Gelişine vole

Futbolda bir terim vardır “Gelişine vole” diye. Gol olursa senden iyisi yok. Hatta Kral ilan ederler adamı. Fakat gol olmayıp da o top outa çıkarsa… işte o an kaybol. Hatta en iyisi hiç var olmamış taklidi yap. Demediklerini bırakmazlar maç sonunda. Yok efendim zaten bu çocuk hep bencildi, topu ondan vermeyip de kendi denediler mi. Yoksa o açıdan o topu ben bile atmazdım nasıl yapılır böyle hatalar mı (daha en ağır laflara girmiyorum bile). Uuwww! Sanki beyin ameliyatında bile isteye hastayı öldürdün. Neyse ki bende böyle durumlar olmadı. Mahalle arası ve okulla sınırlı kaldı futbol ile temasım.
Fakat futbolda olduğu gibi hayatın diğer alanlarında da “Gelişine vole” kuralı aynıdır. Tutarsa “zaten hep belliydi canım böyle olucağı”, ama ya bir de tutmazsa…

Bundan dolayı hayatımızı hep planlayarak yaşamamız istenir. Neymiş efendim on adım sonrasını düşünerek adım atmalıymışız. Ben mecbur muyum hayatı satranç gibi yaşamaya?

Neyse, galiba bütün bunlar “Büyünce ne olucaksın?” sorusuyla başlamıştı. Ben bu soruya cevap felan vermezdim daha doğrusu veremezdim. O zamanlar içimden ne geçerdi inanınki bilmiyorum. Fakat çocuklara bu soruyu sormamaya özen gösteriyorum. Zaten biri bana önce olmak ve büyümek kelimelerini açıklamalı. Yaş ilerleyince mi insan büyümüş oluyor? Yoksa boy uzayınca mı? Eğer boy uzayıncaysa ben hiç büyüyemedim demektir. Ve olmak ne? Lisans alınca yüksek lisans var ondan sonra doktora. Bitiş çizgisi neresi? Nereye kadar on adım ötesi? Ölümden önceki sınır nerde? Ya planladığım iki adım yanlış hesaplama sonucu ahiret kısmına düşerse?

Sadece insan olmaya çalışsak olmuyor mu? Hayatı akışına bıraksak. Demlene demlene tadına vararak yaşasak şu hayatı. Olmuyor illa o soruların cevapları hazır bekletilecek. Hatta bir “A planı”yla da yetinemezsin. “Aaa olur mu B’nin hatrı kalır. Hatta sen alfabedeki diğer harfleri içinde plan yaz. Sonra komşunun o çocuğu senden bir harf fazla kullanır kalırsın öyle dımdızlak ortada.

Sadece olmak konusuyla da sınırlı değil. Ne zaman evlenmeyi planlıyorsun? Ne zaman çocuk düşünüyorsun? Ev satın almayı da aklının bir köşesinde bulundurmalısın. Terfi almak için de bir plan yapmış mıydın? Nasıl yaaa senin bir emeklilik planın yok mu? Yok artık ölüm sigortan da mı yok? STOP

Az sakin olun ya. Beni bu sorulara maruz bırakın onca sene sonra ben tez stressine girince “sıkma canını tatlım, tevekkül etmelisin” deyin. Oldu cnm ya inşallah. Ben hayatımı korkmadan, özgürce, her anın kıymetini bilerek yaşarken neden aldınız tevekkülümü? Kalırsınız tabi öyle dank diye. Sonra Tuba sabırsız, uuwww bu kız hiç tevekkül etmeyi bilmiyor.

Bir kaç ay öncesine kadar bu sorulara ciddi ciddi cevap düşünüyordum. Sonra bıraktım ve baktım ki Allah’ın karşıma çıkardıkları benim hayal edebildiklerimden daha iyi. O yüzden boşverin. Allah’a güvenip elimizden geleni yaptıysak. Arkamıza yaslanıp bol bol Hamd ederek geçirebiliriz vaktimizi.

Birileri gelip yine sorucak elbette bu soruları ama bu hayat’ta millet öğüt vermeye bayılır. Yani bu konuda yapıcak bir şey yok en iyisi “yav he he” diyip geçmek. Ne demiş Cem Karaca bile “düştüm mapus damlarına öğüt veren çok olur. Toplasam o öğütleri burdan köye yol olur…”

Sevgilerle,

Tuba