Altı Noktanın sağladığı eğitim ve gerilerde bıraktığımız çocuklar

Bridge to Türkiye Derneği (BTF) olarak 2016–2017 akademik yılında yeni bir eğitime destek projesi ile karşınızdayız. Milli kör atlet Necdet Turhan’ın 2017 Şubat ayında Avustralya’da 5. ve son gerçekleştireceği zirve ile beraber görme özürlü öğrenciler için 3 ayağı olan kapsamlı bir eğitim fonu oluşturuyoruz. Umudumuz okuma yazarlığın ve okullaşma oranının (sadece %2.5) çok düşük olduğu bu dezavantajlı çocuk grubunun eğitim ihtiyaçlarını giderebilmek ve onların ileride meslek edinerek bağımsız yaşayabilmelerini sağlayabilmek. BTF olarak bu süreçte kamu oyunun bilgisini ve ilgisini artırarak onların sosyal olanaklarını iyileştirmek istiyoruz. Eğitim fırsat eşitsizliğinin en fazla hissedildiği bu çocuk grubunun durumunu, proje partnerlerimizden biri olan Altı-Nokta Derneği ve Engelliler Konfederasyonu Başkanı olan Avukat Turhan İÇLİ ile olan sohbetimizle açıklamak istedik.

Engellilerin eğitimi deyince aklımıza ilk nelerin gelmesi gerekir?

Turhan İÇLİ: Engellilerin ğitimi, özel yöntem ve tekniklerle ve özel ortamlarda gerçekleştirildiği için özel eğitim adını almaktadır. Özel eğitim, özel eğitim okulu (Görme Engelliler okulu, Işitme Engelliler okulu gibi) adı altındaki ayrı mekanlarda ve eğitim ortamlarında aynı engel grubundaki kişilere verilebileceği gibi örgün eğitim okullarında kaynaştırma yoluyla ve yaşıtlarıyla birlikte de verilebilir. Ancak her durumda engel grubunun özelliklerine göre özel eğitim yöntemlerinin ve tekniklerinin kullanılması zorunludur. Özel eğitim yöntemleri ve teknikleri deyince; örneğin görme engelliler için kabartma (Braille) yazıyı, geometri ve matematik dersleri için geliştirilmiş özel araç gereçleri, ekran tarayıcı ve ses sentezleyici programlar yüklenmiş sesli bilgisayarları, görme engellilerin kimsenin yardımına gereksinim duymadan hareket edebilmeleri için tasarlanmış mekânları ve diğer özel yöntemleri; işitme engelliler için özellikle işaret dili sözlüğünü ve işaret dilinin öğretimini; bedensel engelliler için fiziki erişilebilirlik koşullarını ve imkanlarini anlıyoruz.

Ülkemizde ki özel eğitim imkanları ne aşamada ve biraz bize altyapıdan bahseder misiniz?

Turhan İÇLİ: Eğitimin diğer örgün eğitim kurumlarında yaşıtlarıyla birlikte aynı sınıflarda veya özel eğitim sınıflarında yapılan biçimine kaynaştırma eğitimi diyoruz. Kaynaştırma eğitiminin alternatifi özel eğitim okullarında yürütülen eğitimdir. Ülkemizde 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün bağışladığı İzmir’deki Atlı Köşk’te ilk özel eğitim okulu Körler Sağırlar ve Gerizakalılar Müessesi adıyla açılmıştır. Ancak özel eğitim alanındaki bilgi birikimi yeterince gelişmediği için görme engellilerin, işitme engellilerin ve zihinsel engellilerin bir arada eğitimine girişilmiştir. Bir süre sonra bu uygulamanın yanlışlıkları anlaşılmış ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde körler ve sağırlar okulları açılmaya başlanmıştır.

Bugün işitme engelliler alanında 44, görme engelliler alanında 16, bedensel engelliler alanında 3 ilköğretim okulu bulunmaktadır. Zihinsel engelliler daha çok hafif ve orta derecedeki zihinsel engelliler için özel eğitim okulları ile uygulamalı özel eğitim merkezlerinde eğitim görmektedirler. Ülkemizde hafif derecedeki zihinsel engelliler için 49 ilkokul, 50 adet ortaokul; ayrıca 1. Kademe 243, 2. Kademe 240 özel eğitim uygulama merkezi vardır. Buna ilaveten uyum güçlüğü olanlar için 1 ilkokul ve 1 ortaokul eğitim vermektedir. Özel özel eğitim okullarının sayısı ise, 48’i ilkokul, 31’i ortaokul olmak üzere 79 dur. Tüm 1. ce 2. Kademe özel eğitim okullarında okuyan her gruptan engelli öğrenci sayısı 22.135 tir. Bu arada değişik engel gruplarına lise düzeyinde (3. Kademe) mesleki eğitim verilmektedir. 327 meslek okulunda toplam 17.084 engelli öğrenci meslek ve iş eğitimi almaktadır. Örgün eğitim okullarında özel alt sınıflarda ve kaynaştırma eğitiminde diğer yaşıtlarıyla birlikte ilkokul (1. Kademe) , ortaokul (2. Kademe) ve lise (3. Kademe) düzeyinde eğitim alan engelli öğrenci sayısı 202.211’dir.

