Girişimci Olup Olamayacağını Nasıl Anlarsın?

Duygu Aynur
Jul 22 · 5 min read

7 yıl önce kurumsal işimden bir anda istifa edip kendi işimi kurmaya karar verdiğimde ne “Girişimcilik” kelimesinden haberim vardı ne de beni nelerin beklediğinden. Yıllar içerisinde yürüttüğüm girişimcilik projelerinden, aldığım eğitimlerden, yaptığım koçluk/mentorluklardan elimde kalanlarla şekillendi her şey.

“Girişimcilik” ve “Girişimci” kavramlarının teorik olarak anlamlarına her yerden ulaşabilirsiniz elbette ama ben size birazcık gerçek yaşam deneyimlerimden ve vardığım sonuçlardan bahsedeceğim.

Belki sizin de bir fikriniz, bir hayaliniz var ve yapsam mı, hayata geçirsem mi diye düşünüyorsunuz? Artık biliyoruz ki; fikir bu işin çok ufak bir kısmı ve muhtemelen sizin bulduğunuz fikir dünyada sayısız insanın aklından geçiyor. Peki nasıl anlayacaksınız girişimcilik size göre mi?

Uzun zamandır “Girişimci mi doğulur?” yoksa “Sonradan girişimci olunur mu?” tartışmalarını takip ediyorum ve fark ediyorum ki girişimciliğin belli bir yaşa gelince iş kurmak, kendi işinin patronu olmak gibi kavramlarla eşleştirildiğini görüyorum. Benim kendi görüşüm biraz daha “Girişimci doğulur” iddiasına yakın. Çünkü girişimciliğin belli bir iş kurma yaşına geldikten sonra ortaya çıkan bir şey olduğuna inanmıyorum. Çünkü girişimcilik aslında tam anlamıyla bir ruh, bir karakter biçimi, bir insanın değerlerinin, hayatı yaşama biçimlerinin, aldığı kararların ve olaylara yaklaşma şekillerinin bir bütünü bence.

Daha detaylı açıklamak gerekirse yıllar içinde inşa ettiğimiz, bizi biz yapan özelliklerimizden bazıları öyle önemlidir ki; ancak bu özelliklere sahip olanların gerçekten girişimci olmasını gerektiğini düşünüyorum. Ve evet, herkes girişimci olmamalı, her karaktere uygun olmadığı da aşikar. Bu özellikleri şöyle sıralayabilirim:

Girişimci hayatının her alanında odağını çözüm bulabileceği sorunlara odaklar

Aklınıza sakın bardağın boş tarafını gören, sürekli soruna odaklanan bir kişilik yapısı gelmesin. Aksine dünyayı daha iyi bir yer yapmayı istemeğe, üretmeye, insanlara faydalı bir çözüm bulmaya odaklanmaktan bahsediyorum. Bu öyle bir zihin yapısı ki durdurmak mümkün değil. Evde yaşadığı ailesi olsun, görüştüğü arkadaşları olsun, kendi hayatında yaşadığı engeller olsun hepsine bir proje gözü ile bakıp sürekli çözüm üreten bir yapı. Yani çocukluğunuzdan bugüne kadar dünyaya bu gözle bakmamış, her olanı kabul etmiş veya tam tersi şikayet etmiş ve bu kadarıyla kaldıysanız girişimci ruha sahip olmamış olabilirsiniz.

Girişimci hızlı aksiyon alandır

İçki masalarında konuşulan “Abi şu işte büyük para varmış girsek mi?” fırsatçılıkları ile çok sık karşılaşıyoruz. Dünyada herkesin bir fikri olabilir elbette. Hani derler ya fikir önemli değil, aksiyona bakacaksın, yüzde yüz katılıyorum. Önemli olan sonsuz sayıda fikri düşünmek ve başkalarıyla paylaşmaktan öte, bebek adımı da olsa bir adım atıyor musun, ufacık da olsa bir aksiyona geçiyor musun, buna bakmak. Girişimci denemekten korkmaz ve gördüğü probleme getirdiği çözüm için hızlı aksiyon alır. Evde annenin yaşadığı bir problem için bile yenilikçi bir çözüm geliştirip evde uygulamaya çalıştıysan burada bir sinyal olabilir mesela.

