#2 Cephane Sokak: Bugün

Cephane Sokak’ı anlatmadan önce sizi sokağın rüzgarını hissetmeye, sesini duymaya, renklerini görmeye ve sokağı baştan sona yürümeye davet ediyorum.

Ege’de dağların denize dik uzandığı girintili çıkıntılı kıyıları gözünüzün önüne getirin. Cephane Sokak’ı bu girintilerden birinde, Kuşadası Körfezi’nde bulacaksınız. İzmir çıkıntısının hemen altında. Didim’in üstünde. Efes ve Şirince’nin biraz ilerisinde. Körfezin sonundaki Dilek Yarımadası’nın hemen ucunda da Samos duruyor. Samosla Kuşadası kardeş gibiler ama değil gibiler de. Belki bir zamanlar öyleydi, hatırlayamıyoruz. Ama bugün adlarını batan göçmen botu rotası olarak sıkça birlikte duyuyoruz. Hatta bu yazıyı yazmak için ilk oturduğum gün (9 Ağustos 2018) 7’si çocuk 9 kişinin bu rotada hayatını kaybettiğini öğrendim. O yüzden yazı ancak bugüne kaldı.

Cephane Sokak’ı haritadan bu şekilde bulabilirsiniz. Ama karadan, sahil şeridini takip ederek gelmenin en keyiflisi olduğunu söyleyebilirim. Kuşadası’nın ilk yerleşim yerlerinden olan eski şehre yani Kaleiçi’ne ulaşmak için denize doğru inmeniz gerekiyor. Bunun için öncelikle körfeze doğru eğilen, bina dolu tepelerle yüzleşeceksiniz. Bu manzara bir zamanlar küçük bir sahil kasabası olan Kuşadası’nın bugün 100 bini aşan nüfusunu açıklamak için yeterli. Binaların arasından sahil yoluna, Atatürk Bulvarı’na girdiğinizde deniz ve güneş kremi kokusuyla karışık sıcak hava dalgası sizi karşılayacak.

Gazibeğendi’den Kuşadası manzarası, Ağustos 2018

Denizin üstü doldurularak yapılmış sahil şeridini takip ederek Atatürk heykeline doğru ilerleyeceksiniz. Her kasabada olduğu gibi bu heykelin önü Kuşadası’nın kent meydanı. Törenler, kutlamalar, anmalar burada yapılır. Bu meydanın solundan itibaren eski şehir başlıyor. Zaten biraz dikkatli bakarsanız taş binalar, yer yer beliren surlar ve görkemli kervansaray sizi Kaleiçi’ne çekecek. Buradan sonrası kolay. Sahil yoluna paralel ilk sokak Cephane Sokak.

Atatürk Heykeli ve meydan, Ağustos 2018

Sahil yolundan Cephane Sokak’a giriş için sırayla Kışla, Şafak, Mahmut Özay Sokak’ı ya da Barbaros Bulvarı’nı kullanabilirsiniz. Kaleiçi’nden gelirken de bunlara 7 Eylül ve Sakarya Sokak ekleniyor. Bir de benim favorim olan gizli bir geçit var. Sahil yolundaki tarihi suru geçtikten sonra, Matis Halı’nın arasında, varlığını hiç çaktırmayan daracık bir sokak. Demir parmaklıkların arasına sıkışmış ama gündüz geçiş serbest. Sessiz, daracık, kireçli duvarların arasından sizi Cephane Sokak’a, Atölye Eshar’ın hemen önüne çıkartıyor. Sanki geçen zaman bu geçiti unutmuş. Annemin, babamın anlattığı Cephane Sokak’a 30 saniyeliğine seyahat ediyor gibisiniz.

Cephane Sokak’a çıkan sokakların isimleri mahallenin tarihi ve dönüşümüyle ilgili bir şeyler söylüyor. Barbaros Bulvarı’ndan başlayalım mesela. Kuşadası’nın sembolü Güvercinada Kalesi’ni yaptıran Barbaros Hayrettin Paşa’nın varlığı hem bulvarın isminde hem de girişteki kocaman heykeliyle burada devam ediyor. Bulvarın solunda Öküz Mehmet Paşa’nın yaptırdığı görkemli kervansaray yükseliyor. Bir zamanlar tüccarların, seyyahların meskeniymiş. Daha sonra otel olarak misafirlerini ağırlamış. Bugün kervansarayın içinden nadiren insan geçse de şehrin kalbi hala bu bölgede atıyor. Barbaros Bulvarı bugün Ada’nın (Kuşadası’nda Kuşadası’na Ada denir) ana alışveriş caddesi. Cadde boyunca özellikle turistlere yönelik halıcılar, kuyumcular, dericiler ve hediyelik eşyacılar var.

Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nın içi, Temmuz 2018

Sonra Kışla, Şafak, Sakarya ve 7 Eylül sokak geliyor. Bu isimler bize 1900’lerin başındaki Kaleiçi’ne dair bir şeyler söylüyor. Önce İtalyan sonra da Yunan işgali. Savaş. Cephanelik. Askere giden gençler. Kayıplar. 7 Eylül’de “kurtuluş”. Verdiği ve aldığı bitmek bilmeyen göçler. Bu sokaklara sorulacak çok soru, bu sokakların anlatacağı çok hikaye var. Bu isimlerin Cumhuriyetle birlikte verildiğini düşünürsek, önceki isimleri neydi mesela? Neden değiştirildi? Önceki isimleri bize sokağın eski sakinleriyle ilgili neler anlatır? Bu sokaklar çok kez el değiştirmiş, hala da değiştiriyor. Rumlar, Yahudiler, Ermeniler, Balkanlardan gelen Müslüman Türkler, Türkmenler, Kürtler. Katman katman bir hafızaya sahip bu sokaklar. Bugünkü sakinleri işletmeler, çalışanları ve turistler. Eski evler, bar, derici, çantacı, ayakkabıcı ve esnaf lokantası olarak hayatına devam ediyor. Bu sokaklarda satıcıların davetkar seslenişleriyle, o günkü turist kafilelerinin dili, Kürtçe, Türkçe, çatal bıçak sesleri ve akşama doğru barlardan gelen müzik birbirine karışıyor. Biraz kaos, biraz curcuna.

Kışla Sokak’taki dükkanlar, Ağustos 2018

Mahmut Özay Sokakla Cumhuriyet dönemine ilerliyoruz. Bu sokak, eski adıyla Birinci Mektep bugünkü adıyla Mahmut Esat Bozkurt İlköğretim Okulu’nun ve Kaymakamlığın arasından Cephane’ye çıkıyor. Mahmut Özay, Kuşadası’nın hafızasını yetiştirmiş bu okulda edebiyat öğretmenliği yapmış. 1965’te de buradan emekli olmuş. Burası anneannemin, babaannemin ve abimin mezun olduğu okul. Bugün okulun bahçesi yazları yazlıkçıların ve tatilcilerin otopark ihtiyacını karşılıyor. Geri kalan zamanlarda ise eğitim-öğretim hayatına devam ediyor. Sokağın sesine okul zili ve çocuk sesleri karışıyor.

Mahmut Esat Bozkurt İlköğretim Okulu, Temmuz 2018

Mahmut Özay Sokak bizim Cephane’ye gitmek için en sık kullandığımız rota. En alışkın olduğumuz ve en kestirme. Ama benim en sevdiğim Kışla Sokak’tan başlamak. Yani Cephane’nin en başından sonuna yürümek. Kışla Sokak’a bugün İbramaki Sanat Galerisi ve Yapı Kredi Bankası’nın arasından giriliyor. İbramaki, 19. yüzyılın sonunda hastane olarak inşa edilmiş, 1959’dan itibaren Akşam Kız Sanat Okulu olarak kullanılmış. Taş bir bina. Ben kendimi bildim bileli boş ve yarı yıkıntı halindeydi. 2009’da restore edilerek sanat galerisi olarak kullanılmaya başlandı. Binanın deniz manzaralı merdivenleri de nesillere buluşma, sohbet ve oyun mekanı olarak hizmet etmiş önemli bir hafıza mekanı olarak sayılabilir.

İbramaki Sanat Galerisi ve merdivenleri, Ağustos 2018

Kışla Sokak’tan girince hemen karşıdaki bugün tekstil mağazası olan dükkan anneannemin ve annemin büyüdüğü ev. Bu sokaktaki eski sur kalıntılarını takip ederek ilerleyince ilk sağ Cephane Sokak’a çıkıyor.

