmesi hoşlarına gidecektir.

13- Şive komiği yapabilirsin ama çok çok iyi yapıyorsan yap. Yapamıyorsan hiç o topa girme. Türkiye’de hemşericilik de zordur. Karadenizlileri, Lazları, Doğuluları, Kürtleri, vb. filan dalga geçer gibi komiklikle bağlama. Başın belaya girer. Yurtdışına gitmişsen, Hintleri, Yunanları, İtalyanları filan ayırabilirsin ama dünya kültürünü bilmeyen seyirciyle karşı karşıyaysan zorlanabilirsin.

14- Aile bireylerini olaya kat. Baba, ana gibi aile bireylerinin herkeste ortak olan noktalarını dile getir. Kuşak çatışmasının dibine vur. Onlarla kız arkadaşların arasındaki muhabbete gir.

15- Dini olaylara değinme. Sadece ritüeller ve tabii dini toplanmalarda saygısızlık yapmadan dikkatlice bahset. (Yabancı standupçılar çok kullanırlar dini ya da ateizmi ama burada yapma sakın. Öyle bir özgürlük yok, herhangi bir dini övsen bile yanlış anlaşılır.)

16- Siyasete gireceksen “apolitik ve bilmez” şekilde bir rol üstlen. Tutacaktır.

17- Bir konunun içindeyken heyecanı kaybetmemek adına bazen seyircinin gülmesine izin verme. Bazense bırak gülsünler. Çok gülen kişi susuncaya kadar bekle. Keza toplulukta içten gelerek biri güldüğünde, nötr olanlar da gülecektir. O yüzden sit-com’larda gülme efekti vardır devamlı.

18- Özgün konu bulmaya çalış. Bulamazsan dünyadaki standupçılardan bir şeyler almaya bak. Türkçeye çevrilebilir bizim topluma yabancı olmayan bir konu seç ama… Ha bir de Joe Carlin’in, Bill Hicks’in şovlarından uzak dur. Onunkilerle bu ülkedeki dinleyicileri güldüremezsin.

Louis Ck.

19- Ricky Gervais, Louis CK (favorim), Amy Schumer ve Sarah Silverman (Al işte sana kadın Standupçılar), Eddie Izzard (Sahneye kadın kıyafeti ile çıktığı olmuştur devamlı sürme çeker gözlerine ama sahnede seks şakası yapmaz) , Jim Gaffigan, Gabriel Iglesias, Russell Peters, Jim Gaffigan, Hint kökenli Vir Das, Aziz Ansari, tabii ki Eddie Murphy, tabii ki Seinfeld işte bunları takip edebilirsin. Haaa ediyor musun ve hatta biraz çalıp çırpıyor musun? Dert değil, keza çoğu seyirci bu standup komedyenlerini, işbu yazıyı yazan kişi kadar takip etmiyordur ve hatta senin kullandığını, bunu şuradan almış, şu espri ise bundan diye ezbere bilemez. Ben az çok biliyorum neyin nereden geldiğini ama çok dert etmiyorum. Sen de dert etme.

20- Yine de standup işi keskin bir zekâ, gözlem gücü ve tabii ki sahnede taklit yeteneği de gerektirir. Bill Cosby, Adam Williams, Jim Carry gibi kişiler bu yollarla ünlü olmuşlardır.

21- Bu tür şovların asıl para ettiği ve ön sıra biletlerinin 300–500 dolara satıldığı yer genelde Las Vegas’ın devasa otelleridir. Oralara gittim, Seinfeld’i seyredemedim bilet kalmamıştı, zaten çok pahalıydı. “Off Strip” denilen yani Strip Caddesi (Las Vegas’ı oluşturan cadde) üzerine olmayan daha yeni yeteneklerin ucuz şovlarını tercih etmek gerekir bilet bulunmayınca. Gidemiyorsan bile takip etmelisin.