Yıllar içerisinde aklıma türlü türlü fikirler, projeler geldi ve kendimi bu fikir sonrası hemen kısa vadeli bir plan yaparken ve devamında hedef kitleden ilk karşılaştığım kişiyle bunu test ederken buldum. Çoğu zaman daha ilk dakikada fikir çöp oldu, kimi zaman devam etmem için güzel cevaplar aldım. Ama bilgisayar başında işe kafa yormak yerine sahada, gerçek hedef kitle ile fikri, projeyi büyüttüm geliştirdim.

Girişimci varılacak yeri, değil yolu görür

Hayatta her şeyi planlayabiliriz ama yola çıktığımızda genellikle planlar sapar. Girişimcilik aslında bu yolun kendisidir. Sürekli değişen iç ve dış dinamikler doğrultusunda kendini yenileyen, değişimlere adapte olan, fikrine aşık olmaktan öte çözdüğü sorunun kitlesini her zaman dinleyerek gerektiğinde büyük adımlar atan, hep yolda kalan kişidir. Vardım ben istediğim hedefe, bitti artık dediğiniz noktada motivasyonunuz da hızlıca düşmeye başlayacaktır. Çünkü aslında hayat da öyle değil midir, yani başlı başına bir girişimcilik macerası. Sadece hayatımız da bir girişimcilik projesidir. Hayallerimiz vardır, bazen ulaşırız ve sonra peki şimdi ne olacak der, yeni hedeflere koşarız. Ya da bazen ulaşamayız ama yolun kendisini yürüdükçe karşımıza hiç beklenmedik yeni şeyler çıkar ve yeni yerlere ulaşmaya çalışırız. Bu sırada da hep yolumuzda yürümeye devam ederiz.

Girişimci akıllı riskler alır, çünkü bir planı vardır

Kurumsal çalıştığınız işinizden bir anda istifa edip riske attığımız gelirimizi, konfor alanımızı bırakmak sanki süper cesaretli bir şeymiş ve girişimci böyle olmalıymış gibi bir algı da var gördüğüm kadarıyla. Oysa girişimci bir anda hayatındaki her şeyi bırakıp plansız kör bir şekilde yola çıkan değildir. Kurumsal işinde bile çalışıyor olsa, boş zamanlarında tutkuyla yaptığı hobilerinin, zaman harcadığı ilgi alanlarının, çok iyi olduğu güçlü özelliklerinin farkındadır ve bunların üzerinden yürür. Kafasında az çok nasıl bir şey yapabileceğine dair (yapmak isteyeceği demiyorum özellikle) bir kendini bilmişlik vardır. Belki 5 yıllık plan yapamaz ama önümüzdeki 6 ay-1 yıl gibi bir sürede neler yapabileceğini, bunu nasıl finanse edebileceğini planlar ve buna göre akılı riskler alır. Yola çıktığında da planlarını değiştirmeye ve tekrar yola çıkmaya cesaret eder.

Ve evet, siz hayatınızda hiç risk almadıysanız, hep güvenli bölgede olmayı seçtiyseniz, hayatı garantiler üzerinden yaşamaya meyilliyseniz girişimcilik size pek iyi gelmeyecektir.

Girişimci projelerini kendi deneyimlerinden yaratır

Yine bu noktada mesela, hiç kurumsalda çalışmamış bir öğrencinin bir kurumsal şirket için bir proje üretmesinin ya da sadece bir konuya uzaktan ilgi duyuyor diye hiç anlamadığı bu alanda spesifik bir girişim kurmasının zorlukları olacaktır. Oysaki girişimci birebir yaşadığı kendi problemlerinden ya da deneyim elde edebileceği, rahatlıkla ilişki kurabileceği sürekli karşılaştığı çevresinin problemlerine odaklandığında hem başarı olasılığını çok arttırır hem de zamandan ciddi anlamda tasarruf eder.

