Tuğçe Tuna ile Çağdaş Dans

Tuğçe Tuna, HÜCRE (Credit: Murat Dürüm)

Beden’lerimizin daha çok konuşulmaya, dinlenmeye, görünür olmasına, aynı zamanda beden ve yaşam arasındaki köprülerimizin birbirine değmesine, birlikte olmasına da gerçekten çok ihtiyacı var. Dans ve hareket aracılığı ile birçok dengeyi oluşturmamız mümkün çünkü hepimizin bir bedeni var. Yeter ki niyet iyi olsun. Beden; kötülüğü, negatif olanı da dönüştürür ve buna güvenebiliriz diye düşünüyorum”.

Koreograf, disiplinler arası performans ve çağdaş dans sanatçısı olan Tuğçe Tuna, aynı zamanda dans ve hareket terapisti ve akademisyen olarak İstanbul’da yaşıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü, Çağdaş Dans Ana Sanat Dalı Başkanlığı ve Öğretim Üyesi olmasının yanı sıra; yaklaşık 10 yıldır Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde de ders veriyor.

Tuğçe Tuna için beden; ön kuşaklarımızdan kalıtımsal, davranışsal, psikolojik ve yapısal mirası yüklenen kişinin kendi politikasını yaşadığı ve deneyimlediği, içimizde köklenen ve gelişen bir alan.

“Ben bedeni bireyin kendi politikasını sürdürdüğü alan olarak ele alıyorum. Belki de son dönemlerimde bireyin ne söylediğinden çok, hayatta ne yaptığına, nasıl yaptığına verdiğim önemdendir”.

MSGSÜ BAP tarafından desteklenen ve 2014–2016 arasında sürdürülen ‘1960 Sonrası Türkiye’de Çağdaş Dans’ araştırma projesi, halen baskı aşamasın da olan Türkiye’de Çağdaş Dans kitabının ön çalışması olmuş. Kitap kronolojik olarak 1950’lerden başlayarak günümüze kadar Türkiye’de çağdaş dans sanatı alanını inceliyor. Projenin devamı niteliğindeki “2000’den Günümüze Çağdaş Dans ve Performans Sanatları” çalışması ise halen MSGSÜ BAP desteğiyle sürdürülüyor.

25 Ekim’de bomontiada’da gerçekleşecek Lounge Buluşmaları: Tuğçe Tuna ile Türkiye’de Çağdaş Dans Konuşmaları serisinin ilkinde, sanatçı bu iki dönem arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları, dönem tanıkları ile beraber irdeleyecek.

“Dans; beden, enerji, zihin bütünü ile yol alan bir sanat dalıdır. Beden ise karmaşık ve bağlantısal sistemlerle işler, kendini geliştirir. Bedende bilinmeyene güvenmenin, alan açmanın öğretici olduğunu düşünüyorum”.

Tuna, geçmişe göre, beden odaklı gösteri sanatları alanında çalışan bağımsız sanatçıların çalışabileceği, araştırma yapabileceği, arşivinden faydalanabileceği, eser üretebileceği alanın günümüzde daha az olduğunu söylüyor: “Dans sanatı halen büyük şehirlerde kendine yer arıyor ama sanayileşememiş. Buna rağmen hareket her zaman yolunu bulmuş, alanını oluşturma çabasında kalmış” ve devamında da hareketin zamandaki bu yolculuğunu ilham verici bulduğunu ekliyor.

Bedeniyle barışık kuşakların yetişmesinin önündeki toplumsal, geleneksel, ekonomik, politik, medya gibi her türlü engelin ve hareket etme özgürlüğünün yeterince anlaşılamamış olmasının, geçmişte ve günümüzde kültür sanat politikalarının -bedeni- görmezden gelmesi, tüketme ve kontrol etme yöntemleri ve kişisel beden felsefesinin yeterince günlük hayatımızda merkezlenmemiş olması dolaylı olduğunu belirtiyor.

Batı ülkelerinde dansın sosyal, toplumsal, ekonomik ve sanatsal bir dönüşümün ve mimari, edebiyat, müzik, resim, felsefe, insan hakları, feminizm gibi disiplin ve kavramlardan etkilenmesiyle 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan modern dans, özellikle Amerika’da ve Almanya’da modern sanat akımlarından beslenmiştir.

“Yerçekimiyle uyumlu olarak, bireysel kinestetik potansiyelin (çeşitlilik ve hafıza) gelişmesi, bedende kuvvet ve koordinasyon kalitesine, değerlerine paralel gider”.

Dansın ne hissettirdiği, öteki bedenlerden kinestetik empati ile ne taşıdığı, bireyde neye neden olduğu, neyi açığa çıkardığı, biraz da tanıklığı yapan kişiyle ve izleme yeteneği, yetkinliği ile ilintili olduğunu söyleyen Tuna, dansın bu ara dinamiklerden de beslendiğini belirtiyor. İzleyen kişinin birikimi, kinestetik zekası, bedeni algılaması, kendi bedeni ile olan güncel-eski ilişkisi ve soru sorma alışkanlıklarının da kişinin hislerini etkileyeceğini hatırlatıyor.