Engelli veya görme engelli öğrencilerin kaçı okula gidebiliyor, okullaşma oranını biliyor musunuz?

Turhan İÇLİ: TUİK istatistiklerine göre 2014–2015 eğitim öğretim yılında ilköğretim ve ortaöğretim çağında yaklaşık 18 milyon öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrencilerin 16.5 milyonu ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okullarında eğitim görmektedirler. Buna göre bu nüfus grubunun %90’i eğitim olanağına sahip bulunmaktadır. Yani nüfusun genelinde okullaşma oranı %90 dolayındadır.

2014 yılı itibariyle Türkiye Nüfusu 77.7 milyon olduğuna göre nüfusun yaklaşık %23.5’i 6–18 yaş grubu arasındadır. Engelli nüfus 2002 yılında yapılan alan araştırmasına göre nüfusun %12 sini oluşturmaktadır. Bu ise ülkemizde yaklaşık 9.3 milyon dolayında engelli yurttaşın yaşadığını göstermektedir. Bu nüfusun % 23,5’i üniversite öncesi eğitim çağında bulunduğuna göre üniversite öncesi eğitim çağında 2.2 milyon engelli çocuğumuz var demektir. Yukarıda bu yaş grubunda eğitim gören engelli öğrenci sayısı 202 bin civaridir. Okullaşma oranını bulmak için halen öğrenci olan engelli sayısını bu yaş grubunda bulunan engelli sayısına bölmemiz gerekmektedir. Ortaya çıkan rakam % 9 dolayında olmaktadır. Aradaki firsat uçurumu açık bir biçimde gözükmektedir. Bu, ulusal kaynakların engelli olan ve olmayanlar arasında adil dağıtılmadığını gösteren bir olgu olduğu kadar eğitim alanında engelliliğe dayalı ayrımcılığın çarpıcı bir örneğidir.

Görme engelliler alanında durum nedir?

Turhan İÇLİ: Ülkemizde yaklaşık 750 bin dolayında kör veya az gören (görme engelli) yaşamaktadır. Bunların yaklaşık 150 bini tamamen kör, 600 bini az görendir. Görme engelli nüfusun yaklaşık 175 bini ilköğretim ve lise çağındadır. Ülkemizde 16 adet körler okulu mevcuttur bu okullarda 1.300 dolayında görme engelli öğrenci okumaktadır. Ayrıca kaynaştırma eğitiminde okuyan öğrenci sayısı 3.000 dolayındadır. Yani ilk ve ortaöğretim çağındaki görme engellilerin sadece yaklaşık % 2,5’i okuma olanağına sahip bulunmaktadır. Bir başka anlatımla % 97,5’i eğitim olanaklarından yoksundur.

Örgün eğitim alanında tablo bu olmakla birlikte yetişkin görme engellilerin bilgi kaynaklarına erişimi ne durumdadır?

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki bilgi kaynaklarına erişim bakımından en büyük sıkıntıyı çeken engel grubu görme engellilerdir. Zira görme engelliler görme gücünden yoksun bulundukları için görenlere yönelik olarak hazırlanmış olan materyalleri okuyamamaktadırlar. Bu durum onların gerek örgün eğitimlerinde gerekse her türlü bilgi kaynağına erişimlerinde başkalarına bağımlı olmaları sonucunu yaratmaktadır. Oysa Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinin 24. Maddesine göre esas olan görme engellilerin bilgi kaynaklarına, hiç kimsenin yardımına gereksinim duymadan erişebilmelerinin olanaklarının yaratılmasıdır. Bu ise, basılı kabartma materyallerin braille sistemiyle ve sesli materyale dönüştürülmesi veya bu kaynaklara erişmek için bilişim teknolojisinin görme engelliler tarafından kullanılabilir bir hale getirilmesi ile mümkündür.

Gelin bu kampanyamızla beraber geride bıraktığımız görme engelli çocukları hatırlayalım. Onların tüm korkularını yenerek, Necdet Turhan gibi hergün birer adım atarak hayallerine kavuşmalarını ve geleceğe güvenle sarılmalarını sağlayalım. Braille kitap ve eğitim materyallerinin çoğalması, çeşitlenmesi ve özel eğitimlerinin sürdürülebilmesi için gerekli olan katkıyı bizler verelim. Kurumsal ve bireysel desteğimizle Altı noktanın gücüyle tüm engellerini beraber aşalım, aşmalarına yardımcı olalım.

Kurumsal kampanya katilimi ve sponsorluk icin email:sponsorship@bridgetoturkiye.org