Akvaryum Filtresi Nedir, Nasıl Çalışır?
Diyelim ki bir akvaryum kurmak istiyorsunuz, ya da çoktan bir akvaryum aldınız. Nelere ihtiyacınız olduğu konusunda ufak bir araştırma yaparsanız hemen ilk sırada bir filtreye ihtiyacınız olduğunu göreceksiniz. İşte tam bu anda, gözünüz korkabilir, ama korkmasın.
Peki nedir bu filtre? Ne işe yarar, nasıl çalışır merak ediyorsanız, buyrun…
Çoğunlukla hobiye yeni başlayanların gözünü korkutan bir iştir filtre edinmek. Hatta “onun sadece filtresi bilmemnesi dünya iş, dünya para” diye söylenen aile büyükleriniz veya dostlarınız sizi korkutabilir, ancak bu söylentilerin sadece birazı doğrudur. Gelin açıklayalım.
Filtre’nin kelime anlamı süzgeç demek. Yani akvaryum tankınızdaki suyun belirli bir miktarını, belirli bir süre içerisinde süzer ve tankın içerisine geri verir. Fakat bu aletin sadece kelime anlamını düşünerek yargıladığımızda yanılırız, zira filtreler suyu süzerek temizlediği gibi, kimyasal bir işlemi de başarıyla yerine getirerek suyunuzun içerisinde bulunan, gözle görünmeyen bazı zararlı maddeleri de sudan arındırırlar.

Nasıl Çalışırlar
Filtreler suyu süzdükleri haznelerinde belirli malzemeler barındırırlar. Bu malzemelerin üzerinde belirli bir süre sonunda yararlı bakteriler oluşur. Bu bakterilerin görevi ise kimyasal olarak bakıldığında biraz karmaşıktır,
Akvaryumda Azot Döngüsü yazısında daha detaylı okuyabilirsiniz.
Sağlıklı çalışan bir akvaryumun içerisinde bulunan tüm yüzeylerde yararlı bakteriler oluşur ve çoğalır. Bu yüzeylere akvaryumunuzun camı, eklediğiniz kum ve dekorlar, taşlar, ağaçlar hatta plastik oyuncaklar da dahildir. Bu bakteriler bulabildiği her yüzeye tutunup yaşamaya ve çoğalmaya çalışırlar. Yeterince yararlı bakterinin oluşması durumunda akvaryumunuz sağlıklı bir biçimde çalışmaya başlar.
Ancak burada söylemeye çalıştığımız kilit nokta ise “yeterince yararlı bakteri oluşması durumunda” kısmıdır. Çünkü bunu sağlayabilmek için çok büyük yüzey alanına sahip olmanız gerek, ki bunu da filtreler yardımıyla sağlarsınız. Filtre içerisine eklediğiniz sünger, seramik malzemeler, lav taşları ve kırıkları, ve bunun gibi birçok malzemenin yüzey alanları çok geniştir. Bakteriler için bir cennet haline gelen bu malzemeler sayesinde akvaryum içerisinde ihtiyacınız olan dengeyi kurmanız mümkün.
a. Mekanik Filtreleme:
Akvaryumdan alınan suyun filtre içerisine girerken, filtre malzemelerine değmeden önce mekanik olarak süzüldüğü bölümdür. Burada genellikle polyester dolgu malzemesi kullanılır, ve su ile birlikte gelen yem artıkları, balık dışkısı, kum ve benzeri pislikleri tutarlar. Bu bölüm filtrenin sağlıklı bir şekilde biyolojik filtreleme yapması için hayati önem taşır. Zira birazdan anlatacağımız seramik malzeme üzerinde bulunan bakterilerin amonyağı ve nitriti parçalayabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır, ve kaba pisliklerin bu yüzeyleri kapatması sonucu bakteriler nefes alamaz ölürler. Bu nedenle kaba pisliklerin tamamı diğer yüzeylere gelmeden önce tutulması gerekmektedir.
b. Biyolojik Filtreleme:
Mekanik filtreleme aşamasından sonra akvaryum tankı içerisinden alınan, oksijene ve amonyağa doymuş olan suyun bakterilere ulaşması ile işlem başlar. Bu bölümde genellikle seramik, lav kırığı taşlar, bioball adındaki toplar veya piyasada satılan yüzey alanı geniş diğer malzemeler kullanılır. Suyun filtre malzemelerine ulaşmasıyla bakteriler görevlerini yerine getirerek amonyaktan ve nitrit’den arındırılmış, oksijeni tükenmiş olan suyu geri verirler, ve filtre bu suyu tekrar akvaryum içerisine gönderir. Buna biyolojik filtreleme denir.
c. Kimyasal Filtreleme:
Bu bölüm akvaryumlarda çok sık kullanılmaz, veya ihtiyaç duyulmaz. Akvaryumunuza eklediğiniz suyun ağır metaller ve kimyasal maddeler içermediğini varsayarsak, kimyasal filtreleme yapmanıza gerek yoktur. Bazı hastalık durumlarında kullanılan metilen mavisi, antibiyotikler ve diğer ilaçları sudan temizlemek için kullanılan bu bölümde sıklıkla aktif karbon kullanılır. Eğer filtrenizde aktif karbon bulunuyorsa, ve su değerleriniz normalse karbonu çıkarıp yerine biyolojik filtreleme malzemesi ekleyebilirsiniz.
Çeşitli filtre tipleri vardır, bunlar:
- iç filtreler
- dış filtreler
- sump’lar
olarak üç gruba ayırabiliriz. Her bir çeşidin farklı özellikleri, avantajları ve dezavantajları mevcuttur.
İç Filtreler
Çevremizde sıklıkla gördüğümüz, belki de en yaygın kullanıma sahip filtrelerdir iç filtreler. Bunun en büyük nedeni ise ucuz olmalarıdır. Çeşitli markalarda bulabileceğiniz bu filtrelerin fiyatları 20₺ ile 150₺ arasında değişmektedir. En ucuzundan en pahalısına tümü aynı prensiple, aynı filtre malzemesiyle çalışır: sünger.
Haznesinde barındırdığı sünger ile hem biyolojik hem de mekanik filtreleme yapan bu filtreler 50 litreye kadar olan tanklarda başarılı olsalar da, hacim büyüdükçe yetersiz kalırlar. Kolay temizlenmeleri bir avantajken, en büyük dezavantajı ise hacimlerinin küçük olması, az bakteri tutmaları ve tankınızın içerisinde bulunmalarıdır. Hem yetersiz temizlik sağlarlar, hem de sade bir görüntü kazanmaya çalışıyorsanız içeride kalabalık yaratırlar. Ayrıca su hacminizden ve balıklarınızın yüzme alanından çalarlar. Çok tavsiye etmesek de, küçük hacimli bitkili bir akvaryumda sadece suya oksijen sağlamak ve sudaki besinlerin eşit dağılımını sağlamak için kullanılabilir.

Dış Filtreler
Dış filtreler ve sump’lar aslında benzer şekilde çalışırlar. Akvaryumunuzun dışında, genellikle bir dolap içerisinde bulunur ve tüm filtreleme işini dışarıda gerçekleştirirler. İç filtre bölümünde anlattığımız gibi aynı prensiple çalışır. Amonyak ve oksijene doymuş olan suyu emiş borusu yardımıyla kendisine çeker ve yolculuk başlar. İç filtreden farklı olarak dışarıda bir kova içerisinde farklı sayılarda tepsileri vardır. Her bir tepsi üzerinde farklı bir filtre malzemesi koyarak filtreleme işini en yüksek seviyeye çıkarabilirsiniz.