Tuğçe Tuna ve Bazı Projeleri

Tuğçe Tuna, Farklı Bedenlerle Dans (Credit: Murat Dürüm)

Tuğçe Tuna’nın başka bir projesi ise farklı fiziksel özellikleri olan kişilerle gerçekleştirdiği, İstanbul’da başlattığı FARKLI BEDENLERLE DANS. Projenin gösterileri ve atölyeleri 2000 yılından beri düzenli olarak devam ediyor. FARKLI BEDENLERLE DANS ile alışıla gelmiş beden, koreografi ve dans ilişkisinde, beden plastiğini ve beden algısını standart olanın dışına taşıyan Tuna, 17 yıldır projede yer alan ve bu alanda çalışan ilklerden olan Gülçin Erdiş, Muhsin Öngel ve on yıldır projenin parçası olan Sinan Özer ile beraber yol alıyor. Eserler ve atölyeler aracılığı ile yaratıcılığı ve bedensel sınırını sınama cesaretinde olan kişileri üretime davet eden proje, ortak beden bilincinin oluşmasına ve yayılmasına katkı sağlıyor.

Tuna, 2002 yılında Proje 4L İstanbul Güncel Sanatlar Müzesi’nde, koreografi de, farklı zemin ve basınç uygulamalarına odaklandığı VERTİGO isimli bir eser üretti. Bu eser, aynı zamanda sanatçının sanatta yeterlik tezi “Beden ve Mekan İlişkisi”nin bir eseri olarak konumlanıyor. Sonrasında ise bu eserden yola çıkarak, bomontiada’da gerçekleşen HÜCRE performansının gelişmesine yol açıyor. HÜCRE; kendi alanını oluşturma, herşeyin bir bütünü oluşturması, birbirini etkilemesi ve bu etkileşim sonucu oluşan durum, problemi yaratma, çözme ve onunla başa çıkabilme isteği ve çabasıyla da ilgilendi. Birçok farklı mekanda uyarlamaları gerçekleşen performans, kendi içinde üzerinde çalışılmaya başlanan yeni bir bölüm daha ortaya koydu.

Gelecek programları için sanatçının iki projesinin daha tohumları atılıyor. “ARTI 45” projesinin ön çalışmalarını sürdüren Tuna, 21. İKSV Tiyatro Festival programı dahilinde, projenin aynı ismi ile özel bir atölye gerçekleştirecek. “Dans ve İç Bilinç İnzivası” İsimli projesine aralıklarla Şirince’de devam eden sanatçı, bir yandan projenin kitap çalışmasını da yürütüyor.

Tuna hala MSGSÜ Çağdaş Dans Anasanat Dalı direktörlüğüne ve eğitmenlik çalışmalarına devam ediyor. Aynı zamanda 15. İKSV İstanbul Bienali’nde “BEDEN DAMLALARI” eserinin gösterimleri yapılıyor.

KÜNYE

HÜCRE

Konsept & koreografi: Tuğçe Tuna
Dans sanatçıları: Pınar Akyüz, Begüm Balcıoğlu, Su Guzey, Ahu Kınoğlu.
Müzik: Vahit Tuna
Işık tasarım ve uygulama: Utku Kara
Teknik tasarım ve uygulama: Savaş Ekinci
Fotoğraf: Murat Dürüm

FARKLI BEDENLERLE DANS

Konsept, koreografi, metin ve yönetim: Tuğçe Tuna
Performans sanatçıları: (2017) Sedat Akçam, Pınar Akyüz, Begüm Balcıoğlu, Koray Çivril, Gülçin Erdiş, Muhsin Öngel, Kerim Keküç, Sinan Özer, Tuğçe Tuna, Aynur Yıldırım
Müzik: Vahit Tuna, Fati Fehmiju. Ah! Kosmos
Grafik Tasarım: Vahit Tuna
Fotoğraf: Murat Dürüm

BEDEN DAMLALARI

Konsept, koreografi ve yönetmen: Tuğçe Tuna
Performans sanatçıları: Ekin Ançel, Pınar Akyüz, Gülçin Erdiş, Aybike İpekçi, Erdem Kaynarca, Melih Kıraç Hilal Sibel Pekel, Sinan Özer, Tuğçe Tuna
Ses tasarımı: Vahit Tuna
Işık tasarımı: Utku Kara
Proje asistanları: Yonca Hiç, Lale Madenoğlu

    Written by

    Yaratıcı kültür kampüsü Yapı Kredi bomontiada, Bomonti kültür mirası içinde birlikte üretmeyi, paylaşmayı ve keyifli vakit geçirmeyi teşvik ediyor.

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade