Orda bir tanıdık var mı..!

‘Filan kurumda bir tanıdık var mı..?’

Belki de en aşina olduğumuz cümlelerden birisi bu.

Vatandaş hastaneye gidecek, Tapuya gidecek, Belediyeye gidecek, Nüfusa gidecek, Adliyeye gidecek… gidecek de gidecek…

Hangi devlet kurumuna giderse gitsin soru aynı..;

Tanıdık var mı..?

Tamam kabul… Bu durum bizim kronik hastalığımız.

Kamusal hizmet ve işlerin görümünde en alttan üst kademelere kadar bu durum maalesef gerçeğimiz.

Şu da bir realite; O kamusal kurumda hizmetler ve işleyiş bihakkın ifa ediliyor bile olsa, biz yine de “bir tanıdık var mı” algı ve girişimiyle davranmayı seviyoruz.

Fakat geldiğimiz noktada bu durumun en alt kademeden en üste kadar artarak sirayet etme olgusu ve gerçeğiyle karşı karşıyayız.

En alt yönetsel kademeyle böyleyiz de yukarılarla ilgili durum farklı mı peki..?

Hayır… hiç fark yok.

Üst yönetsel sistematiğe dair durum daha da vahim hale gelmeye başladı.

Herkes Cumhurbaşkanı’na ulaşma derdinde.

Özellikle kamusal ilişkide olan iş çevrelerindeki hakim kanaat böyle.

Cumhurbaşkanı’na ulaşmak lazım,
Bu konuyu Erdoğan’la görüşmek lazım,
Bürokratla, bakanla, başbakanla görüşmek yetmez,
Reisle görüşmedikçe veya ona ulaşmadıkça olmaz

gibi yaklaşım ve kanaatler almış başını gidiyor.

Bu bağlamda devletin sistemik işleyişine dair ağır bir kuşku ve güvensizlik oluşuyor. Bu durum ise farkında olmadan nasıl vahim bir noktaya geldiğimizin delaletidir.

Halbuki araz ve hastalıklı virüs gibi olan bu durum, Cumhurbaşkanı’mızın dediği gibi; “insanlar fanidir ama devlet bakidir” söylemindeki devlet algı ve olgusunun zaafa düşürülmesidir.

Bu durum, hayatın olağan akışına ve İş hayatının bilindik ve objektif işleyişine aykırı bir durumdur. Herkes herşeyi birilerine ulaşarak çözme yoluna giderse, devletin “ebed müddet” özelliği ne hale gelir.!

Devletin varlığı sistematik bir organizma işleyişindedir.

Devleti devlet yapan kurumsallıktır, dinamize yapıdır ve kişilerle kaim olmayan bir işleyişe sahip olmasıdır.

Devlet aygıtı herşeye rağmen rutinini ifa etmek ve işlemek zorundadır.

Ha… bu durum sadece kurumsal işleyişin aksamasından kaynaklı değildir. Bunu öncelikle belirtmek isterim. Millet olarak mentalitemiz maalesef ki, olağan işleyişin haricinde ilave bir destek ve katkı bekleyen, arayan
yapıdadır.

Bu gerçekliği de ikrar ederek asıl soruna işaret etmek istiyorum.

İşadamı veya vatandaş bir devlet kurumuna gidiyor. İşi veya talebi ya reddediliyor veya gecikiyor veya sürüncemede kalıyor.

Hal böyle olunca insanlar arkadan dolanma şeklinde “etkili bir tanıdık” arama yoluna gidiyor. Sonrasında ise, iş halloluyor.

E hal böyle olunca da, insanlar doğrudan, daha kuruma gitmeden “bir tanıdık” arayışına giriyor. Ki; haksız da değiller.

Çünkü vatandaş daha kuruma gitmeden “orda adamın yoksa iş çıkmaz” söylemleriyle demoralize olmaya ve ümitsizleşmeye başlıyor.

Bu tarz kronik hastalıklı halimize bir de, kritik uluslararası, siyasi ve bürokratik süreçleri eklediğimizde, sorun ve çözümsüzlük daha da artarak “en üsttekilere” ulaşma çabasına yöneliyor.

Çok sıkıntılı bir süreçteyiz.

Coğrafya olarak, uluslararası boyut olarak, iç siyaset olarak ve en önemlisi de bürokratik oligarşinin katı refleksi olarak çok ciddi sıkıntılarla yüzyüzeyi……………

Yazının devamını okumak için bağlatıya tıklayın: http://www.ogunhaber.com/yazarlar/cengiz-aygun-bir-portre/orda-bir-tanidik-var-mi-9659m.html

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.