Su, filtre kovasının alt bölümünden veya üst bölümünden girer. Öncelikle mekanik filtreleme yapılması gerekmektedir. Bunun için suyun giriş yönüne göre ilk tepside polyester dolgu malzemesi ve sünger kullanılır ve tüm katı atıklar burada süzülür. Mekanik olarak süzülmüş su biyolojik filtrelemenin yapılması için bir sonraki tepsiye gelir. Burada sünger, seramik, veya her ikisinin bulunduğu malzemelere değerek yararlı bakterileri amonyak ile besler, ve oksijeni azalır. Bir başka tepsinin daha biyolojik filtreleme malzemesiyle dolu olması, oluşan nitrit’i de tekrar parçalanarak nitrat’a dönüşmesini sağlar ve sudaki oksijen tamamen biter. Son tepside ihtiyacınız olduğu sürece kimyasal filtreleme yapabilir, veya bu bölümü de biyolojik filtrelemeye ayırabilirsiniz. Dış filtreler iyi bir marka tercih edildiği sürece genelde güvenilirlerdir. Ancak unutulmamalıdır ki kullanım şeklinize göre filtrenizin temizliğini ayda bir, veya iki ayda bir yapmanız gerekmektedir. Bu işlem bir çok akvariste zahmetli gelir ve göz ardı edilir. Özellikle yeterince bilgi sahibi olmadığımız zaman, yüksek ücretler ödeyerek edindiğimiz bu filtrelerin markasına güvenerek hiç temizlik yapmamız gerekmediğini düşünebiliriz. Ancak bu durum doğru değildir, filtrelerimiz gözden uzak, gönülden uzak olmamalıdır. Tankınızın içerisindeki emiş borusunun üzerinde bir sünger yoksa, sudaki tüm katı atıkları da filtre içine emiyorsunuz demektir. Belli bir süre sonra buradaki polyesterin gözenekleri dolacak ve su akışını yavaşlatacaktır. Bazı durumlarda da polyester eskir ve işlevini yerine getirmediği takdirde biyolojik filtre malzemeleriniz katı atıklar ile boğulacaktır. Bu durumda oksijene ihtiyacı olan yararlı bakterileriniz ölecek, ve filtreniz çalışmayacaktır. Bu durumu anladığınızda herşey için çok geç olabilir, zira bir gün kalktığınızda balıklarınız ölmüş olabilir. Genellikle bu durumlarda “balıklarım durup dururken öldü” paylaşımları yapılıyor. Balıklarınızın sağlığını kaybetmesi tamamen filtreniz ile ilgili olmasa bile, büyük çoğunlukla ilk bakılması gereken yer burasıdır.
Sump’lar
Sump kelimesi ingilizce olup, anlamı bir mağaranın çukur noktasında toplanan su anlamına gelmektedir. Akvaryumlarımızda kullanılan bu sistem de benzer şekilde çalışıyor. Genellikle akvaryumun altında bir dolap içerisinde kurulan ikinci bir akvaryum düşünün. Bu akvaryum içerisinde bir üstte anlattığımız dış filtredeki tepsiler gibi, çeşitli odacıklar bulunur. Her bir odacık suyu ya alttan, yada üstten bir diğer odacığa zorla geçirerek suyun tüm filtre malzemelerine değmesi sağlanır. Prensip aynıdır, giren su mekanik filtreleme yapılır, sonrasında biyolojik filtre gerçekleştirilir.

Bazı sump’larda ayriyetten bir refugium kurulabilir. Bu kısımda akvaryumunuzda yaptığınız gibi dibe kum konur, ve çoğunlukla bitki yetiştirilir. Bitkiler biyolojik filtreleme sonrası oluşan nitratı kullanırlar ve suyu temizlerler. Bu bölümde oluşturulan kumun çok derin olması bir başka filtreleme şekli ortaya çıkarır. “Deep Sand Bed” adı verilen bu teknik ile kum derinleştikçe farklı bir tür bakteri ortaya çıkar. Bu bakteri türünün oksijene ihtiyacı olmaz, karbondioksit tüketir ve ortaya çıkmış olan nitratı, nitrojen (azot) gazına dönüştürür. Bu gaz su yüzeyine çıkıp sonrasında havaya karışır, ve zararsızdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu ise suyun oksijene doymuş değil, karbondioksite sahip olması gerek. Bunu da, suyun refugium’a gelmeden önce biyolojik filtre işlemini tamamlamış olması ile sağlayabilirsiniz.
Sump’ların dış filtrelerden farkı ise filtreleme işleminin çok geniş bir alanda yapılıyor olması, ihtiyaç doğrultusunda bakterilerin oluşması için büyük alan sağlanması, ve akvaryumunuzun su hacminin artması olabilir. Ayrıca kapalı bir kutu olmadığı için tüm filtre malzemelerini açıkta görüyor olmanız sizin için çok daha sağlıklı olabilir. Sump’ın çalışmaması durumunda koku yaymaya başlar, filtre malzemeleri gözle görülür şekilde kirlenmiş olur, ve acil müdahale gerçekleştirebilirsiniz.
Akvaryumda filtreleme nasıl olur, ve filtre çeşitleri hakkında bilgi vermeye çalıştık. Ancak atladığımız, veya merak ettiğiniz farklı konular var ise lütfen bize ulaşın, veya altta bir yorum bırakın.
Okuduğunuz için teşekkürler.


