Bir yemek tarifi.

3 soğan,

1 domates,

2 su bardağı pirinç,

1 yemek kaşığı salça,

1 çay bardağı zeytinyağı,

1 dal taze nane,

1 limon,

karabiber, pul biber, (varsa kimyon fakat çok az)

tuz,

e bir de salamura asma yaprağı.

Burada nasıl buldu bilmiyorum ama aldı geldi Reneta yaprakları. Çıktı ortaya bir tencere. Umarım beğenmiştir gerçekten. Biz yedik bir güzel.

Din değiştirme gerekliliği, istediğini istediğin zaman yapabilme arzusu, önce özgürlük yok sonra bağımsızlığına düşkün olma sorunsalı, cumhuriyetten önce bizim zavallılığımız (kadınlar olarak diyorum bunu), şimdiki dünya vs vs. Bunlar da sosu sarmanın.

Tabi cevapsız kalan şeyler de var.

Din ya da herhangi bir inanç sistemi bir erkek yahut kadın için değiştirilir miydi? (ölümlü dünyada bir faniye bel bağlamak olmaz mı ki bu)

Sevgili Freud ( ve birçok dilden düşmeyen adam farklı şekillerde) “superego”dan bahsetmez mi? Kişinin ahlaki gardiyanlarından yahut meşhur kendini gerçekleştirmiş insandan söz edilip durulmaz mı? (İde ya da basit ihtiyaçlar seviyesine düşmenin insanın sadece hayvani yönü olduğundan). Nefsten bahsetmiyorum zaten o Avrupalı değil.

Avrupa’da ergenlikten çıkma yaşı kadınlar için 25, erkekler için daha ileride tabi☺-hadi söyleyeyim 27- (bir Avrupalı hocamın ağzından söylüyorum bunu, yoksa atmak haddime değil). Peki nasıl çıkılıyor bu ergenlikten? İki anahtar var: özgürlük ve sorumluluk. Kendi sorumluluğunu alabilen ve malum özgürlüğün sınırlarını çizebilen birey, çıktı mı çıkıyor. Yoksa devam da edebilir. Yani kitaplardaki bazı gelişimsel süreçleri tamamlamış olabilmek bir varoluş sebebi olarak gözettiğimiz düşkünlüklerimizi kontrol edebilmeyi gerektirmiyor mu? (Ne uzun cümle)

Cumhuriyet öncesi, sonrası, şu günler yahut bu günler vs vs. Değişen ve dönüşen sevgili küremizde takvimler Batı’da geri kalmış sanırım. Sadece meclis dışı olanlar için işliyor mübarek. Marie Curie yahut Jane Austen’den bahsedebiliyoruz, fakat bu hatunlar toplumlarında ne kadar geneli sembolize ediyorlardı yahut erkek egemen bir toplumla hiç karşılaşmamış hep güllük gülistanlık mı yaşamışlardı?(Bir de 18.-19.yy öncesine gitmiyoruz zaten)

Velhasıl sarma iyidir, tarif biraz ordan burdan duyma fakat %100 çalışıyor, tavsiye edilir. Aman diyim üstünüzü başınızı fazlaca sos etmeyin.

Sonuç mu? Kandil gecesinde oturdum bunları yazdım. Allah cümlemizi affetsin, günahlardan beraat ettirsin.

Deneyenlere de afiyet olsun efendim. ☺

İlahi olan kadına da erkeğe de söylendi muhakkak. Biz de hikayeler uydurduk, kültür koyduk kitabın adını. Prag- Charles Köprüsü. Yine yeni yeniden gidilesi.
Show your support

Clapping shows how much you appreciated Betül’s story.