Cephane Sokak bugün Kaleiçi’nin en renkli sokağı. Bunun bir sebebi de 2014’te başlatılan örnek sokak projesi. Sokaktaki Avlu Restaurant’ta yapılan ilk toplantılarından birine ben de babamla katılmıştım. Tamamen esnafın ve mülk sahiplerinin talebiyle başlayan bir hareketti. Sokağı güzelleştirmek, cazibe merkezi haline getirmek adına fikirler tartışılıyor ve süreçler planlanıyordu. İlerleyen zamanlarda gönüllü mimarlar ve belediyenin de desteğiyle bu hareket projeleşti. Anıtlar kurulunun projesine sadık kalarak 2015 yazına yetiştirilmek üzere sokakta bakım, tadilat, dış cephe boya çalışmaları yapıldı. Tek tip tabelalar tasarlandı. Yollar ışıklandırıldı ve esnaflar da dükkanlarını güzelleştirmek için yenilikler yaptı. Sokağın bugünkü renkli, temiz ve göze hitap eden görüntüsü aslında son 4–5 yıllık bir çabanın ürünü. Hala da bu ruh korunmaya çalışılıyor. Bu sayede de Kaleiçi’ndeki diğer sokaklardan ayrılıyor.

Kışla Sokak’tan yürümeye başlayınca el sanatları ve hediyelik eşya üzerine dükkanlar çoğunlukta. Vitrinler ve dükkanların önüne açılan stantlar turistlere hitap eden renkli bir görüntü yaratıyor. Bu taraf daha renkli, daha gürültülü ve daha hareketli. Farklı diller birbirine karışıyor, denizden ara sokaklara dolan rüzgar, motosiklet, parmak arası terlik ve çatal bıçak sesleri birbirine karışıyor.

Sokağın Öğretmen Evi’yle başlayan diğer yarısında ise devlet daireleri daha ağırlıklı olduğu için atmosfer biraz daha sakinleşiyor. Öğretmen Evi, sokağa ismini veren eski cephaneliğin yerinde yükseliyor. Sokağın en yüksek yapılarından biri. Mahmut Esat Bozkurt İlköğretim Okulu’nun arka kapısı da hemen Öğretmen Evi’nin karşısına açılıyor. Kuşadası Kaymakamlığı’nın arka cephesi ve Nüfus Müdürlüğü’nün girişi de hemen Cephane Sokak’ta. Kuşadası Emniyeti’de sokağa bir blok mesafede. Bugün yerinde Öz Urfa Restaurant olsa da sokağın eskiden bir de hapishanesi varmış.

Diğer bir taraftan sokağın bu kısmı benim için Cephane’yi aile sokağı yapan yer. 7 Eylül Sokak’ın köşesindeki bizim Büyük Ev dediğimiz bina, babaannemin ve babamın büyüdüğü yer. Büyük Ev’in hemen altında bugün G’s Fashion’ın olduğu yer annemin dükkanı Club 4'ün olduğu yerdi. Çapraz karşıda Mücessem Yenge’nin hediyelik eşya dükkanı vardı. Onun karşısında da sokağın en eski işletmelerinden Studio AC’yi de Atilla Amcam ve oğlu Cem Abi işletiyor. Yıllardır sokakta olan esnaf da geniş ailemizin bir parçası. Ben kendimi bildim bileli bu sokakta olan dükkanlar ve kişiler var. Tomas Berber, Ercan Abi ve Öz Urfa Restaurant gibi. Abimle benim bu sokaktaki “şu kadarcık” halimizi bilen, her gördüğünde ne kadar büyüdüğümüze şaşıran abilerimiz, ablalarımız, amcalarımız, teyzelerimiz var.

Studio AC, Temmuz 2018

Sokak, halıcıların ve çantacıların arasından Barbaros Bulvarı’na çıkarak sona eriyor. Çıkışta ise Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nın yüksek duvarlarıyla karşılaşıyorsunuz. Eğer yoğun bir sezon günüyse sokağın nispeten sessiz ve sakin bu kısmından gürültülü, kalabalık ve geniş bulvara ayak basınca alışmak için bir iki saniye geçmesini beklemeniz gerekebilir. Ya da denizden gelen rüzgarı takip ederek kendinizi sahile atabilirsiniz. Kaleiçi’nin ve Cephane Sokak’ın en geniş hafızası bu rüzgarda.


Not: Sizin de hayatınız Cephane Sokak’tan geçtiyse fotoğraflarınızı, hatıralarınızı, hikayelerinizi ve önerilerinizi bekliyorum:

e-mail: nazvardar93@gmail.com

Facebook: naz.vardar1

Twitter: nazvardar