Ben Bir Köy Öğretmeniyim…

İlkokul öğretmeninizi hatırlıyor musunuz?

Öğretmenimi sıcak, sevecen, güven veren, öğrenmeyi müzikle, şarkılarla süsleyip bizlere okulu sevdiren hayatımdaki renkli kişilerden biriydi diye hatırlıyorum.

Türkiye’mizin farklı köylerinde zor şartlar altında öğrencilerini eğiten, hayatlarını değiştiren, onlara yol gösteren, mutluluk veren, umut olan ve gerektiğinde öğrencilerinin ellerini avuçlarına alıp ısıtan köy öğretmenlerimiz… İşte bunlardan biri de Van’ın Seydibey Köyünde öğretmenlik yapan köy öğretmenimiz Nimet Çetinkaya.

Nimet öğretmenimiz öğrencilerine daha iyi imkanlar vermek isteyip neler yapabileceğini araştırırken karşımıza çıkan, yazdığı mektuplarla içlerimizi ısıtıp bizi gülümseten, kendisi ile yollarımız kesiştiği için kendimizi şanslı hissettiren öğretmenlerimizden sadece biri.

Nasil öğretmenlik mesleğini seçmis ve öğrencileri hakkındaki düsünceleri nedir diye merak ettik ve sorduk kendisine. İşte cevabı:

Üniversiteye giriş sınavından sonra aldığım puanın kimse sınıf öğretmenliğine yetmeyeceğini ve başka bir bölümü tercih etmemin benim için daha iyi olacağını söylüyorlardı. Ama ben kimseyi dinlemedim. İlk tercihimden itibaren hep sınıf öğretmenliği yazdım. Sonuçların açıklanacağı gün Konya’daki evimizde internet yok başka bir yerde sonucu öğrenmeye çalışıyorum. Sayfa açıldığı an öyle bir çığlık atmışım ki herkes bir şey oldu sanmış. İlk tercihimle Bolu Abant Izzet Baysal Universitesi sınıf öğretmenliğini kazanmışım. Zafer benimdi :-)

Kayıt oldum. Birinci ders ikinci ders bir hafta bir ay derken ben nasıl bu bölümü seçtim demeye başladım. Aldığım sorumluluğu yerine getirememekten korkuyordum. Bir çocuk ailesinden sonra ilk eğitimini benden alacaktı ve ben ona faydalı olamamaktan endişe ediyordum.

O günleri, düşüncelerimi hatırladıkça gülüyorum. Meğersem ömrümün sonuna kadar asla pişmanlık duymadan yapacağım bir mesleği seçmişim. Mutluluğun bir miniğin gülümsemesinde saklı olduğuna, sana sımsıkı sarılmasıyla her şeyi unutabileceğinin tadına nasıl varabilirdim başka.

Okumayı öğrettiğim için her fırsatta teşekkür eden, tatilde görüşemeyeceğimizi duyup ‘gitmesen olmaz mı?’ diye boynuma atlayan çocuklarım olduğu için çok şanslıyım. Onlara çocuklarım diyorum. cünkü kendi çocuğum olsa iyi bir eğitim alsın doğruyu iyiyi güzeli öğrensin isterim.”

Okul sadece Türkçe ve matematikten ibaret değil. Her fırsatta onlara görmedikleri duymadıkları şeyleri öğretmeye çalışıyorum. Ve bu onları çok mutlu ediyor.

Şaşkınlıklarını, öğrenme azimlerini gördükçe ben de onlar için daha iyisini araştırıyorum ve böylece bende bilmediklerimi onlarla öğreniyorum.

Ben bir köy öğretmeniyim ve köydeki imkansızlıkları gördükçe çocuklarımın, her çocuk gibi, her şeyin daha iyisine layık olduğunu düşünüyorum.

Hayatlarının sadece o küçük köyden ibaret olmadığını bilmelerini, ilerde onları güzel yerlerde güzel mesleklere sahip olarak görmeyi çok istiyorum ve bunun gerçekleşeceğinden adım gibi eminim.

Bridge to Türkiye Fund gönüllüleri olarak biz de kendisine yürekten inanıyor ve öğrencilerine olan inancı ve bağlılığının bizlere de umut verdiğini ve motive ettiğini bilmesini istiyoruz.

More on BTF: www.bridgetoturkiye.org

https://www.facebook.com/bridgetoturkiye/

https://www.bridgetoturkiye.org/make-a-donation/donate-now/