Saatler mi geri alınır sadece?

Paris’te saatler zincirleme kazaya sebebiyet vermişler.

Dünyada üst enlemlerde günışığından daha fazla fayda sağlamak için saatlerin ileri geri alınamsı uygulamasına başvurulmuştur. İlk olarak kimin akıl ettiği konusunda kesin bir kabul olmamakla beraber 1784’te Fransa’da ABD elçisi olarak bulunan ve “Erken kalkmanın kişiyi sağlıklı, zengin ve akıllı yapar” sözünün sahibi Benjamin Franklin’in mum israfının azaltılması ayrıca verimin artması için verdiği öneride geçer. Gün ışığı girmeyen kepenkli evlere ek vergi konulmasını, tüm halkın çan sesi ve top atmakla uyandırılması hususunda yöneticilere mektup yazmıştır. İslam ülkelerinde “Sabah”ı haber veren, güne başlamanın zamanını ilan etmekte önemli bir katkısı olan, minareden yayılan ezandan esinlenip esinlenmediğini bilmiyoruz.

Günümüzde enerji tasarrufu için -İzlanda gibi ufak ülke dışında- neredeyse tüm Avrupa, “Yaz Saati Uygulaması” dediğimiz sistemi “Daylight Saving Time” (Günışığı tasarrufu zamanı) uyguluyor. ABD’nin sadece bir eyaletinde kullanmıyor. Rusya, Çin, Hindistan gibi ülkeler kullanmayı bırakmış durumdalar. Afrika, Arabistan yarımadası hiç kullanmamış (coğrafi konumları gereği) İran bir öyle, bir böyle. Şah zamanına kadar kullanılmış, Mollalar kaldırmışlar, sonra enerji darboğazı yüzünden yeniden kullanılmış, Ahmedinejad yeniden kaldırmış sonra yeniden yürürlüğe girmiş durumda.

Kullanan ülkelerin bazılarında muhaliflerin ve genelde tarım kesiminin sevmediği bu uygulamaya kelime oyunu ile “Daylight Slaving Time” (Günışığı Kölelik Zamanı) denilmiş olsa da hala yaygın olarak kullanılıyor. Yine de her sene üzerinde tartışmalar yürütülür.

Türkiye

Türkiye’nin doğusuyla, batısı arasında (26° — 45°) 19 meridyen vardır bu yüzden 1 saat 16 dakikalık zaman farkı oluşur. İtalya, İngiltere, Norveç, Finlandiya, İsveç gibi Kuzey-Güney aksında dikey bir konumu yoktur. Almanya, Fransa, İspanya gibi nispeten kareye yakın da değildir. Avrupa’da Türkiye toprakları gibi doğu-batı aksında yatay bir coğrafi sınırı olan ülke yoktur. Türkiye 30° doğu meridyeninin saati olan Eşgüdümlü Evrensel Zaman+2 (UTC+2) (Greenwich’ten iki saat ileride) Doğu Avrupa Zaman dilimini kullanır. Bu meridyen yaklaşık Kocaeli ile Sapanca Gölü arasında Kartepe’den ve Güney’de Antalya’da Finike ile Demre arasından geçer. (TEM Otoyolu’na tam meridyeni kesen bir bilgilendirici tabela yapılmalıdır. Coğrafi olarak önemlidir, eğiticidir ve İtalya’da örnekleri vardır) YSU ile Türkiye 45° doğu meridyeninin saatini kullanmaya başladığında resmi saat bir saat ileri alınır ve UTC+3 olur. Uygulama Mart’ın son pazar günü başlatılır, Ekim’in son pazar günü bitirilir. Yılın beş ayında geri saat (UTC+2), yedi ayında ise yaz saati (UTC+3) kullanılmış olur.

Ülkemizde kesintilerle olsa YSU yıllardan beri geçerlidir. 2013 yılında UTC+3’e geçip sonra bu uygulamayı kaldırma kararı alındı ama sonra vazgeçildi. Türkiye’nin tam ortasından geçen meridyene göre UTC+2.5 kabul edilmesi ve hiç YSU yapılmaması önerildi, kabul edilmedi.

Neden saatlerin ayarıyla oynanır

Elektrik tüketimini azaltmak için ve gün ışığından daha fazla yararlanmak ana amaçtır. Ancak ısıtma ve soğutma masraflarının artmasına da sebeptir. Kısaca 1800’lerin sonunda bir değer ifade ederken, elektrikle çalışan iklimlendirme araçlarına geçildiğinde artık “günışığından faydalanılması” etkisi azalmıştır. Zaten verimli olan Yaz saatidir, kış saatinin bir yararı vardır denemez.

Perakendeciler YSU’dan olumlu etkilenirler. Gündüz dışarı bir saat daha fazla çıkılınca satışlar artar. Başka bir istatistiğe göre trafik kazalarında %1–2 azalmaya sebep olur. Trafik kazaları ve kayıplarının büyük bir bölümü bayram tatillerinde meydana gelen ülkemiz için faydası ölçülememiştir.

Enerji verimliliğine kişisel yönden bakarsak, uzun bir uçak yolculuğunu sırf bu saat değişimi yüzünden kaçıran bir kişinin, bir sonraki uçaktan bilet almasıyla oluşan kişisel zararı ve kaçırdığı uçağın koltuğunun boş olması yüzünden yakıt tüketimi zararının, kaç yıl sonra amorti edebileceği muammadır. Bir de bu hatalar ülkemizde iki kere yaşanacak.

Saat karmaşası yüzünden kelime oyunları dahi yapılmıştır. Örneğin; illa saatler geri alınacaksa, sabık bakana hediye edildiği ama sonra peçeteye yazarak parasını verdiği iddia edilen kol saati geri alınmalı, ederiyle ihtiyacı olan bir köye ilkokul yapılmalı, yetişecek neslin verimliliği ile toplum karlı olmalıydı.

Saat karmaşasının belki de tek iyi yönüyse, tüm dünyada klasik kabul edilen, en fazla yabancı dile çevrilen Türk Romanı olan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün yeniden hatırlanmış olmasıdır. Umarız gençler bu romanı okurlar.

Üzücü olan, yazarın tasvir ettiği ironik ve mizahi duruma nazaran ülkemizde sabık bir bakana “saat kaç” diye sorarsanız korumaları tarafından tartaklanır, belki gözaltına alınır ve sonra işinizden kovulursunuz. Evet, evet öyle.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.