Cem Yılmaz

Gelelim Cem Yılmaz’a. Öyle abartı övmek istemiyorum ama yukarıda bahsettiğim çoğu kurala uymadan bir tek odur. Dini konularda ve hatta azıcık siyasi konularda espri yapar. Laf çakar. Seyirciyi fakir kendisini zengin gösterir. (Aynı hatayı Ali Ağaoğlu Ortanca eşiyle beraber Taksim’deki patlamayı anmak için fakirler karanfil koydu, ben gül koydum şeklindeki beyanatında yaptı). Cem Yılmaz özel hayatını seyirciyle paylaşmaz. Kız arkadaşlarıyla ilgili bir eziklik göstermez, genelde kendini över. Doktor var mı aramızda der, doktorlara giydirir. Pek çocuk sevmez (Joe Carlin de hiç sevmez)

Kısaca Cem Yılmaz yukarıda yeni başlayan standupçılara verdiğim önerilerin bir bir tersini yapar. O kadar iyidir ki defalarca izlenir ve tekrar tekrar izlense bile güldürür. Çünkü çok sıkı iş yapar.

Türkiye’de mizah kuvvetlidir ve bunun asıl kaynağı mizah dergilerinden gelir. Oğuz ve Tekin Aral önemli bir altlık yapmışlardır. Türkiye’de mizah dergisi yayıncılığı her türlü sıkıntıya rağmen fena değildir. (Bir ara dünyada Rusya’dan sonra ikinci sıradaydık) Cem Yılmaz da hem yeteneklidir hem de karikatür dergisinden, mizah ortamından gelmedir. Herkes onun gibi olamaz. Şimdi ağırlığını sinemaya veriyor.

Bana sorarsanız Cem Yılmaz’ın rakibi de yoktur. Hatta biliniz ki yerli, yabancı çoğu komedyeni takip eden biri olarak (İngilizce dışındaki dilleri takip edemiyorum) Las Vegas ın Strip Caddesi’nde Seinfeld’e bile rakip olur. İngilizcesi iyi fakat ana dili olmadığından o mecralara girmiyor herhalde.

Standup işi biraz hazırcevaplık, çokça zekâ ve yeteri kadar gözlem gerektirir. Fakat çok tehlikeli bir iştir. Örneğin Yetenek Sizsiniz… En üste çıkardığı iyi bir standupçı olmadığı gibi, seyircinin yuhaladığı da kötü değildir.

Kısaca arkadaşlar arasında “ne komiksin sen yahu” denildiği için garip bir cesaretle herkes standup’a soyunmasın lütfen.

Aylar sonra gelen edit: SSG yani Ekşi Sözlük’ü kuran Sedat Kapanoğlu Tweeter’da Naz Osmanoğlu (gerçek adı Nizamettin Osmanoğlu’ymuş) isimli yarı Türk, yarı İngiliz birinin bir sahne gösterisini sundu. Çok hoşuma gitti. Farklı özel bir yönü var. Olayları komikleştirmek için oldukça ironikleştirip, garip tesadüf ve göndermelerle süslüyor. Beğendim. Sonra neden bu yazıya eklemiyorum diye kendime sordum. Cevabı görüyorsunuz.

Umarım daha kendini geliştirir, şovları İngilizce olsa bile Cem Yılmaz’a bir alternatif çıkar.

Hah madem yazıya ekleme yapıyoruz, bana gelen mesajlarda neden Atalay Demirci’den hiç bahsetmediğimi sormuşlardı. Açıkçası kimle ne çıkar ilişkisi vardı bilmiyordum. Şimdi tutuklu galiba. Ben onda bir standup tavrı hiçbir zaman sezemedim. Hiçbir zaman. Hülya Avşar’la ilk atışmalarından beri yapmacık bir durum olduğunu sezmiştim. Konu etmediğimiz iyi olmuş.

Like what you read? Give Ahmet Turan Köksal a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.