2018 Seçimleri Hakkındaki Düşüncelerim

Bir sohbet sonrası hazır zihnimdekileri toplamışken, seçim ve sonucu hakkındaki düşüncemi not düşeyim.

Evet, demokrasinin gereği olarak halkın istediği oldu. Ve evet (benim de desteklediğim) Saadet Partisi de kaybetti.

Ama halkın seçimi yasal olarak geçerli olsa da; haklı olan ve haksız olan bana göre değişmedi. Yanlış yapan, daha fazla yanlış yapmak için gerekli izni ve cesareti buldu.

Erdoğan, tüm yanlışlarına rağmen kazandı. Ve artık görüyor ki, ne yapsa seçilecek. Eskiden seçilmek için bile olsa, doğru olan şeyleri yapmak zorunda kalıyordu. Şimdi canı ne isterse onu yapacak gücü ve cesareti var.

Bugün Erdoğan yanlış bir karar alsa, onu durdurabilecek; hatta durdurmayı geçtim, bu yanlış diyebilecek en ufak bir mekanizma yok, en ufak bir güç yok… Mahkeme yok, adalet yok, hesap vermek yok. Böyle olacak diyecek ve olacak.

Her şeyin “bir kişinin iki dudağı arasında” olduğu, hakim ve savcıların yukarıdan gelen talimata göre iddianame hazırlayıp hüküm verdiği bir sistemde, hayat şartlarının ne kadar iyi olduğu benim için önemli değil. Erdoğan bugün en absürt bir şeyi dahi buyurduğunda onun hikmetlerini saymak için sıraya girecek bir güruh ve medya mevcut. Kişiliksiz, sadece tabi olan, aklı olan ama kullanmayan, aklını kullanmak isteyenleri küçümseyen ve suçlayan bir mahallemiz (!) var artık.

Sistemi düzeltmek yerine, bozuk bir sistemle tüm yetkiyi tek bir kişiye verdik. Benim için adalet yoksa gerisi önemsiz. Ve Erdoğan, bana göre adil bir yönetici değil. Benim için bu kadarı yeterli.

Ben hukukun üstünlüğünü, özgürlükleri ve insan haklarını savunuyorum. Kimsenin “esas büyük kavgasına” inanmıyor ve ilgilenmiyorum.

Olaya İslami referanslarla bakan arkadaşlarımın zihinlerindeki tutar(lı/sız)lığı ise kavramakta zorlanıyorum. İslami kesim, “yanlış yaparsan seni kılıçlarımızla düzeltiriz” şiarından fersah fersah uzakta görünüyor. Bu maraz, inanç olarak genlerde işli diye düşünüyorum. Bu ümmet (!) yıllar boyu “Ümeyyeoğullarını” taşımış başında; Erdoğan’ı hayli hayli taşıyacaktır.

Siyerden analoji yapmak biraz sıkıntılı, kabul ediyorum. Ancak ne kendi kılıcıma (oyuma) adalet vehmediyorum, ne de başkalarını terbiye etme amacım var… Sadece adil olmadığına inandığım yöneticinin değişmesi gerektiğine inanıyorum. Daha iyi bir alternatif ortada yok diye, adil olmayana daha fazla kredi verilmesini doğru bulmuyorum. Kimsenin “ordusuna” katılmadım… Oy vererek bir orduya katılma düşüncesine temelden karşıyım zaten. Benim için Erdoğan herhangi bir parti lideri sadece.

Bugün yapılan tek tipleştirme, haksızlık ve keyfi düzenlemelerden; kendi istek, beden ve mahallelerine dokunmadığı için memnun olanların, hak, adalet ve empati gibi kavramları yeniden irdelemeleri gerektiğine inanıyorum. Bir gün bu devran değiştiğinde, en çok ihtiyaç duyacakları kavramlar bunlar olacak.

Not: Erbakan’ın vefatından sonra Saadet Partisine hiç oy vermedim. Cumhurbaşkanlığı referandumuna kadar da Ak Parti’yi desteklemiş birisiyim.