Almanya Mavi Kart Çalışma Vizesi

Almanya'nın güneyinde, Baden-Württemberg eyaletinin tuna nehri sınırındaki Ulm şehrine doğru olan “mavi kart” hikayemizdir…

Hedef Ulm

İnternet'te mavi kart / çalışma vizesi hakkında bir çok içerik bulunmakta. Bazı kaynaklarda kısmen yanlış bilgilerin yer alabildiğini gördüm. Bazı kaynaklar ise, tarih olarak eski kaldığından, güncel olmayan bilgiler içerebiliyor. Öncelikle, bu konuda benim faydalandığım kaynakları paylaşmak istiyorum. Sonra da, birinci elden kendi deneyimlerimi özetleyerek, bu konuda merak içinde olan diğer kişilere faydalı olabilmeyi umut ediyorum.

Ben “alaylı” bir bilgisayar programcısıyım. Dolayısı ile anlatacaklarımın çoğu kendi mesleki alanıma dair bilgiler içerecek. Diğer meslek grupları için farklı olabilecek durumlar hakkında maalesef bilgi sahibi değilim.

Ayrıca başlamadan önce (diğer blog yazarlarının yaptığı gibi) uyarıda bulunayım. Almanya’da çalışmak, vize, mavi kart vb. hiç bir konuda hiç bir danışmanlık hizmeti vermemekteyim. Buradaki içeriklerin doğruluğunu yüzde yüz garanti edemem. Sadece, yazının altına yapacağınız olası yorumlara elimden geldiği kadar yanıt vermeye çalışacağım. Buradaki anlatılanlara dayanarak yapacağınız tüm iş ve işlemlerin sorumluluğu tamamen size aittir.


Kendi Başvuru Sürecimde Faydalandığım Kaynaklar

  • En sağlıklı ve kapsamlı metin Elçin Hanım’ın blog yazıları
  • Bazı şeyler benim tecrübelerimle örtüşmese de, Kerem Bey’in yazısı da oldukça faydalı
  • Kerem Bey’in asıl kıymetli yazısı “Neden Geri Döndüm”; kendisi vize alıp gitmiş ve vazgeçip geri dönmüş birisi. Almanya’da çalışma kararınızı sorgulamak için bu yazıyı okumanız tavsiye edilir.
  • YolKure blog sayfasındaki yazı da oldukça sade ve açıklayıcı

Resmi Kaynaklar ve Uzak Durulması Gereken Yerler

Almanya için yasal ve en kesin bilgileri içeren site “ Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi” web sitesi.

Çok net biçimde; mavi kart almanız için sizden kayıt olmanızı, para ödemenizi isteyen tüm site ve kişilerden uzak durunuz. Mavi kart sisteminin herhangi bir web sitesi bulunmuyor. www.apply.eu gibi sonu .eu ile biten sitelerin hiç birisi resmi site değildir.


Almanya’da İş Bulmak

Bu konuda maalesef detaylı ve doyurucu bir bilgi veremeyeceğim. Eğer Almanca veya İngilizce bilginiz yeterli düzeyde değilse, Almanya’da bir iş bulmanız pek olası değil. Ben çok a-tipik bir şekilde zayıf İngilizce ve hiç olmayan denebilecek bir Almanca ile iş buldum; ama şartlar çok fazla “kendisine özel” idi. Doğum yerim Almanya. Ve doğduğum şehirde tekrar yaşamak hayalim vardı. Linkedin üzerinden bir iş bağlantısı sağlamak ve bunu olgunlaştırmak 2 yıldan fazla vaktimi aldı. Eğer yabancı dil bilginiz çalışmaya el verecek düzeyde ise ve benim gibi yazılım geliştirme alanında iseniz, en sağlıklı iş bağlantısı platformu yine Linkedin olacaktır. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için Elçin Hanım’ın Avrupa’da İş Bulmak sayfasını okuyabilirsiniz.

Linkedin profilinizi hazırlarken, farklı diller için ayrı ayrı içerik oluşturmanızın da önemli olduğuna inanıyorum.
https://www.linkedin.com/in/huseyinyigit/?locale=en_US
https://www.linkedin.com/in/huseyinyigit/?locale=de_DE

Yukarıdaki gibi, farklı diller için farklı içerikler oluşturduktan sonra, profilimin ziyaret oranında belirgin bir artış oldu. Ziyaret edenlerin çoğu da İK yetkilileri (recruiters) olmaya başladı.


Yurtdışında Yaşama / Çalışma / Dil Eğitimi Kararı

Benim karar hikayem yabancı dil eksiğimi tamamlamak temasından başladı. Önümdeki seçenekler; mevcut işimde home office olarak çalışarak yurt dışı dil kursuna gitmek, mevcut iş yerimle anlaşarak Ankara Antlaşması kapsamında İngiltere iş vizesi almak veya iş yerimden istifa ederek yurtdışında bir iş bulmak idi.

Bu noktada zihninizde kararınızı netleştirmenizin önemli olduğuna inanıyorum; amacınız sadece pratik dil eğitimi mi, global bir firma sahibi olmak mı, yoksa tası tarağı toplayıp orada bir firmada çalışmak mı? Ben sonuncusunu tercih ettim.

Benim doğum yerimin Almanya olması sebebiyle tekrar doğduğum şehirde yaşama ve çalışma isteğim hep vardı. İngilizce öğrenmek için Almanya bir tezat gibi dursa da, yaşayarak ve çalışarak hem İngilizce pratik eksiğimi giderebileceğime, hem de (mecburi olarak) Almanca öğrenebileceğime kanaat getirdim.


İş Sözleşmesi

Mavi kart almanızı sağlayacak şey iş sözleşmenizdir. Doğal olarak en temel faktör de maaş. Maaşınız 2018 yılı için en az brüt 52.000 € olması lazım. Eğer “kıtlık” yaşanan; yani yoğun iş gücü açığı olan mesleklerden birisini icra edecekseniz, bu rakam yıllık brüt 40.560 € olabilir. Bilgisayar programcılığı / yazılım geliştirme bu meslek dallarından birisi durumunda. Net biçimde 52.000 € brüt maaş içeren sözleşme ile vize almanız daha kolay olacaktır; çünkü 40.560 € olması durumunda bir çok ek onayın beklenmesi gerekiyor.

Bu yazıya 2018 yılından sonra erişecek kişiler için mutlaka güncel rakamları öğrenmelerini tavsiye ediyorum.

Eğer (benim yaptığım gibi) sözleşmeniz yılın ilk aylarında yapılıyorsa, kazara mavi kart için gerekli minimum değerin altında kalmamaya da ayrıca dikkat edin. Limitin 1 € bile altında iseniz, mavi kart almaya hak kazanamazsınız. Çalışma vizeniz çıkabilir; ama mavi kartın avantajlarından faydalanamazsınız. Örneğin; eşiniz için A1 Almanca bilgisi şartı gerekir ve 21 ay sonra kalıcı oturma izni almanız mümkün olmayabilir.

Benim işverenim, bu konuda Almanya’da maalesef net bir yanıt almakta zorlandı. Bir kaç farklı birim, farklı farklı rakamlar söylediler. Kurumsal web siteleri dahi Ocak ayı sonu gelmesine rağmen güncel değildi. Dolayısı ile ilk sözleşmem 2017 yılı mavi kart alt limiti ile geldi. Ama sonradan (aşağıda detaylı bahsedeceğim) konsolosluk çalışanlarının özverili katkısı ile ikinci bir randevu alarak, sözleşmedeki rakamı mavi kart şartlarına uygun olacak şekilde yeniledik.

Güncel rakam için, yukarıda da bahsettiğim “ Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi” web sitesini kontrol edebilirsiniz. En güncel bilgi orada duyurulmaktadır.

Sözleşmenin, ıslak imzalı orijinal kopyasının Almanya’dan gelmesi ile uğraşmayın. İlk başta biz de o şekilde yapmayı düşünmüştük; ancak diğer bloglarda yer alan tavsiyeye uyduk ve bu konuda bir sorun çıkmadı. İşverenim, sözleşmenin ıslak imzalanmış halini taratıp gönderdi. Ben de burada renkli çıktı alıp, kendi kısmını imzaladım. Bu bilgiyi de başvuru sırasında belirttim. Herhangi bir sorun çıkmadı.

Sadece sözleşmeyi imzalarken siz de benim yaptığım gibi “imza atılan yer” olarak Almanya'daki şehrin adını yazmayın. Ulm, … olarak imzalamıştım. İstanbul, … olarak değiştirmek zorunda kaldım. Realite ne ise onu istiyorlar. Aynı şey (aşağıda bahsedeceğim) vize başvuru formu için de geçerli. Hangi şehirdeki konsolosluktan işlem yapacaksanız, o şehrin adı ile ve randevu gününüzün tarihi ile imzalayın formu.

Sözleşmeye dair son husus, süre. Bloglarda mümkün olduğu kadar süresiz veya uzun süreli iş sözleşmesi yapılması tavsiye ediliyor. Yukarıda mavi kart limiti sebebiyle yenilediğim ilk sözleşmem 1 yıl süreli idi. Vize başvuru formunda, planlanan gidiş tarihimi yazmış, planlanan geri dönüş kısmını boş bırakmıştım. Eğer sözleşme süreli ise, konsolosluk görevlileri geri dönüş kısmını, iş sözleşmenizin süresine göre dolduruyorlar; haberiniz olsun. Sözleşmemin ikinci versiyonu süresiz olarak düzenlendi. Böylece vize ve devamındaki mavi kart işlemlerinde olabilecek bir süre konusunu dert etmemize gerek kalmadı. Eğer iş sözleşmeniz süresiz ise, mavi kart 4 yıllığına düzenleniyor.


Mavi Kart Sürecinin Başlangıcı: Alman Ulusal Vizesi

Bu konu ile ilgili tüm yazılarda bu bilgi var, ama tekrar edeyim. Aslında mavi kart başvuru işlemleri sadece Almanya’dan yapılıyor. Ama bunu yapabilmeniz için de öncelikle Türkiye’de iken “Alman Ulusal Vizesi” almanız gerekiyor. 90 gün ve üzeri Almanya’da kalmak ve çalışmak için gerekli vize türü budur. Türkiye’de, mavi kart kapsamında çalışmak için gerekli niteliklere sahip olduğunuzu belirterek, önce ulusal vize alıyorsunuz. Sonra Almanya’ya gidip ikamet, banka hesabı ve 3 aylık maaş bordrosu işlemlerini hallederek, mavi kart sürecinizi orada tamamlıyorsunuz.

Bu vize 3 ila 6 aylık verilebiliyor. Bir çok kişinin farklı farklı geri bildirimleri olmuş. Sürenin neye göre belirlendiğini şu anda bilmiyorum. Bir kişi, maaşının mavi kart limiti altında kaldığını ve vizenin 6 aylık verildiğini yazmış. Benim vize 6 aylık olarak geldi. Önemli olan, vize süreniz bitmeden Almanya’daki mavi kart sürecini tamamlamanızdır.

Bu konuyla ilgili olabilecek diğer bir şey de, pasaportunuza basılan vizenizde ne yazdığı. İnternette gezinen mavi kart vizesi verilmiş bazı pasaportlarda açıkça “Blaue Karte” yazdığı görülüyordu. Benim vizem de Blaue Karte EU ifadesi ile geldi. Ayrıca sözleşme yaptığım firmanın adı da yazıyordu.

Yakın zamanda ailemden yapılan başka bir mavi kart vize başvurusunda pasaport üzerinde ise bu ifade yoktu. Acaba mavi kart kapsamında olmadı mı endişesi de oluştu bu yüzden. Sonradan oturum izinleri de maalesef mavi kart kapsamında olamadı. Benim anladığım; Vizenizde Blaue Karte EU ifadesi var ise, bu bir nevi pre-approval durumu oluyor.


Vize Başvuru Randevusu ve Evrak Hazırlama

Vize konusunda yapılacak ilk işlem randevu almanız olacaktır. Randevu sadece iData üzerinden verilmekte. Güncel bilgiler için iData web sitesini mutlaka inceleyin.

0850 460 84 93 numaralı telefondan randevu aldım. Numarayı ararken, pasaportunuz elinizin altında olsun; numarasını söylemeniz gerekecek. Randevu almak için gerekli ücret kişi başı 7,8 € idi. Bu ücreti telefonda kredi kartı bilgilerimi vererek ödedim. Kartınızdan güncel kur üzerinden TL karşılığı çekiliyor. Eşim ile birlikte başvuru yapıyor olduğum için “çift kişilik” müsait saat tespiti için biraz süre harcadık telefonda; sağ olsunlar oldukça sakin ve yapıcı bir başlangıç görüşmesi ile yardımcı oldular. Benim için ulusal vize, eşim için ise aile birleşimi vize randevusu oluşturuldu.

Başvuru evrakları, telefonda belirttiğim e-posta adresine gönderildi. Bu dokümanları paylaşmamın uygun olmadığını düşünüyorum; çünkü sizin başvuru koşullarınız veya tarihinize göre farklı bir evrak grubu iletilecek olabilir. Yine de bizim için iletilen gerekli evrak listesini de aşağıda paylaşacağım. Başvuru sırasında mavi kart konusunu mutlaka belirtmelisiniz; evrak listesi ona göre geliyor.

Sözleşmeyi yapan ve eş için gerekli evrakları ayrı ayrı listeledim. Burada yer alan evrakların dışında, başka hiç bir şeye gerek olmadı. Adli sicil kaydı, ikametgah belgesi, sigorta dökümü, banka hesap ekstresi, tapu vb. hiç bir şey gerekmiyor. Götürseniz dahi bakmıyor ve almıyorlar. Size gönderdikleri listede ne varsa, sadece o evrakları hazırlayın, yeterli.

Tercüme edilmesi gereken şeyleri de ayrıca belirteceğim.


Sözleşmeyi Yapan Kişi İçin Gerekli Evraklar

  • Almanca dilinde eksiksiz olarak doldurulmuş ve başvuru sahibi tarafından imzalanmış 2 adet başvuru formu: Her iki nüsha da el yazısı ile doldurulacak. Formun üzerine Türkçe hiç bir ifade yazmayın. Almanca olarak doldurmak için Google Translate bile yeterli olacaktır. Fotokopi çekmenize gerek yok.
  • İkamet Yasasının 54. maddesine göre başvuru sahibinin el yazısıyla imzalanmış 1 adet açıklama yazısı: Bu evrak başvuru formunun son sayfası aslında. Standart bir Almanca metin var. Sadece altına imza atıyorsunuz. Başvuru formunun son sayfası diye bunu da 2 nüsha olarak imzaladık ama sadece 1'er tanesi alındı. Fotokopi çekmeniz gerek yok.
  • Pasaportunuzun aslı ve 2 tane fotokopisi: Mümkünse yarım A4 (A5) fotokopi çektirmeyin; A4'e çektirmeniz daha iyi. A5 fotokopiyi konsolosluk çalışanları A4'e zımbalamak zorunda kalıyorlar sonra.
  • 3 adet vesikalık fotoğraf. Biometrik ve güncel olması zorunlu. Başvuru formunda 2 fotoğraf yazar. Üçüncü fotoğraf tarayıcıda geçirilip size geri verilecektir. Diğer 2 fotoğraf ise görevli tarafından başvuru formlarına zımbalanacak.
  • Mesleki gelişimi açıklayan öz geçmiş, karneler, diplomalar vs.: Bu en mühim konu. Bana biraz çetrefilli geldiği için aşağıda ayrı ayrı açıkladım. Bu çıktıların 2 nüsha halinde olması gerekiyor. Fazladan çektiğim yedek fotokopiler elimde kaldı. Bugün gitsem sadece 2 nüsha olarak hazırlardım.
  • Yıllık brüt maaşınızın belirtilmiş olduğu somut iş teklifi: Yani iş sözleşmeniz. Mavi kart limitinde brüt maaş ve haftalık çalışma süresi mutlaka belirtilmiş olmalıdır. Muhtemelen bir çok kurum ortak / standart bir sözleşme metni kullanmakta diye düşünüyorum. İmzaların olduğu halinden 1 renkli çıktı almanız ve 1 tane de fotokopisini çekmeniz gerekiyor.
  • Almanya’ya giriş tarihiniz ile işe başlayacağınız tarih arasındaki süreyi kapsayan seyahat sağlık sigortası: Anadolu Sigorta web sitesinden yaptırdım. Fiyatlar, (fark az da olsa) bir çok kurumda farklı. Sigortanın tarihleri çok önemli. Ben sözleşme yenilemek için ikinci randevu alınca, bir önceki sigortayı iptal edip, başvuru ve olası sonuçlanma tarihine göre yeniden sigorta yaptım. Web sayfasından size verilen sigorta poliçesinden 2 adet çıktı almanız yeterlidir.
  • Vize harcı: Kişi başı 60 €. Eşiniz ile birlikte başvuruyorsanız ayrı ayrı 60'lık hazırlamanıza gerek yok. 120 €’luk banknot hazırlamanız yeterlidir.

Eş İçin Aile Birleşimi Kapsamında Gerekli Evraklar

  • Almanca dilinde eksiksiz olarak doldurulmuş ve başvuru sahibi tarafından imzalanmış 2 adet başvuru formu: Yukarıdaki açıklama…
  • İkamet Yasasının 54. maddesine göre başvuru sahibinin el yazısıyla imzalanmış 1 adet açıklama yazısı: Yukarıdaki açıklama…
  • Pasaportunuzun aslı ve 2 tane fotokopisi: Yukarıdaki açıklama…
  • 3 adet vesikalık fotoğraf: Yukarıdaki açıklama…
  • Her iki eşin nüfus bilgilerini içeren Uluslararası Evlenme Kayıt Örneği (Formül B): Eşiniz için farklı olan ilk evrak bu. Evrak eşinizin adına olmalı, sizin değil. Sizin için ayrıca almanıza gerek yok. 1 tane fotokopisini çekmeniz yeterlidir. (Almanya’da bu evrak başka yerlerde tekrar lazım olabilir.)
  • Başvuru sahibine ait “Tam Tekmil Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği”: Bu da ikinci farklı evrak ve her ikisi de nüfus müdürlüğünden alınıyor. Nüfus kayıt örneğinde “Düşünceler” bölümünün eksiksiz doldurulmuş, nüfus kaydıyla ilgili tüm olayların (önceki evlilikler, boşanmalar, çocuklar, anne ve baba, vatandaşlık) yazılmış olması gerekiyor. 1 tane fotokopisini çekmeniz yeterlidir.
  • Eşe ait pasaportun fotokopisi: İş sözleşmesi yapan eşin pasaportunun 2 adet fotokopisi.
  • Eşe ait oturma izni fotokopisi: Evrak listesinde bu şekilde geçiyor ama siz eşinizle aynı anda başvuru yaptığınız için, iş sözleşmesinin 2 adet fotokopisini eklemeniz gerekiyor.

Nüfustan evraklarınızı alırken ne için kullanacağınızı mutlaka söyleyin. Ayrıca sadece müdürün kırmızı mühür ve imzasını alıp ayrılmayın. Apostil denilen bir üst evrak var ve nüfus içinde farklı bir oda / birim tarafından yapılıyor. Uluslararası imza geçerlilik onayı gibi bir şey.

Boşanma veya tekrar evlenme varsa, eş zaten Almanya’da ise vb. farklı durumlar için farklı evraklar da gerekebiliyor. Ama bizim gibi eşiniz ve siz beraber ve ilk defa gidiyorsanız, standart evraklar bunlar.


Anabin Sitesinden Denklik Çıktısı Almak

Okulunuzun ve bölümünüzün denkliğini Anabin sitesinden bulup çıktısını almanız gerekiyor. Ancak yanlış alsanız veya unutsanız bile, konsolosluk görevlileri bu konuda yardımcı oluyorlar. Ben bölümümü yanlış almışım; sağ olsun görevli doğru çıktıyı alarak ekledi. Bu çıktıların 2 nüsha halinde olması gerekiyor.

Okulun denkliğini bulmak nispeten daha kolay. Aşağıdaki resimdeki gibi filtreleme yaparak okulunuzu buluyorsunuz.

Anabin Okul Arama

Okulunuzun adının önündeki artı işaretine tıkladığınızda aşağıda ekran geliyor. Sağ üst köşedeki yazdır butonu ile çıktınızı alabilirsiniz.

Anabin Gazi Üniversitesi Sayfası

Bölüm denkliği için ise iş biraz daha karışık gibi geldi bana. Eğer listede somut olarak yazılmış bölümlerden birisi ise, bulmanız daha kolay olacaktır. Ben ilk etapta yanlış çıktı aldığım ve doğrusunu konsolosluk görevlisi eklediği için İİBF mezunu olarak hangi sayfanın çıktısının alınması gerektiğini açıkçası bilmiyorum. :) Umarım siz daha kolay şekilde tespit edersiniz kendi bölümünüzü.

Anabin Bölüm Sayfası

Anabin evrakları zaten Almanca olduğu için, ayrıca bir tercüme yaptırmanıza gerek yok.


Diploma, Öz Geçmiş, Bonservis, Mesleki Yetkinlik Evrakları ve Tercüme

Diplomamın aslı başvuruda yanımda idi, ancak hiç bakılmadı. Diplomam tamamen Türkçe olarak düzenlendiği için, yeminli tercüme ofisinden tercüme ettirdim. Araştırmama göre, eğer Türkçe / İngilizce tanımlarla düzenlenmiş olsa idi, tercümeye gerek olmayacağı yönünde idi.

Aynı şey öz geçmiş için de geçerli. Ben kendi hazırladığım İngilizce öz geçmişe güvenemediğim, Almanca hazırlama imkanım da hiç olmadığı için, Türkçe bir öz geçmiş hazırlayıp, onu da tercüme ofisinde Almanca’ya çevirttim.

Öz geçmişinizin “klasik” yapıda olmasını tavsiye ederim. Öz geçmiş hazırlama uzmanı değilim, ama aşağıdaki bölümleri içeren bir öz geçmişin daha uygun olduğunu düşünüyorum

  • Fotoğraf ve altında isim, doğum tarihi yaş ve doğum yeri bilgisi ile başladım
  • Profil; bir paragrafı geçmeyecek şekilde kendimi özetledim
  • Kişisel bilgiler; sadece temel iletişim, kimlik numarası, pasaport numarası vb. bilgilerimi yazdım
  • Beceriler; yetkin olduğum alanları (programlama dilleri ve platformları) maddeler halinde listeledim
  • Başarılar; kariyerimin en önemli kısımlarını tekrar bir kısa paragraf halinde özetledim
  • Önemli yazılım projeleri; çok abartmadan, bugüne kadar geliştirdiğim yazılımları ve bunları hangi programlama dillerinde geliştirdiğimi maddeler halinde listeledim
  • İş tecrübeleri; kurum adı, işe başlama ve bitiş tarihleri ile, kurumda üstlendiğim ana görevlerin maddeler halindeki listesini ekledim
  • Eğitim bilgileri; üniversite ve yabancı dil bilgilerimi yazdım basitçe
  • Referanslar; “istenmesi halinde, çok iyi işveren referansları ve örnek proje çalışmaları sunabilir” şeklinde açık uçlu olarak bıraktım

Vize başvurusu ile öz geçmişin bu kadar ne alakası var diyebilirsiniz. İlk etapta bu daha çok işvereni ilgilendiren bir şey. Ama “nitelikli iş gücü” olarak mavi kart almak istiyorsanız, iş sözleşmenizin dışında yetkinliğinizi de göstermeniz gerekiyor. Hele benim gibi İİBF İşletme mezunu olup, bilgisayar programcılığı yapıyorsanız :) Ben işletme mezunu, alaylı bir bilgisayar programcısıyım. Bu işin “en iyilerinden” olduğumu söyleyebilecek durumdayım; ama bunu ispatlayacak hiç bir eğitimim yok. Klasik bilgisayar sertifikası buna dahil :)

Böyle bir durumda olunca, öz geçmiş çok daha kritik ve kıymetli bir durum teşkil etti benim için. Ancak öz geçmiş, nihayetinde benim hazırladığım bir şey. Bunu nasıl resmi olarak destekleyebileceğim arayışına gittim ve bonservis denilen kavrama denk geldim. Resmi adı “çalışma belgesi” olan, yasal bir evrak hakkınız var. Daha önce (veya şu anda) çalıştığınız tüm iş yerleri, yasal olarak talep etmeniz durumunda, size bir çalışma belgesi vermekle yükümlü. Geriye dönük olarak da talep edilebilir bu evrak. Google’da “çalışma belgesi” diye arattığınızda bir çok format ve bilgi bulunabiliyor.

Öz geçmişimi desteklemek için bu yasal “bonservisleri” hazırladım ve çalıştığım yerlere onaylattım. Yasal gerekliliğin ötesinde, o kurumda icra ettiğim görevleri de geniş bir paragrafla belgeye yazdırmış oldum.

2'şer nüsha olacak şekilde asılları ve Almanca tercümelerini hazırlattım. Başvuru sırasında konsoloslukta bunların orijinal kopyaları alındı.

Bunun dışında 2 tane sertifikam vardı; ama yazılım alanı ile ilgili olmadığı için dahil etmedim. Daha önce bloglarla yüzlerce sertifika ve tercüme hazırlayıp, hepsinin geri verildiğini yazan bir çok kişi okudum. Yüzlerce evrak istemiyorlar; sadece mesleki yetkinliğinizi ispatlayacak kadar evrak kabul ediyorlar. Benim hazırladığım set “diploma + öz geçmiş + 4 adet bonservis” idi ve hepsini aldılar.


Konsolosluk Görüşmesi ve Sonuç Bekleme

İlk randevumuz sabah 07:40 randevusu idi; 7 gibi gittik ve içeri alındık. Ancak ikinci randevu 11:30 idi ve 15 dk. kaladan önce içeri alınmadık. Tedbiren yarım saat öncesinde konsoloslukta olacak şekilde gitmeniz muhtemelen yeterli olacaktır.

Vize başvurusu yapan kişiler dışındaki refakatçiler binaya alınmıyor; ona göre. Ayrıca içeride yanımızda telefon bulunduramıyoruz. Yalnız gelmişseniz, telefonunuzu ve çantanızı girişte kilitli bir dolaba bırakıyorsunuz ve çıkışta geri alıyorsunuz. Yanınızda çok özel, gereksiz veya şüphe uyandırıcı hiç bir şey götürmeyin. Çantanın içindeki gözlük kabının içine kadar açılıp bakılacağını bilin. İlk girişte sevimli bir bomba uzmanı köpek de çantanızı koklayacak.

Güvenlik görevlileri, bulundukları yer açısından biraz gergin olabiliyorlar. Her gün onlarca kişiyi geri çevirmek zorunda kaldıkları için, biraz mesleki deformasyon olabiliyor sanırım. Genel olarak nazikler ama “dost canlısı” tavır da beklemeyin. Alışık değilseniz güvenlik taraması kısmında kendinizi biraz garip ve “yabancı” hissedebilirsiniz.

İçeriye girdiğinizde öncelikle (İstanbul’da sağ arkadaki masadan) 20 TL’ye UPS kargo poşeti satın alıyorsunuz. Bu kargo poşeti ile pasaportlar size geri gelecek. Eşiniz ile birlikte başvuruyorsanız, tek bir kargo poşeti almanız yeterli. Kargo fişinin üzerindeki takip numarasını kaybetmeyin. Yanıt gelene kadar UPS kargo takip sayfasında bu numarayı gireceksiniz. Gerçi pasaport numarası ile hizmet veren bir sayfası da bulunmakta.

Not: Kargonuz size geri geldiğinde, UPS görevlisi bizde olduğu gibi kazara “bu ücretli imiş, 20 TL alayım” derse, vermeyin :)

Sonra randevu sıranıza göre ön evrak kontrol aşamasına çağrılacaksınız. İstanbul ofisinde sol en öndeki masadaki görevli, önündeki listeye göre tek tek sizden evrakları ister ve sıraya koyar. Vize harcının hazır olup olmadığını kontrol eder. Her şey tamam ise, size bir sıra numarası verir. Sıra numaranız yanınca, asıl mülakat aşamasına geçersiniz. Bu görüşme cam bir bölme ile mikrofonlar üzerinden oluyor; hapishane görüşüne benziyor biraz :)

Evraklarınızı sürgülü bir çekmeceden gönderiyorsunuz. Görüşme tamamen Türkçe geçiyor; eğer Almanca bilmenizi gerektiren bir şey yok ise tabii ki :) Mavi kart kapsamında hem çalışan hem de eşi için böyle bir zorunluluk olmadığının farkındalar.

Evraklarınızda bir sorun yok ise, parmak izlerinizi önünüzdeki cihazdan okutup, başvuru ücretinin “alındı” evraklarını çekmeceden geri alarak görüşme bitiyor. O evrakın üzerindeki barkod numarası, konsolosluk açısından başvuru takip numaranız oluyor. UPS’in verdiği kod, pasaportlarınız kargoya verilene kadar çalışmayacak.

Maalesef henüz vize başvuru durumunu online olarak sorgulayabileceğiniz bir sistem bulunmuyor. Sabırla beklemek dışında yapabileceğiniz bir şey yok. Ben başvurumu 13 Şubat 2018'de yaptım ve vizem tam 51 gün sonra 5 Nisan 2018'de elime ulaştı. Arada, ilk 1 ayın dolması şerefine mail ile başvuru durumunu sordum; işlemlerin henüz devam ettiği yanıtını alabildim sadece. Daha sonra da araya paskalya tatili girdi. Başta bize söylenen “ortalama 6 hafta sürer” bilgisi bu şekilde gerçek çıkmış oldu.


Sınırdan Geçmek

Biletinizi aldınız, yurt dışı harç pulunuzu aldınız ve Türkiye’den çıkış işleminizi yaptınız. Eğer benim yaptığım gibi hesaplı olması için SunExpress ile geliyorsanız, uçağa biner binmez, Almanya’ya gelmiş kadar olursunuz. Tüm kabin ekibi Alman idi. Eşimin şansına ona Türk kabin ekibi denk gelmiş.

Almanya’da sınır kapısı / gümrük kontrolüne geldiğinizde, görevli polis size sadece Willkommen deyip mühür de basabilir. Ancak bana yaptığı gibi, sizden ek bazı bilgi ve evraklar isteyebilir. Bunun asıl sebebi, muhtemelen Almanca bilmiyor olmam idi. İngilizce olarak da söylediğini anlayıp cevap vermem biraz vakit alınca, kısa bir gerilim sahnesi yaşadım. Benden iş sözleşmemi istedi memur. Ben de o kadar detaylara dikkat etmeme rağmen, sözleşme vb. hiç bir evrakı yanıma almamıştım; gerek olmayacağını düşünmüştüm. Sırada bekleyen ve Almanca bilen bir Türk hanımefendinin de yardımı ile bir süre sonra pasaportuma mühür basılarak içeriye buyur edildim.

Kısacası, vize almanızı sağlayan sözleşme vb. olası talep edilebilecek evraklarınızın birer kopyasını yanınızda bulundurmanız faydalı olacaktır.

Ayrıca valizimin içinde bilgisayar kasamı da götürdüm. Ne Türkiye, ne de Almanya’da bilgisayar kasası ile ilgili hiç bir soru veya sorun ile karşılaşmadım. Orta boy bir valizin içinde, envai çeşit havlu kıyafet vb. şeyle sarıp sarmaladım kasayı. Normal bagaj olarak verdim ve sağlam şekilde teslim aldım.

Almanya’da İlk Günler

Bu konuda da yine Elçin hanımın ilgili blog sayfasını okumanızı tavsiye ederim. Ben kısaca kendi tecrübelerimi özetleyeceğim.

Anmeldung yapabilmek için Wohnungsgeberbestätigung formunu Ulm Stadt web sitesinden indirip doldurdum ve ev sahibime imzalattım. Kira kontratım yok idi; iş verenim şirketi üzerinden 1 aylık geçici bir yer kiralayıp benim kullanımıma tahsis etti. Formda da tam olarak bu durumu beyan etmiş olduk.

Bürgerbüro’dan online termin (randevu) aldım. Almanca konuşabilen birisinin desteği gerekiyor kesinlikle. Yanımda pasaport, iş sözleşmem ve Wohnungsgeberbestätigung formu ile randevu saatinde gittim. Meldebescheinigung kağıdını sorunsuz şekilde aldık. Eşim henüz Almanya’ya gelmemiş olmasına rağmen onun da bilgilerini el yazım ile istediler ve sisteme işlediler. Ancak kendisi 1 ay sonra Almanya’ya geldiğinde aynı işlemleri onun için de tekrarlamak durumunda kaldık.

Stuttgart Başkonsolosluğu’na mail atarak, adres kaydı beyanımı posta ile verip veremeyeceğimi sordum. “ Adres değişikliğinin 20 gün içinde bildirilmesi halinde posta yolu ile yapılması mümkündür” yanıtını aldım. Meldebescheinigung (ikamet belgesi) fotokopisi, nüfus cüzdanın fotokopisi ve imzalı dilekçe talep ettiler. Ben yanına pasaport ve vize fotokopisi ile NVİ web sitesindeki adres beyan formunu da doldurup ekledim. Postaya verdiğim gün hepsini PDF olarak da konsolosluğa ilettim. Ertesi gün “adresiniz kayıtlara alınmış ve işlem tamamlanmıştır” yanıtı geldi.

Binanın girişindeki posta kutusunun üzerine ad ve soyadımı yapıştırdım. Bu adımın çok önemli olduğunu göreceksiniz. :)

Sparkasse Ulm’ün iş yerine en yakın şubesinin yolunu tuttum. Benim kadar İngilizce bilen şube sorumlusu ile gayet güzelce (!) anlaşarak hesap açma işlemini tamamladım. Karşınızdaki kişi de sizin kadar İngilizce biliyorsa anlaşmak çok keyifli oluyor. :) Maalesef ilk etapta çok da şansım olmadığından aylık 2,50 € hesap işletim ücretine razı oldum. Her şehirdeki Sparkasse (tasarruf sandığı) farklı uygulama yapabiliyor. Ulm’de giro.individual 2.50 € iken, Karlsruhe’de S-Girokonto 0 € olabiliyor. ATM ve şube yaygınlığı sebebiyle Sparkasse daha mantıklı geldi. Ama ileride tecrübe ettikçe fikrim değişebilir. Geldautomat kartım ve şifresi de ayrı ayrı postalar halinde 1 hafta içerisinde posta kutuma geldi.

Burada başta 2,50 €’luk modeli seçmiştim. Bu modelde SEPA denilen havale işlemleri için 0,20 € masraf alınacak idi. Başta “ne olacak sadece kira ödeyeceğim; bu model beni kurtarır” demiştim. Ama sonradan SEPA’lar havada uçuşmaya başladı. Bizdeki TRT vergisine denk gelen ARD-ZDF vergisi, çevre temizlik vergisi, AldiTalk aylık cep telefonu ödemeleri… Bir de üstüne üstlük EC (debit) kart ile yaptığım her market alışverişi de SEPA statüsünde işlem görüyormuş. İlk ay 2,50 - 3,00 € masraf öderim derken 7,80 € masraf gelince; tüm SEPA işlemlerinin ücretsiz olduğu 6,00 €’luk pakete tıpış tıpış geçiş yapmak durumunda kaldım.

Sağlık sigortası üyeliğiniz genelde işveren tarafından otomatik olarak yapılır ve sigorta firması da muhtemelen AOK olacaktır. Daha sonra kendiniz istediğiniz sağlık sigortasına geçebilirsiniz. AOK bir süre sonra sizden fotoğraf göndermenizi isteyecek. Mektupla veya online olarak fotoğrafı göndermeniz gerekiyor. Takip eden 2 hafta içerisinde Gesundheitskarte yine posta ile size gelecek. Bu kartla tüm temel sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanılabiliyor imiş. Henüz tecrübe etmek nasip olmadı hamdolsun. Sizin süreciniz ile eşinizin süreci bir şekilde aynı anda başlamaz ise, en yakın AOK bürosuna giderek, eşinizi kendi sigortanız kapsamına ekletebilirsiniz. Tabii ki eğer eşiniz çalışmıyor ise.

Mavi kart başvurusu için gereken son şey; 3 aylık maaş bordrosunun çıkması. İkinci ayın maaşını aldığınız anda iş yerinizin muhasebecisi bordronuzu hazırlayabiliyor.

Berlin gibi birçok büyük şehirde, mavi kart işlemleri için randevu almak gerektiği söyleniyordu. Hatta en önemli sorun, randevuların çok geç tarihlere verilmesi olarak anlatılmıştı. Ulm’de böyle bir sorunla karşılaşmadık. Önden randevu almak için gittiğimizde, böyle bir gereksinim olmadığı ve evraklar hazır olur olmaz direkt gelmemiz söylendi.

3. ay bordrosu hazır olur olmaz eşimle Bürgeramt’ın yolunu tuttuk. Elimizde ne evrak varsa yanımızda götürdük; ama bordrolar dahil hiç birisine dönüp bakmadılar; muhtemelen hepsini online olarak görebildiler. Sadece işverenin imzalaması gereken bir “çalışma belgesi” istendi; işlemleri yaptılar ve o eksik evrakı imzalatıp getirmemiz istendi sadece. Türkiye’den verdiğimiz tüm evraklar da zaten ellerinde idi. Dikkatli ve yavaş yapılan inceleme, parmak izi okutma, 1'er adet fotoğraf teslim edilmesi, parmak izi okutup doğrulama adımları oldu. Kişi başına 100 € ödedik. Mavi kartlarımız hazır olunca mektup ile bilgilendirileceğimizi ve mektupta dijital kartın şifresi olacağı söylendi.

Ekşi sözlükten geodude kullanıcısı Türk vatandaşlarının 100 yerine 28,80 € ödemesi gerektiğine dair bir bilgi paylaştı. Ben de internette araştırdım ve bu yönde bir mahkeme kararı olduğunu buldum. Ancak uygulamada bazı makamların bilerek veya bilmeyerek normal ücret tahsil etme yoluna gittikleri söyleniyor. Sonradan itiraz edilmesi durumunda ise, fazladan alınan ücret iade ediliyormuş. Eğer başlangıçta haberim olsa idi, bunu belirtirdim; ancak sonran itiraz ve iade ile hiç uğraşasım gelmedi…Gelmişim, tüm işlemlerimi tamamlamışım; yeni bir ücret stresine gerek görmedim kendi adıma :)

3 hafta sonra kartlarımızın hazır olduğunu ve şifrelerini bildiren mektuplarımız geldi. Hemen heyecanla kartlarımızı almaya gittik; ama ufak bir sürpriz oldu; 3 hafta üst üste gittik ve kartımızı ancak 4. haftada teslim alabildik. Her seferinde farklı bir memur vardı. İlk gittiğimiz bir onay bekleniyor diyerek telefon ve mail adresimizi aldı; haber vereceğim dedi ama ses çıkmadı. İkinci denemede kartlar önümüze kondu, tam imza atıp teslim alacağız; özür dileyerek geri aldı ve polis onayı bekleniyor gibi bir şeyler söyledi; haftaya tekrar gelin denildi. Sonraki görevli ise; oturum izniniz hazır ama Oktober’de teslim alabilirsiniz dedi; iyice kafamız karıştı. En son denemede artık Almanca bilen arkadaş desteği ile gittik; bu sefer de sorunsuz olarak kartları verecekleri tuttu. :)

Çok şükür şu anda kartlarımız elimizde artık. Bundan sonraki hedef, 21 ay sonunda B1 seviyesi Almanca bilgisi edinerek, kalıcı oturum almak olacak.


Almanya’da Masraflar ve Vergiler

Bu konuda kendinizi sıkı bir şekilde hazırlayın :) Muhtemel ödeyeceğiniz vergi ve masraflar yaklaşık olarak şunlar olacak.

  • Ev kirası; 600 ~ 800 € / ay
  • Konut ek masrafları (NBK; ısıtma, aidat, su vb.); 200 ~ 250 € / ay
  • Elektrik faturası; 60 € / ay
  • Evden internet bağlantısı; 20 € / ay
  • Cep telefonu kullanma (internet dahil); 10 € / ay / kişi
  • ARD - ZDF (bizdeki TRT) vergisi; 200 € / yıl
  • Atık Kaldırma (çöp - çevre temizlik) vergisi; 50 € / yıl
  • Banka hesap işletim masrafı; 6 ~ 10 € / ay
  • Otomobil almayacak iseniz aylık otobüs bileti; 55 € / ay / kişi
  • Otomobil alacak iseniz Kfz (trafik sigortası); 800 € / yıl
  • Otomobilinize göre değişecek olsa da yıllık vergi; 150 ~ 200 €
  • Türkiye ehliyetinizi Almanya ehliyetine dönüştürmek; 800 €

Tabii ki buradaki değerler kişisel kullanıma, tercihlerinize ve kiraladığınız evin özelliklerine göre değişecektir. İnternet hızım 100 Mbit olsun, cepten 10 GB internet olsun, evim 4 odalı olsun derseniz; evde su ve elektrik kullanımına dikkat etmez iseniz, bu değerler illa ki değişecektir.

Mutfak harcamaları hariç ayda en az 1.000 ~ 1.200 € masrafı gözden çıkartmalısınız. Mutfak dahil bu harcamalar 1.500 ~ 1.800 € bandında gerçekleşebilir. Artık o da sizin yaşam tarzınıza ve tasarruf yeteneğinize kalmış bir şey. :)


Vergi Sınıfınız

Steuerklassen, elinize geçecek parayı direkt etkileyen bir kavramdır. Eğer bekar iseniz veya eşiniz daha Almanya’ya resmi olarak gelmedi ise, maaşınız ayda 200 ~ 300 € daha fazla kesintiye uğrayabilir. Normalde evli olup eşiniz çalışmıyor ise vergi sınıfınız 3 olacaktır.

Eğer eşiniz Almanya’ya sizden sonra gelirse, Finanzamt’a (vergi dairesine) giderek vergi sınıf değişiklik formu doldurmanız gerekecektir.

Ayrıca her yıl sonunda gelir vergisi beyannamesi vermeniz gerekiyor. Bu beyannameye göre; ek gelirler elde etmiş iseniz ek vergi ödemeniz gerekebileceği gibi, eğer sizden fazla vergi kesilmiş ise de, size geri iade işlemi yapılacaktır. Bir nevi yıl sonu mahsuplaşması yapılıyor yani.


Almanca Öğrenmek

Genç yaşta Almanca öğrenmemiş iseniz, bu başlık sizin için. Ben Ulm doğumlu olmama rağmen, okul çağına gelmeden Türkiye’ye kesin dönüş yaptığım için maalesef Almanca bilgim yoktu. Sadece kulağımdan benden büyük tüm aile bireylerimin evdeki Almanca konuşmalarından tanıdık gelen kelimeler vardı. Bir de mesleki olarak kaçınılmaz olarak edindiğim İngilizce’ye benzeyen sesler. İngilizce bilgim de yeterli düzeyde değildi maalesef. Okuyabiliyor ve çok hızlı değilse konuşanı anlayabiliyordum; ama konuşamıyordum.

Benim için asıl hedef yabancı dil ve hem Almanca hem de İngilizce. Temel İngilizce bilgimi pratiğe dökmeyi umuyorum. Almanya’ya gelir gelmez bir Almanca kursuna başlamayı hedefledim.

Vaktim olsa idi önden hazırlık olarak Goethe Enstitüsü kurslarına gidecektim ama fırsat olmadı. Bunun yerine Busuu Premium eğitimleri, Deutsche Welle radyo dil kursu ve temel Almanca eğitim kitapları ile hazırlanmaya çalıştım.

Kesin olan; Almanya’da yaşayacaksanız, öyle yada böyle Almanca bilmek zorundasınız. Gittiğinizde bilmiyorsanız, sürekli birilerinin yardımına muhtaç kalacaksınız. Ev kiralama, devlet dairesi işlemleri vb. durumlarda Almanca bilmiyor olmanız çok ciddi bir kısıt maalesef.

Kurs olarak hızlandırılmış gündüz kursları veya daha yavaş ilerleyen akşam kursları mevcut. Ben ilk 1 ay gündüz kursuna gittim; ancak yoğun iş temposu sebebiyle devam edemedim. Çok temel bazı kavram ve diyalogları öğrenebildim sadece. Pekiştirme çalışması yapma fırsatım olamadı. Mevcut durumda biraz ara verip, öğrendiğim kadarıyla pratik yapmak ve kendimi geliştirmeye çalıştım.

Sakın Almanca kolay veya zaten İngilizce biliyorum ben hallederim gibi bir ön kabul ile davranmayın. Almanca zor bir dildir. Öğrenmesi imkansız değildir elbette; ama sabır, azim ve zaman gerektiren bir öğrenme süreci vardır.


Evcil Hayvanınız İle Almanya’ya Gitmek

Evet, bir kedimiz var ve o da bizimle birlikte Almanya’ya yolcusu. Bu aslında başlı başına bir yazı konusu. Biz öncelikle uluslararası geçerli bir aşı karnesinin olmasının yeterli olacağı düşüncesinde idik. Hatta aramızda konuşurken “götürdüğümüz kedinin o aşılanan kedi olduğunu nasıl anlayacaklar acaba” diye konuşmuştuk. Sonradan öğrendik ki, bunun için oldukça uzun bir süreç varmış.

Öncelikle kedinizin aşılarının tam olması şart. Bunun yanında, ilk kuduz aşısından en az 1 ay geçtikten sonra, “kuduz titrasyon testi” denilen bir test yapılması gerekiyor. Kuduz aşınız zamanında düzenli yapılmaya başlanmış ise, direkt kan alınıp teste gönderilebiliyor.

Bu testin yapılabilmesi ve sonradan test ve aşı yapılan kedinin o kedi olduğunun anlaşılabilmesi için, kedinizin deri altına bir mikrochip takılması gerekiyor. Artık kedinizin bir barkod numarası var :)

Maalesef bununla da bitmiyor. Kuduz aşısı yapıldı, en az 1 ay geçti aşıdan sonra, chip takıldı, kan alındı, Ankara’ya laboratuvara gönderildi (Türkiye’de tek yer yetkili bu test için) ve sonuç geldi. Ondan sonra sayaç saymaya başlıyor. Bu sürecin üzerinden 3 ay geçmeden, maalesef kedinizi AB sınırlarına sokamıyorsunuz.

3 aylık süre bitince, bulunduğunuz bölgedeki Tarım İl Müdürlüğüne gidip, kedinin yurt dışına çıkabileceği ile ilgili bir “şehadetname” almak gerekiyor ayrıca.

Uçakta kedi taşıma da başlı başına bir konu. Kediniz kabı ile birlikte 8 kiloyu geçmiyorsa, kabinde kucağınızda seyahat edebiliyor. 8 kilodan fazla ise, bagaj bölümüne gitmesi gerekecek. Mutlaka biletinizi almadan önce hava yolu şirketinden bilgi alın. O uçuşa daha önce başka evcil hayvanlar için rezervasyon yaptırılmış ise, sizi kabul etmeyebilirler.

Bu aşamayı da geçtiniz diyelim; evraklar tamam, uçak rezervasyonu tamam. Bitmedi; hava alanı güvenliğinden geçiş ve taşıma kabı da ayrı bir konu. Güvenlik kedinin kabından çıkartılmasını isteyecektir. Rica ile kabında geçmesine izin verebiliyorlar, ama tamamen onların inisiyatifinde. Israr ederlerse mecbur çıkaracaksınız, tedbirinizi ona göre alın.

Uçakların IATA standardı gereği kabul ettikleri bir taşıma kabı ölçüsü var, ama o ölçüde bir taşıma kabı Türkiye’de maalesef yok. Siz rezervasyon sırasında uygun kabınızın olduğunu söyleyin. Yurt içi uçuşumuzda piyasadaki standart plastik kap ile sorunsuz şekilde uçuş tecrübemiz oldu. Uygun bir taşıma çantası amazon.de sitesinde var ama Türkiye kargosu yoktu.

Konuyla ilgili olarak Almanya Büyükelçiliğinin Evcil Hayvanlarla Seyahat Etmek/Taşınmak sayfasını incelemenizi tavsiye ederim.

Eşim, benden 2 ay sonra kedimiz ile birlikte Almanya’ya gelebildi. Çok şükür hiç bir gümrük sorunu ile karşılaşmadı. Hatta beklediğimiz kadar detaylı bir kontrol süreci de olmadı.


Ev Kiralamak ve Almanya’ya Eşya Taşıma

Geldik kabus gibi konuya.

Öncelikle, vizeniz çıkmadan ne yapsanız boş. :) Ama merak ve heyecan işte; araştırıp bakmadan duramıyorsunuz da. Almanya’da sahibinden.com tarzında yaygın kullanılan 2 site tespit ettim. Oradan ilanları takip edip, ön bilgi edinmeye çalıştım.

https://www.immobilienscout24.de/
https://www.immowelt.de/

Sitelerin ikisi de Almanca, ama nasıl kullanacağınız konusunda bir yönlendirme yapmayacağım. Kendiniz çözmelisiniz artık :)

İlanlarda “kaltimate” kira, masraflar hariç kiradır. Isıtma, çevre temizlik, aidat gibi masraflar (NBK) ayrıca belirtilir. Sadece bu kadar bilgi vermiş olayım.

Bahsettiğim üzere kedimiz olacağından, “Haustiere: Ja” diyen ilan bulmakta zorlandık; hatta zorlanmadık, çok net biçimde bulamadık. Bunun üzerine yabancılara ev vermeme isteği ve ev kıtlığı ile birlikte düşününce çok ciddi bir kabus ev kiralama işi.

Bu arada işin bir de online dolandırıcı boyutu var. Çok makul fiyatlı, eşyalı, evcil hayvan kabul eden bir ilana denk geldim. İngilizce mesaj attım ve hemen geri dönüş yapıldı ama; o arada ilan yayından kalktı. Tabii daha sonradan bu senaryo bir kaç defa gerçekleşti. Mesaj atan mail adresi açıkçası gerçek bir adres gibi durmuyordu. İngiltere’ye (yada Hollanda’ya) çalışmaya gittiğini, evi göstermeye vakti olmadığını, Airbnb üzerinden 1 aylık kirayı ödersem emlakçının evi göstereceğini vs. anlatıyorlar. Kesinlikle yanıt vermeyin :) Almanya’da yüz yüze görüp evi tutmadan sakın kimseye para ödemeyin .

İlk etapta işverenimin özverili yardımı ile 1 aylık geçici bir konaklama yeri ayarladım. Geçici konaklama yerinizin “anmeldung”, yani ikamet kaydı için gerekli onay evrakını size vermesi şart. Bu evrak ile 2 hafta içerisinde adres kaydınızı yaptırmanız zorunlu. Aksi durumda para cezası kesilebiliyor deniliyor forumlarda; ama somut bir veriye de denk gelmedim.

Almanya’dan sıfırdan ev eşyası almak mı, yoksa Türkiye’den eşya taşıtmak mı konusunu da araştırdık. Beyaz eşya, mobilya ve mutfak malzemesi olarak 2 kişilik minimal bir ev eşyasını 2000 / 2500 € civarına alabileceğimizi hesapladık. Ama detayları ile “iğneden ipliğe” her şeyin hazır olması muhtemelen çok daha maliyetli olacaktı. Bir sürü nakliye firmasından fiyat istedik. 15 m3 eşya için 2000 ila 4000 € arasında fiyat teklifleri aldım. İçime en çok sinen yer P-Mak firması oldu. Kendileri ile anlaştık ve hayatımızdaki en kaliteli en taşıma operasyonunu yaşattılar bize. Tek bir bardak kırılmadı, tek bir şey bile çizilmedi. Her şey muhteşem biçimde paketlendi. Sadece paket malzemeleri bile dünyanın masrafıdır diye düşünüyorum. Kendilerine teşekkürü bir borç bilirim.


Püf Noktaları

Son olarak yaşam ve evinize yerleşme konusunda önemli olabilecek bazı detayları maddeler halinde sıralayayım. Benzer durumlar için bilgi olarak aklınızda olsun.

  • Büyük hacimli kargolar genellikle evinizin içine kadar teslim edilmez. Kaldırım kenarı veya ilk kilitli kapıya kadar getirilirler. Evin içerisine taşıma ve monte işlemleri, aldığınız üründen fazla tutabilir.
  • Evler genellikle mutfak dolabı ve evye gibi aparatlar olmadan kiraya verilir. Eğer evde hazır mutfak varsa ayda 10 ~ 50 € arasında kiraya eklenecektir.
  • Mutfaklarda gazlı değil elektrikli ocak kullanılır. Ocak ve fırınlar da, standart fişlerle elektriğe bağlanmaz. Ayrıca bir kablo almak ve özel bir bağlantı kutusuna bağlamak gerekiyor.
  • Su ve elektrik tesisat bağlantısı işleri son derece pahalıdır. Daha doğrusu emek, hele de nitelikli emek gerektiren her iş pahalıdır. Fırın elektrik kablosu montajı için 70 € talep edildi mesela bizden. Güvenliğinizi riske atmadan mümkün olduğu kadar çok şeyi kendiniz halletmeniz daha tasarruflu olacaktır.
  • Sessiz saatler / dinlenme saatleri kavramına alışmaz iseniz, gürültü yaptığınız için kapınızda polis bile bulabilirsiniz. Hafta içi ve Cumartesi günleri 13:00 ~ 15:00 ve 22:00 ~ 07:00 arasında çamaşır makinesi çalıştıramaz, elektrikli süpürge kullanamaz, yüksek sesli işler yapamazsınız. Bu yasaklar Pazar günleri ise günün tüm saatlerinde geçerlidir. Almanya’da Pazar günü ev işi dahil hiç bir iş yapılmaz. Her gün 22:00 ~ 06:00 arasında duşları kullanmanız bile yasaktır.
  • Atıklar türüne göre depolanır. Mavi kutularda sadece kağıtlar, kahverengi kutularda organik atıklar, sarı kutularda (veya torbalara) ambalaj atıkları depolanır. Siyah kutulara ise bunların dışındaki “gerçek çöpler” atılır. Hangi atık nereye gidecek alışmanız biraz zaman alabilir. Ama atık tasnifi hayati önemdedir. Atıkların teslim alınma saatleri için atık yönetim birimlerinin broşürleri veya web sitelerini takip edebilirsiniz.
  • Haftpflichtversicherung yani başkalarına olası zarar verme durumları için sigorta… Burada siz veya bir aile bireyiniz veya evcil hayvanınız başkalarına veya mallarına zarar verirse, tüm zararı karşılamakla mükellefsiniz. Bu bazen çok büyük rakamlara tekabül edebilir. Bu sebeple böyle bir sigorta ile kendinizi koruma altına almak burada oldukça önemli bir şey.
  • Burada EFT/Havale yerine kullanılan kavram; SEPA. Verilen bir SEPA talimatı karşı hesaba ertesi iş gününden önce yansımaz. Bazen 2 iş gününü bulduğu da olur. Kritik ödemelerde buna göre planlama yapmalısınız.
  • Burada çok yaygın olan bir kavram otomatik SEPA tahsilat yetkisidir. Bizdeki otomatik ödeme talimatından farklı bir şeydir bu. Siz karşı bir kuruma (neredeyse muhatap olduğunuz her kuruma) imzalı bir SEPA emri verirsiniz. O kurum gerektiği zamanlarda (ödenmesi gereken bir fatura oldukça) sizin hesabınızdan otomatik olarak tahsilat yapar. Bu kadar basit :) Bu tahsilatlara 8 ay içerisinde itiraz edebilir ve geri alabilirsiniz. Ama sistem genellikle sorunsuz şekilde işlemektedir.
  • EC / debit maaş kartı ile yaptığınız her alışveriş ödemesi bir SEPA işlemi olarak bankanıza yansır. Günlük hayatta neredeyse hiç kredi kartı göremezsiniz. Ya nakit ödeme yapılır, ya da EC kart ile. Kredi kartı genelde online işlemlerde kullanılır ve kredi kartının genelde aidatı vardır. EC kartınızı da online alışveriş için kullanabilirsiniz. Amazon gibi büyük sitelerde özel olarak EC kart numarası girme seçeneği mevcuttur. Diğer birçok site de ise, EC kartlardan tahsilat hizmeti veren paydirect veya sofort gibi üçüncü taraf firmaların ekranları kullanılır.
  • Bir şey satın alırken fiyatını “5 ile çarpmaktan vazgeçin” yazmıştım; artık 7 oldu maalesef. 1 Euro, 1 birim para olarak düşünmek gerekiyor.
  • Şehir merkezlerinde otobüs ve tramvay gibi toplu taşıma araçlarına binmeden önce veya binerken içerisinde bilet almanız gerek. Ama biniş ve inişlerde kimse size bilet sormaz. Sadece regional hatlarda insanların binerken bilet gösterdiklerini gördüm. Stadt hatlarda, araçların tüm kapıları açılır ve her kapıdan indi bindi yapılır. Eğer şoför tarafındaki en ön kapıdan binerseniz, ufak bir turnike görürsünüz. O kapıya yönelmenizin anlamı, biletinizin olmadığı ve şoförden bilet almak istemeniz olarak algılanır. Bunun dışında biletiniz varsa, istediğiniz kapıdan direkt biniş yapabilirsiniz. Nadir de olsa, belediye görevlileri, yolculardan biletlerini göstermelerini isteyebilirler. Talep edildiğinde biletinizi gösteremez iseniz, 60 € ceza ödemek zorunda kalırsınız. Biletiniz var ama o anda ibraz edememiş iseniz, cezayı sonradan kaldırabilirsiniz. Ama kendinizi toplu taşımada böylesi utanılacak durumda bırakmamaya özen göstermelisiniz.
  • Yaya geçitlerinde ışık yoksa yaya önceliklidir. Arabalar sizin geçitte beklediğinizi veya geçide yaklaştığınızı gördükleri anda duracaklardır. Hatta yaya geçidi olmasa bile yola inerseniz arabalar yine durur; ama muhtemelen fırça yersiniz. Bisikletlere ayrılmış yolda yürürseniz, bu sefer de muhtemelen bisikletliler size fırça atacaktır.
  • Şehir içlerinde araçlar için hız limiti saatte 50 Km'dir. Ancak otobanlarda eğer aksi bir hız limiti tabelası yoksa, hız limiti aracınızın ibresi kadardır. :)
  • Araçlar, trafikte bir bisikletliye 1,5 metreden fazla yaklaşamaz. Şehrin her yerinde (hatta şehirler arasında) bisiklet yolları vardır; özel bisiklet yolu olmayan yerlerde ise boyalı çizgilerle bisiklet yolu belirlenmiştir. Ara yollarda ise bisiklet her türlü serbesttir. Sadece bazı merkezi yollarda, bisiklet girmez işareti yer alıyor olabilir. Bu durumda mutlaka bisiklet için alternatif bir rota ve yönlendirme tabelası yer alıyordur.
Sonradan yaşadığım tecrübelere göre bu kısmı güncelleyeceğim inşallah…

Ve Son

Artık evimizdeyiz, yeni hayatımıza alışmaya ve Almanca bilgimizi artırmaya çalışıyoruz. Herkes için en hayırlısı ne ise onun olmasını dilerim.


Son Güncelleme: 25.09.2018 15:28