Girişimci gerçeğe ve pazara odaklanır, fikrine değil

Kendinize göre muhteşem bir fikriniz olabilir ama hedef kitlenize göre de bu fikir gerçekten o kadar muhteşem midir, tartmak lazım. Üniversitedeki derslerimde de klasik hep üzerinde durduğumuz ve bunların cevaplarının evet olmadan herhangi bir projeye bence başlamamamız gereken 4 soruyu sormak ve bunların cevaplarını tarafsızca araştırmak gerekiyor. 1) Hitap ettiğim hedef kitlenin pazarı büyük mü? 2) Bu hedef kitle için çözmeye çalıştığım sorun büyük mü? 3) Bu sorun gerçekten hedef kitlem için öncelik mi? 4) Hedef kitlem bu sorunun çözümü için para ödemeye razı mı?

Daha ilk aşamada bile bu sorularının cevaplarına göre fikrimiz değişebilir, hatta verilen cevaplardan yepyeni çözümler ve projeler ortaya çıkabilir. Yeter ki biz gerçekten karşımızdakini duymaya, aktif dinlemeye gönüllü olalım ve kendi fikrimizi empoze etmeye, sadece kendi inançlarımızla başkalarını manipüle etmeye çalışmayalım.

Girişimci tutkuludur

Tutku kelimesini çok seviyorum ve girişimciliğe çok yakıştırıyorum. Kendinizi bu kelimeye eğer yakın bulmuyorsanız girişimcilik size keyif vermeyeceği gibi sıkıntı haline de gelebilir. Tutku o kadar içgüdüsel bir şey ki, sonradan kazanılacağına çok zor inandığım bir değer. Tutkulu insanı hemen tanırsınız, az biraz sohbet etmeniz yeterlidir. Bir yenilikten, bir projeden, kendi hayatıyla ilgili yaptıkları ve yapmak istediklerinden konu açıldığında sanki bir sahnedeymişçesine konuşmaya başlar. Heyecanını her an hissedersiniz. O enerji, o dinamiklik size öyle bir geçer ki, bu insan ne yapsa peşinden gidilir dersiniz.

Şimdi nasıl düşünüyorsunuz? Girişimcilik size göre mi? Cevabınız evetse harika, çünkü girişimcilik muhteşem bir şey bence. Kendi kararlarınızla güne uyanmak, topluma insanlığa faydalı bir şeyler yaptığınızı bilerek yastığa kafanızı koymak, üretme arzunuzun şekil bulması kadar girişimci ruha iyi gelen bir şey yok…

Biz de C-Level olarak kendi girişim projelerimizi üreterek, yeni pazarlara, yeni hedef kitlelere ulaşarak ya da kurumsal şirketlerin projelerine içimizdeki girişimci ruhla hizmet vermeye çalışıyoruz. Aynı zamanda girişimi olan, ama teknik ekibi olmayan veya yetersiz olan girişimciler bize ulaştıklarında da her zaman destek vermeye çalışıyoruz. Katkı sağlamak, yenilik yaratmak ve üretmek bizi en çok motive eden şeyler. Girişim dünyasına bolca katkımızın olacağına, kurumsal şirketlere de yenilikçi projelerle girişimci ruhumuzu katacağımıza ve fayda sağlayacağımıza, buradan beslenerek gelişeceğimize büyüyeceğimize inanarak yolumuza devam ediyoruz.

ClevelTeam

Teknoloji, Girişimcilik, Proje Geliştirme

    Duygu Aynur

    Written by

    ClevelTeam

    Teknoloji, Girişimcilik, Proje Geliştirme

    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade